Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Menderes’e güzelleme

“Biz Gezi’den nasıl sıyırırız” sıkıntısıyla kıvranan Başbakanlık danışmanlarının iki buluşu var.

Biri, İsmet Paşa’ya saldırmak, diğeri Tayyip Erdoğan ile Adnan Menderes ve Turgut Özal arasında bağ kurarak onlara güzelleme yapmak.
İsmet Paşa: Arkasında Kurtuluş Savaşı, Lozan, Cumhuriyet’in kuruluşu var. Her biri bir ulusun kaderini değiştiren, dünya tarihine örnek. Bağırsan da, çağırsan da, değiştirmek mümkün değil. Yarışmak imkânsız.
Turgut Özal: Özal dönemini Ankara’da başından sonuna kadar izleyen gazeteci olarak, Özal ile Erdoğan arasında hiç benzerlik görmüyorum. Özal’daki engin hoşgörü, vizyon, demokratik tavır çok farklı.
Danışmanlar arada benzerlikler kurmak için boşuna çaba harcıyor.

1958 ACI REÇETE

Ve Menderes. Önce şu gerçek, bir siyasal liderin darbe ile devrilip, idam edilmesini onaylamak söz konusu bile değil.
Menderes ve ekonomi. 1950-60 arasında yollar, barajlar ve devamı. Ne yazık ki, sorumsuz harcama sonunda Türkiye’yi ekonomik krize sürüklüyor. Çokpartili hayatın ilk büyük ekonomik krizi.
Çare 1958 devalüasyonu ve IMF’den geçen acı reçete, Türkiye’ye pahalıya mal oluyor. “Kalkınma köylüden başladı” derken, Menderes döneminde ekonomi cephesi hüsrana uğruyor.

DEMOKRASİ CEPHESİ

Menderes dönemindeki siyasal uygulamaların ise demokrasi ile uzak yakın ilgisi yok. İşte, bazı örnekler:
1950 Aralık: İktidarın daha ilk ayları, CHP genel merkez binasına el konuyor, Hazine’ye devrediliyor.
1951 Ağustos: Halkevlerine el konuyor.
1953 Temmuz: Muhalefetteki Millet Partisi irticai faaliyet gerekçesiyle kapatılıyor, mallarına el konuyor. Aralıkta CHP’nin yayın organı Ulus gazetesine el konuyor.
1954 Mart: Basın suçlarında cezalar arttırılıyor. Mayısta genel seçimlerde Millet Partisi lideri Osman Bölükbaşı Kırşehir’den milletvekili seçiliyor. DP Kırşehir’e ceza veriyor, il iken ilçeye indirgiyor. Siyasal tarihimizin en büyük skandallarından biri.
1955 Eylül: 6-7 Eylül
rezaleti, İstanbul’da Rum yurttaşların işyerleri yağmalanıyor. DP olayları “komünist tahriki” olarak niteliyor, Hasan İzzetin Dinamo, Kemal Tahir, Aziz Nesin, Asım Bezirci ile birlikte 48 aydın tutuklanıyor.
1957 Mayıs: Büyük kentlerde işçi sendikaları kapatılıyor. Osman Bölükbaşı tutuklanıyor. Gaziantep’te genel seçimde CHP kazanıyor, sonra iptal ediliyor, DP’nin kazandığı ilan ediliyor. Çıkan olaylara yayın yasağı konuyor, bazı CHP’liler tutuklanıyor. Cumhuriyet Bayramı törenlerine CHP’lilerin katılması yasaklanıyor.
1958: Menderes, muhalefetin kin tohumları ektiğini öne sürüyor, halkı “Vatan cephesi kurmaya” çağırıyor. Vatan cephelerine katılanların isimleri her gün radyodan okunuyor.
1959: İsmet Paşa Uşak ve Topkapı’da taşlanıyor, olaylara yayın yasağı konuyor.
1960: DP milletvekillerinden oluşan Tahkikat Komisyonu savcı ve yargıçların yetkileriyle donatılıyor, evleri ve kurumları basmak, gazete toplatmak dahil. Meclis görüşmelerinde kavga çıkıyor, görüşmelere yayın yasağı geliyor.
Çeşitli dönemlerde gazete ve dergiler kapatılıyor, pek çok gazeteci hapse atılıyor. Basın en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor.
AKP danışmanlarının yerinde olsam, Menderes’i çağrıştıran polemiklere girmem. Şu kaba özet bile bunu gösteriyor.

35. maddeye AKP’den iki kez ret

“CUMHURİYET’İ kollama ve koruma” kuralını içeren Türk Silahlı Kuvvetleri Yasası’nın 35. maddesi geçmişte darbelere yasal dayanak oluşturuyor.
AKP şimdi bu maddenin değiştirilmesi için öneri veriyor. Yandaş basın “demokratik atılım” tamtamları çalıyor. Yalan ve yazık.
CHP ilk kez 29 Temmuz 2010’da Hakkı Süha Okay ve Muharrem İnce imzalarıyla, ikinci kez 12 Eylül 2011’de Muharrem İnce imzasıyla 35. maddenin değiştirilmesi için yasa önerisi veriyor. AKP iki kez geri çeviriyor.
AKP kabul etse, CHP’ye yenik hissedecek. İki kez uyutuyor, şimdi harekete geçiyor.

X