Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mehter marşıyla...

Oktay EKŞİ

Her sene ‘‘adli yıl’’ 6 Eylül'de veya ona en yakın günde başlar. Eğitim ve öğretim her yıl üç aşağı beş yukarı, önceden bilinen tarihlerde başlar. Ve her sene bu kurumlar daha birinci günden itibaren tam kapasite, görevlerini yerine getirirler.

Bir istisna var. O da Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Bildiğiniz gibi yeni bir seçim yapılıp da beş yıllık yeni yasama dönemi başlayınca, her şey tazelenir.

Örneğin Meclis Başkanı ile Başkanlık Divanı'nın üyeleri ve TBMM komisyonlarının üyeleri iki yıl süreyle görev yapmak için seçilirler.

Bu iki yıl bitince (ki şimdi o durum var) kalan üç yıllık süre için bu seçimler yenilenir. Yani TBMM Başkanı başta olmak üzere tüm Başkanlık Divanı üyelikleri ve komisyonlar için yeni bir seçim yapılması gerekir.

Ama o kadar kolay değil!

Bu işleri Meclis aheste beste yapar. Çünkü Anayasamızın 93'üncü maddesi TBMM Başkanı seçilmeden önce milletvekillerimiz uzun uzun düşünsünler de en uygun adamı bulsunlar diye on günlük bir süre koymuştur. Bu süre dolmadan seçim yapılmaz.

Keşke o kadarla kalsaydı.

Seçimin de yine Meclis'in şanına uygun bir ağırlıkta ve tempo içinde yapılması gerekiyor olmalı ki, birinci tur oylamada bir adayın seçilmiş sayılabilmesi için 550 üyeli Meclis'ten en az 367 oy almış olması zorunludur. Eğer böyle bir aday çıkmazsa, ikinci ve üçüncü turlarda en az 276 (yarıdan bir fazla) oy alan aday seçilir. Ama bu da olmazsa, daha önce en fazla oy alan iki aday arasında yapılan dördüncü turla seçim sonuçlandırılır.

Velakin Anayasa, bu iş için de en çok on günlük bir süre tanıdığına göre, demek ki Meclisimizin daha başkanını seçmesi için, baştan yaklaşık 20 günlük bir kaybı olur.

Sonra sıra başkanvekilleri, kâtip üyeler ve idareci amirler seçimine gelir.

Bitmedi...

Onların ardından da komisyonlar için seçim yapılması gerekir.

Eee... Komisyonlar deyip geçmemek lazım:

Seçim bölgenize hizmet götürmek için en önemli olan Plan-Bütçe Komisyonu'dur. Çünkü devlet bütçesinin para musluğu oradaki üyelerin elindedir. O yüzden ilk patırtı, ‘‘Plan-Bütçe Komisyonu’’na kimin üye olacağından çıkar.

Öteki patırtı konuları, yurtdışı gezisi fazla olan yerlere yapılacak seçimlerdir. Bunları tek tek saymaya yer yok. Ama en fazla iştah kabartan yerlerin sayısı 7'dir.

Zaten patırtı sadece onlar için değil, öteki komisyon üyelikleri için de sürer. Ve tüm ekim ayı -veya seçimden sonraki bir ay- bununla geçer. Bu sırada yorulan parlamanterler eğer şöyle iki üç hafta dinlenmeye gerek duymazlarsa sıra en sonunda milletin işlerini görmeye gelir.

Böyle bir düzenleme olur mu Allah aşkına? Önce Anayasa'daki bu mehter temposunu düzeltmek gerekmez mi?

Not: Yeni Yüzyıl'da Gürsel Göncü'nün yazısını görmediğim için dün, ceza yasasında yapılacak değişiklikle ilgili basında kimse tepki göstermiyor, diye yazmıştım. Özür dilerim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI