Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Mavi Petrucianni

Hadi ULUENGİN

Her ne kadar katıksız bir Petrucianni hayranı olmasam ve Fransız müzisyenin bilhassa ABD'de edindiği muazzam süksenin biraz onun özürlü bedeninden kaynaklandığı şüphesini taşısam bile, yine de gerçekten çok kalburüstü bir piyano virtüozu olan cazcının ölümüne çok üzüldüm.

Cazı neden seviyorum ?Tınıların maviliğinden !

* * *

YUKARIDA kendi kendime sorduğum soruya yine kendi kendime verdiğim cevabın hiçbir mantıki ve bilimsel yanı yok.

Fakat aslında cazın da ‘a’ artı ‘b’ rasyonel tarifi bir yok !

Tamam, tamam, kitabiyatta yarım mezürlerden falan söz etmek gerektiğini ben de biliyorum. Ama yine de cazın gerçek bir tanımı mevcut değil.

Hele hele onu neden sevdiğimiz açıklamasını yazı diline aktarmak imkansız.

Caz bir musiki türü olduğu ölçüde, aynı zamanda bir hal ve oluş tarzı.

Bu hal ve oluş tarzı da renk skalamızda maviye tekabül ediyor.

Caz kulağımızda ve ruhumuzda mavi akıyor.

* * *

PETRUCİANNİ'nin ölüm haberini duyduğumda ne kulağım, ne de ruhum maviydi.

Eski kiracının müthiş bir zevksizlikle kırmızıya boyadığı pencere pervazlarındaki yağlıboyayı kötü kokulu bir kimyevi madde ve sapı kırık bir spatulayla çıkartmaya çalışıyordum, üstüm başım alaca renge batmıştı.

Mao'nun Çin'e reva gördüğü ‘Kültür Katliamı’ yıllarındaki gibi ‘Doğu Kızıldır’ şarkısını avaz avaz haykırabilirdim.

Bu arada, priz olmadığı için fişini telle tutturduğum portatif radyodan havai müzik dinliyor ve içinde bulunduğum acıklı durumu unutmaya çalışıyordum.

Spikerin ‘Büyük Fransız caz piyanisti Michel Petrucianni ani bir akciğer iltihabından bugün New York’ta vefat etti. Otuz altı yaşındaki sanatçı doğuştan özürlüydü ve müzik eleştirmenleri, son yılların en efsanevi tuşesine sahip olduğu konusunda hemfikirdi' dedi. Diğer olaya geçti.

Kırmızı yağlıboya, kimyevi madde, kırık spatula, bir anda bunları unuttum.

Yılın ilk kötü haberi, Petrucianni'nin ölümü karşısında şaşırdım.

Tamam, kemik gelişimini engelleyen Lobstein hastalığından dolayı bir metre on santimi aşmayan boyu ve miniminnacık kambur gövdesinin üzerinde bir heyüla gibi duran başıyla piyanist bir sıhhat abidesi değildi ama, öyle ciğer iltihabından falan şıp diye gidebileceğine hiç ihtimal vermemiştim. Sarsıldım.

Her ne kadar katıksız bir Petrucianni hayranı olmasam ve Fransız müzisyenin bilhassa ABD'de edindiği muazzam süksenin biraz onun özürlü bedeninden kaynaklandığı şüphesini taşısam bile, yine de gerçekten çok kalburüstü bir piyano virtüozu olan cazcının ölümüne çok üzüldüm.

* * *

BÖYLE zamanlarda, cennete ya da cehenneme kaçan sanatçıyı onun müziğiyle Azrail'e teslim ederim. En harikulada cenaze marşı budur. Chopin işe yaramaz.

Üstelik umarım ki, eğer bizimkisi gerçekten cehennem yolcusuysa, zebaniler merhumun kompozisyon veya icrasından dökülecek tınılar karşısında merhamete gelsinler ve günahkar fakat yetenekli müşterilerini o mıntıkaya götürmesinler.

Nitekim, Miles Davis cehenneme tüydüğünde sabahlara kadar kara büyücünün tüm plaklarını döndürmüş ve emsalsiz dahi namına yaratandan şefaat dilemiştim.

İşte şimdi Petrucianni için de aynı şeyi yapacağım.

Büyük caz piyanistinin tuşelerinden ‘Power of Three’yi, ‘Playground’u, ‘Solo Live’yi dinleyeceğim ve hem mavi uçacağım, hem de onu mavi uçuracağım.

* * *

UÇUYORSUN ama nereye uçuyorsun be adam ?..

Hani senin müzik setin ? Taşındığından beri daha kutudan bile çıkartmadın.

Her şeyden önce de hoparlör tesisatını yapman için kablo alman gerekiyor.

Sonra, Michel Petrucianni veya başkası, CD'lerinin durduğu sandık galiba yığılı kitap ambalajlarının en altında bir yerlerde saklı... Ara da bulasın !

Petrucianni'nin cenaze marşını mavi cazlarda dinleyemessin ve de zaten üstün başın tekmil kırmızı yağlıboya.

* * *

ÖYLE mi ?

Başlarım pervaz kırmızısından ! Kimyevi maddenin tıpasını kapattım; kırık spatülayı köşeye attım; gaz, tiner, benzin, önce üzerimdeki boyayı söktüm; sonra sabun, şampuan, fırça duşun altında derimi yüzdüm ve dışarı vurdum.

Bildik bir caz klubü var ve piyanist tanıdık, derhal oraya gittim. Zaten O da hazırmış, gece boyu Michel Petrucianni gibi icra etmeye çalıştı.

Hatta, küçük büyük adamın ‘Oracle’s Destiny'sine bile girişti.

Petrucianni, hakettiği gibi caz notaların cenaze marşında cennete uçtu.

Cazı neden seviyorum ?

Tınıların ve hal ve oluş tarzının maviliğinden !

X