"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Merak ediyorum

Rus antrenör Nikolai Karpol, voleybolda artık kadınlara şort yerine etek önermiş, “Etek boyu da en az 20 santimetre olacak” demiş.

Etekli formalar NTMK Uralochka takımında kullanılmaya başlanmış. Bu modanın hızla yayılması bekleniyormuş.
Hazır mecliste
etek-pantolon tartışmaları varken bize de gelir mi bu moda acaba diye düşünmeden edemiyor insan.
Yoksa etek “tahrik edici” mi bulunur, “dizlere kadar örtecek bol şort” mu önerilir?
Ne dersiniz?
- Tokat’taki bir devlet bankasında “okeye dönen” arkadaş, nasıl bir vicdan sahibidir, merak ediyorum. Bu arkadaş bulunur mu, hakkında işlem yapılır mı, merak ediyorum. Kendisi emekli olduğunda aynısının başına gelmemesini diliyorum.

Tebrik ediyorum

Biliyorsunuz Kadir Doğulu, “Hande Yener’in açtığı yollar, tanıştırdığı insanlar sayesinde buraya kadar geldim” dedi dün Kelebek’e verdiği röportajda.
Çoğu erkeğin “Ben kendi bileğimin hakkıyla geldim, kimsenin eski sevgilisi olarak anılmak istemiyorum” diye sinirleneceği bir duruma olgun, gerçekçi ve objektif bir yorum getirdi.
Pek sık karşımıza çıkan bir durum değil bu, tebrikler Doğulu’ya.

Yoruluyorum

- Tanınmış kişilerle olan ahbaplıklarını vurgulayanlardan: Her muhabbette bir biçimde yakın olduğu şöhretli insanlardan bahsedenler kadar büyük işkence var mıdır, sorarım sana sevgili sade vatandaş Habitus okuru. Allah aşkına söyler misiniz, karşımızdaki kişi “ünlünün yakın arkadaşı” olunca onunla ilgili değişik hislere mi sahip olmalıyız?
Ona “seçilmiş” muamelesi mi yapmalıyız, etkilenmeli miyiz?
- Bir olayı durmaksızın kahkaha atarak ve sizin de gülmenizi bekleyerek anlatanlardan: Yürek daraltır. Çünkü esasında hiç ama hiç komik bir olay anlatmamaktadır.
Bilakis, ölesiye sıkıcıdır anlattıkları, kahkaha ise “efekt” görevi yapmak için vardır. Hani aşırı sıkıcı dizilerde daha birinci dakikada bol kemanlı dramatik müziği koyuveriyorlar fona, işte aynı hesap.
Karşınızdaki “Ahı ahı geçen araba kullanıyorum ahı ahı, bir bakayım ahı ahı, önüme ahı ahı, bir kadın çıkmasın mı ahı ahı, bu havada yazlık terlik giymiş ahı ahı” (ve üç dakika boyunca güler) şeklinde ilerleyen hikayesini anlatırken siz de aslında topuklarınızı poponuza vura vura kaçmak istersiniz ama yapamazsınız. Söz kesip gidemezsiniz.
Fakat sen gülmedikçe o daha da güler, seni daha da kilitler.
Sanır ki o “ahı ahı”ları artırdıkça sen de güleceksin.
Nitekim öyle olur.
Artık bir noktada ayıp olmasın diye tüm gücünle sırıtırsın.
Ya da sinirlerin boşalır deli deli kahkaha atmaya başlarsın...

X