Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Memleketimden haber manzaraları

<B>NECMETTİN </B>Hocaefendi'nin yaşı <B>80'</B>e dayandı ama maşallah, umudunu hiç yitirmiyor! Hocaefendi adına çıkarılan, <B>Saadet Partisi'</B>nin sözcülüğünü yapan <B>7 bin </B>satışlı gazetenin manşetinde dün kocaman bir haber vardı. Hocaefendi, katıldığı iftarda şöyle buyurmuş:

‘‘Sabredin, az kaldı. Ülkenin içinde bulunduğu durum kimseyi ümitsizliğe düşürmesin. Ülkeyi Refahyol iktidarıyla kısa sürede şaha kaldırmıştık. Yine geleceğiz ve başaracağız.’’

Bu sözleri okuyunca nasıl sevindim, içime nasıl bir mutluluk doldu, bilemezsiniz!.. Çünkü ben hep düşünüyordum ve kendi kendime ‘‘Bu Türkiye'de bir eksiklik var ama nedir’’ diyordum. Şimdi buldum: Eksiklik, Refahyol hükümeti olmaması!

Necmettin Hocaefendi başbakan, Tansu Hanımefendi onun yardımcısıydı. Vay be, ne günlermiş onlar!

Enflasyon sıfırlanmış, geçim sıkıntısı kalmamış, iç ve dış borçlar tümüyle ödenmiş, irtica ile mücadele ediliyor, Türk milleti her gece ışıkları yakıp söndürerek eylem yapmıyor, 28 Şubat kararları falan alınmıyor ve bizim Hocaefendi korkusundan ‘‘Hadi bana eyvallah’’ deyip başbakanlığı bırakmıyor. Hocafendi'nin yaşı 80'e dayanmış ama yine de umutlu! Yeniden iktidar olacaklarmış, ülkeyi Refahyol döneminde şaha kaldırmışlarmış, yine geleceklermiş!

Atma hocam, din kardeşiyiz!

* * *

Yaş 80 deyince aklıma geldi. Turgut Özal'ın bacanağı Ali Tanrıyar'a da bu hükümet bir kıyak çekmiş ve TÜPRAŞ Yönetim Kurulu üyeliğine atamış. Ali Bey tam 87 yaşında imiş! Maşallah, Necmettin Hocaefendi'nin bile neredeyse babası yerinde.

TÜPRAŞ derseniz, Türkiye'nin en temel ve önemli kuruluşlarından biri. Milyarlarca dolara hükmediyor.

Bay bacanak, ‘‘Ben günde 30 kilometre yol yürüyorum, kendimi 60 yaşında gibi hissediyorum. Orada yararlı olurum’’ diyor ama dün görevinden istifa ediyor.

Şimdi diyeceksiniz ki ‘‘Öbür kuruluşların yönetim kurullarına getirilen kimseler farklı mı? Onlar torpilli değil mi?’’...

Doğrudur. Bay bacanak TÜPRAŞ'ta kalsın!

Sıradaki torpilli takımına öteki yönetim kurullarında iş ayarlansın.

Necmettin Bey yeniden başbakan, Tansu Hanım onun yardımcısı olduğunda, bu soruna da çözüm bulurlar.

* * *

Meclis'te bütçe görüşmelerini izlemenizi tavsiye ederim. TRT-3 canlı yayın yapıyor. Genel Kurul salonu bomboş. Devletin bütçesi görüşülüyor, yüzde 95'i ortada yok.

Bazıları kuliste oturmuş televizyon izliyor, ya da çene çalıyor. Bazıları içeride ama konuşulanlardan haberi bile yok. Ya yanındakiyle muhabbet ediyor, ya cep telefonuyla konuşuyor. Kürsüdeki ya ádet yerini bulsun diye grubu adına konuşuyor, ya da seçmenine selam sarkıtıyor.

Genel Kurul salonunda bilemediniz 20 milletvekili var!

Diğerleri nerede? Şeytan aldı götürdü, kaçamadan getirdi!

Meclis, saat 16.00'da iftar tatili veriyor. Fakat iftardan birkaç saat önce çoğunun kafası dönüyor. Meclis'e şöyle bir gelmişse bile erken gidiyor. Bazıları sahura kalkmış, sabah hiç uyanamıyor ve hiç gelmiyor.

Devletin bütçesi 20 milletvekili önünde görüşülüp güya tartışılıyor. Geri kalan yüzlercesi piyasada yok. Ama maaşlarını her ay tıkır tıkır alıyorlar. Helal paradır, güle güle harcasınlar!

* * *

Önceki gece tıklarken Flash TV'de bir programa rastladım. Savaş Ay, bizim İ. Melih Gökçek'in evine gitmiş, karısıyla konuşuyor. İ. Melih yanda oturmuş onları zevkle izliyor.

İlkokul öğretmeni karısını Meclis'e danışman yaptırmıştı. Önce Fazilet'li yandaşı, sonra Tayyip'in partisine geçen Kırıkkale Milletvekili Kemal Albayrak'ın danışmanı!

Savaş biraz sonra kamerayla mutfağa giriyor. Yani Savaş'ı almış yanına, evine getirip karısıyla konuşturduğu gibi, mutfağa da sokuyor. Olay burada çıkıyor. Savaş Ay buzdolabını açıp içine bakmak istiyor. Buzdolabı kocaman, görkemli bir şey. Fakat o da ne, İ. Melih buzdolabını açtırmıyor. Önüne geçip ‘‘Açtırmam’’ diyor. Gazeteciyi evini getiriyorsun, karınla konuşturuyorsun, mutfağına sokuyorsun ama buzdolabını açtırmıyorsun! Niçin?

Tıka basa yiyecek mi dolu? Fasulye-pilav yedirdiği fakir fukara görürse ağzının suyu akar diye mi düşündü? Ya da içki mi var?

Bir şeyden çekiniyor da, ne olduğu bir türlü anlaşılmıyor! Bu telaşın bir nedeni olmalı! İnsan buzdolabını açtırmaz mı canım! Ne ayıp valla!


Emin Çölaşan'ın notu: Piyasaya bugün çıkan Aydınlık Dergisi'nde kapak haberi var. 1977 yılında henüz PKK kurulmadan, o zamanki adıyla Apocular olarak bilinen örgüte Belçika'dan bir TIR'la 1350 adet İspanyol mavzeri, dekorasyon malzemesi olarak gönderiliyor ve gümrükte yakalanıyor. Ancak bu haber o zaman kamuoyuna duyurulmuyor. Ayrıntılarında çok ilginç belgeler yer alıyor.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI