Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Milletvekili adaylarına öneriler-2

Seçimlere 53 gün kaldı. Aslında biz vekillerimizi seçtiğimizi sanırken, liderlerin bizim için seçtikleri arasından 550 milletvekili koltuğuna oturacakların kaçının hangi partiden olacağına karar vereceğiz sadece.

Geçen yazımda iletişim faaliyetinde bulunmayı buz patenine benzetmiş, nasıl buz pateninde derece “artistik” ve “teknik” hareketlerin bileşkesinden geliyorsa, siyasal iletişimde de bunun böyle olduğunu belirtmiş ve siyasal iletişimdeki “artistik hareketlere” değinmiştim. “Teknik hareketler” ise bu yazıda kalmıştı. Peki nelerdir “teknik hareketler”?

1- Beden dilinin doğru kullanılması: Her insan, farkında olsun ya da olmasın günlük yaşamında beden dilini çok sık kullanır. Sosyal psikoloji alanında dünya çapında bir üne sahip bilim adamı Albert Mehrabian, bir mesajın toplam etkisinin yaklaşık yüzde 7’sinin sözel, yüzde 38’nin sesli, yüzde 55’nin de sözel olmayan öğelerden oluştuğunu söyler. Mehrabian’a göre kullandığımız kelimeler ve onları söyleyiş tarzımız diğer insanlar üzerindeki etkimizin yüzde 45’ini oluşturur. Burada da beden dili devreye girer.

Aslında karşımızdakiler için hepimiz saçımızdan ayak parmaklarımıza kadar mesajlarla doluyuzdur. İnsan diliyle çok kolay yalan söyleyebilir ama bedeniyle bunu asla başaramaz. Bu yüzden vekil adaylarının öncelikle beden dilini kullanmayı iyi öğrenmelerinde fayda var. Eğer beden dilini kullanmayı becermiyorlarsa siyasette öne çıkma şansları da yok denecek kadar azdır. Çünkü karizma denen şey oluşmaz. Adaylar seçim konuşmalarında, seçmen ziyaretlerinde vaatlerini sıralarken ya da seçmeniyle iletişim kurarken söylediklerine ilk önce kendileri inanmalıdırlar. Yoksa beden hareketleri onları ele verir. Güven telkin edemeyen adayların da seçmen üzerinde etki yaratma şansı yoktur.

2- Coğrafi çevrenin iyi tanınması: Vekil adayları temsil etmeye talip olduğu vatandaşın yaşadığı bölgeyi coğrafi olarak çok iyi tanımalıdır. Hem diğer adayları geride bırakacak projeler geliştirmek hem seçim sonrasında gelecek talepleri iyi anlamak hem de bölgeye olan hakimiyeti nedeniyile parti içinde de vazgeçilmez olmak için bu şarttır.

3- Kültür ve değerlere hakimiyet: Adaylar temsil etmeye talip olduğu vatandaşlarla ortak kültür ve değerlere sahip olmalıdır. Seçmeni ile aynı dili konuşamıyor, aynı duyguları taşıyamıyor, aynı lezzetleri paylaşamıyor, aynı şeyleri sevinip, üzülemiyorsa ilk seçimde olmasa da ikinci seçimde vatandaşın gönül listelerinde yer bulma şansı zordur. Vatandaşın gönlünde olmayan liderin gönlünde hiç olmaz ona göre…

4- Proje üretebilme: Her partinin bir seçim programı, makro ölçüde ülkeyi götürmek istediği bir vizyonu vardır. Her adayın da eğer seçilirlerse mikro ölçekte yani yerel ölçekte temsil edeceği bölgeyi nereye taşıyacağına dair bir vizyon ortaya koyması beklenir. Seçmenin önüne konan vizyon ve buna götüreceği iddia edilen projeler hem akla hem de gönüllere hitap etmelidir. Projelerdeki öncelik sırası, kısa vadede vatandaşın gereksinimleri ile örtüşmelidir. Artık seçmen hamasete ve palavraya prim vermiyor.  Benden hatırlatması…

5- İletişim kanalları oluşturma: Milletin vekili olmaya soyunan her adayın vekaletini talep ettiği halkla sürekli temasta olması hayati bir zorunluluktur. Sözlü, yazılı, dijital ve yüz yüze iletişim için mümkün olduğunca çok sayıda kanal ve araç yaratılmalı, bu kanalların seçim sonrasında da açık tutulmasına özen gösterilmelidir. Çünkü vekilin en sağlıklı bilgi ve haber kaynağı ona vekalet vatandaşlardır. Vekaletini aldığı vatandaşla sürekli temasta olanlar hem seçmene hem de gönüllere yakın olur. Gözden uzak olan …

6- Dünya görüşü ve entelektüel sermayeye sahip olma: Halkımız artık iki lafı bir araya getiremeyen, kendisini geliştirememiş, bir dünya görüşü şekillendirememiş, kişisel vizyonu olmayan, günü birlik yaşayan milletvekilleri istemiyor. Artık vatandaş hem zihinsel performansı hem de eğitim düzeyi kendisinden önde, günün gerçeklerini bilen, tarih bilen, hukuk bilen, toplun kodlarını iyi okuyabilen, tolerans eşiği yüksek, bilgi ve tecrübe birikimi olan vekillerin TBMM’de kendisini temsil etmesini istiyor. Adayların her şeyden önce yeterince entelektüel sermayeye sahip olup olmadığını tartmasında var. Şans eseri seçilse bile, kıt entelektüel sermaye yeri gelir insanı rezil de edebilir ona göre.

7- Stratejik iletişim planına sahip olma: Artık günümüzde hem siyasette üst basamaklara ilerlemek hem de siyasette kalıcı olabilmek için her aday bir stratejik iletişim planına sahip olmak zorundadır. Hangi seçmene, partisinin kanaat önderlerine nasıl ulaşacak? Nasıl ikna edecek? Bunu yaparken hangi iletişim kanallarını kullanacak ve hangi mesajları verecek? Yerel ve ulusal medyadan çalışmalarında nasıl katkıyı sağlayacak? Kişisel markasını nasıl yaratacak ve yaşatacak? Kişisel olarak şekillendirdiği markasının vaadi ne olacak? İşte bunlar bu stratejik iletişim planında yer almalı ve tüm bunlar gün gün, hafta hafta, ay ay ve yıl yıl planlanmış olmalıdır… Tek başlarına yapamıyorlarsa adaylar profesyonel destek alabilirler…

Evet, siyasi partiler bugünlerde düzenledikleri törenlerle adaylarını vitrine çıkarıyor. Hepsine şimdiden başarılar …

Ertan Acar’ı http://www.facebook.com/ertanacar001 ya da http://www.twitter.com/ertanacar’dan takip edebilirsiniz...

X