Mickey Mouse’ın Ankara ziyareti!

KIRK yıl düşünsem aklıma gelmezdi, Mickey Mouse’u gördüğüme bu kadar sevineceğim! Çocuk gibiydim o gün. Mickey, Minnie, Donald ve dostları Ankara’mıza geldiler, hem çocuklar hem büyükler için çok keyifli saatler geçirmemize vesile oldular!

Oğul koskacaman delikanlı oldu, e Ali’nin de oyuncaklarla oynadığı yaşı geçti. Doğrusu ben de son yıllarda Disney dünyasından hayli uzaklaştım. Fakat Disney on Ice’ın Ankara’ya geleceğini duyar duymaz Ali ve kendime birer bilet aldım. Dünyaca ünlü bu şovu seyretmek için sanırım kaç yaşında olduğunuzun bir önemi yok. Bir de bu şovu Ankara’da seyretme şansınız varsa... Bugüne kadar 20 ülkede sayısız kez sahnelenen ve yaklaşık 7 milyon kişi tarafından seyredilen gösteriyi, Ankara Arena’da seyretmek Ankara’ya gönül vermiş biri olarak, hem gurur vericiydi hem de unutulmaz bir deneyimdi! Bir kere her şeyden önce organizasyon son derece profesyonelce hazırlanmıştı. İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere 3 şehrimizi gezen ekip, ışıkçısından buz üzerinde bir masalı canlandıran patencilere kadar en ince detayına kadar düşünülmüştü. Disney on Ice, adı üzerinde aslında bir buz pateni gösterisi. Ama inanılmaz bir emeğin sonucu ortaya çıkmış bir gösteri..Sadece şovun mimarları değil, Ankara Arena’nın da bu gösteride payı büyük.

Disney On Ice

Çoluk çocuk yüzlerce kişi Arena’dan içeri giriyor ve sistematik bir şekilde kapılardan geçerek kendilerine ait koltukları buluyorlar. Bu tip durumlarda biliyorsunuz bir itiş kakış, bir mücadele verirsiniz. “Yok o sıradan değil, bu sıradan, orası benim yerimdi” tartışmaları çok olur. Hayır o gün her şey çok sistemliydi. Ali ve ben inanılmaz keyif aldık. Disney on Ice ekibi ile birkaç saat geçirmek, hem Ankara’ya renk hem de Ankaralılara neşe verdi! Başkent diye hep siyah takım elbiseli, bürokratik yüzlere mi hoş geldin diyeceğiz, Mickey ve Minnie Mouse da arada sırada uğramalı buralara!

Küçük pembe kurdele

Meme kanseri. Her 8 kadından birinde görülme ihtimali olan bir hastalık. Ekim ayı tüm dünyada ve Türkiye’de Meme Kanseri ile mücadele ayı olarak biliniyor. O kadar kişinin yakasında meme kanseri ile mücadelenin sembolü o küçük pembe kurdeleyi gördüm ki... Hatta geçen hafta bir gün boyunca CNN Türk’de spikerler pembe fular ve pembe kravatla ekrana çıktılar. Mehmet Ali Birand da o akşam ana haber bültenini yakasında pembe kurdele ile sundu. Konu ile ilgili her yerde sayısız etkinlik yapıldı. Bence en önemlilerinden biri ‘Avon’la Meme Kanseri ile Mücadele Projesi’ kapsamında İstanbul’da binlerce kadının katıldığı yürüyüştü. Ortaköy-Beşiktaş arası pembeye boyanmıştı sanki. Dünyaca ünlü kozmetik markası Clinique, gelirinin tamamını bağışlamak üzere dudak parlatıcıları sunmuş piyasaya! Bu hafta ilk işim bu parlatıcılardan almak olacak.

Cesur kalem Meral Tamer

Ve... Bence bütün kadınların örnek alması gereken bir hikayenin kahramanı Meral Tamer. 40 yıla yakındır kendini kalemine adamış ve benim yazılarına bayıldığım bir gazeteci. Şubat ayında kendisine konan kanser teşhisi ile başta ben olmak üzere tüm sevenlerini çok üzdü. Üzdü ama bir yandan da hayat enerjisi, daima gülen gözleri ile bu illet hastalığın nasıl üstesinden geldiğini verdiği röportajlarda, katıldığı programlarda anlattı, bu mücadeleyi veren nice aileye umut ışığı oldu. Rutin doktor kontrolleri sırasında göğsünde kötü huylu bir tümöre rastlanıyor ve kanser olduğunu doğumgününden 3 gün önce öğreniyor! Ne büyük yıkım düşünsenize, ama o ne yapıyor? Cesur kalemi gibi, cesur yüreği ile mücadeleye başlıyor. Yılmadan, hayata yeniden başlıyor. Ve bütün yaşadıklarını ‘Aşk Olsun Kanser!’ adlı kitabında paylaşıyor. Yalnızca kanseri değil, hayatını, annesini ve babasını kısa süre arayla küçük yaşta kaybetmenin üzerindeki etkisini anlatıyor. O parlayan gözlerine ve yazı diline bir kez daha hayran oldum. Alın o kitaptan. Yalnızca Meral Tamer’in yaşadıklarını anlamak için değil, aynı zamanda meme kanseri ile mücadelede var olduğunuzu göstermek,’Aşk olsun Hayat’ demek için! Haftaya görüşünceye dek sağlıkla kalın!
Yazarın Tüm Yazıları