Çok seksi hareketler bunlar

Bu hafta sonu gezesim geldi, çoktandır gece hayatına karışmamıştım, dedim ki bu hafta sonu karışayım.

Önce yemekle başladım gezmelerime... Bir gece balık, bir gece Çin yemeği yedim, ardından da meşhur gece kulüplerine gittim.
Gittim gitmesine ama pek eğlenemedim, nedeni ise bizim kadın milleti. Lokantalarda kendimi yerin dibine sokasım, gece kulüplerinde ise kendimi yok edesim geldi hatunlardan sebep.
Hemen anlatayım da kıskançlıktan sanmayın, benim yanımdaki adama bakacak hatun daha babasında portakal bile değil, o kadar söylüyorum yani.
Benim sıkıntım kadınların seksi olmak, seksi görünmek için düştükleri ucuz haller.
Lokantalarda vaziyet şu, önüne bir şarap kadehi alan, parmağını bardağın etrafında döndürmek suretiyle aklınca karşısındaki adamın içini gıcıklamaya çalışıyor. Adamları bilmem ama benim içim tüm gece gıcıklandı bardaklardan çıkan tiiii seslerinden.
Bazı hatunlar ise erkekleri, tam yemeğin ortasında ellerindeki ruja dudaklarının üzerinde üç beş tur attırarak, sonrasında da dudaklarını yalayarak cezbetmeye çalışıyorlar, hani bu ucuz numarayı sadece karşılarındaki adama yapsalar yine susacağım belki ama ya yalana yalana mekândaki tüm adamlara bakmalar?
Bir an yamyamların arasına düşmüş gibi hissediveriyorum kendimi. Unutmadan ayak oyunlarından da bahsedeyim ama tabi bildiğiniz ayak oyunlarından değil, bunları görmek için tuvalete kalkmanız yeterli. Yemeğin sonunda işin tatlı kısmında, hatunlar masa altından bacaklarını karşısındaki erkeğin kucağına uzatarak işe son noktayı koyuyorlar, etkilenen erkekler hemen eve, otele, etkilenemeyenler yallah gece kulübüne.
Gece kulübündeki seksi hareketler daha belirgin, çabalar daha büyük. Mesela sırtını erkeğe döneceksin, arada mesafe bırakıp şarkının ritmine göre yuvarlak hareketlerle popo oynatacaksın öyle bir oynatıyorlar ki kadın halimle ben şaştım kaldım.
Sonraki hareket kulağa eğilerek nefes vermek, derin derin nefes alıp adamın kulağına üflemek. Topluca üflediklerinden mekân oluyor sauna tadında, ceket meket ne varsa at oraya, buraya.
Durun daha bitmedi, gecenin sonuna doğru elindeki bardağı yanlışlıkla adamın üstüne döküp oradan eline aldığı peçeteyle yine ritmik hareketlerle temizlik faslı var bir de, eh sonraki hareketse adamın hesabı istemesi elbette.
Adamlar memnun, kadınlar acınası halde. Erkek arkadaşa baktım bir ara, o da bana bakıyordu, “Sen de kadından mı sayıyorsun kendini be Ayşe” dercesine.
Yapmayın bu kadar seksi hareketler, bize de acıyın biraz, beceremiyorsak bizim ne suçumuz var?

Din Don

Salonda ayaklarımı uzatmış, müziği açmış, derdime yanarak, kendime acıyarak, ona buna suç bularak oturuyordum.
O sırada kapı çaldı, kalbim bir an yerinden oynadı... “Eyvah” dedim, “Eyvah, ben bu çalışı biliyorum” üç kere arka arkaya din don din don.
Kaç zamandır böyle çalmamıştı kapım, son kazıktan beri. Zaten bir gün çalacak olsa da “hadi len” deyip sepetleyip gönderecektim.
Koltukta öyle kalakaldım, açmaya niyetim olmasa da içim “aç” deyip duruyordu... “Aç, gelene git denmez, hiç değilse bir buyur et, biraz dinle, kararını da sonra ver.”
Açmasam, aralasam diye düşündüm bir an, ne de olsa temkinli davranmakta fayda var.
Kalktım, kapıya doğru gittim, zinciri takıp aradan; “ne var?” dedim.
- “Ben geldim, aşk” dedi.
- Biliyorum senin geldiğini.
- Eee açsana öyleyse.
- Açamam, korkuyorum.
- Korkma, söz, üzüntü yok bu defa.
- Hahahahaaa duy da inanma.
- En azından geleyim, bir dinle.
Yarım saat böyle geçti, elim zincire gitti gitti, geri geldi ve sonunda “aman ya, gel gel” dedim. Kaderde varsa neye yarar üzülmek, hoş geldin bu arada.

Beylerbeyi’nde...

Nerede yediğini, ne içtiğini, kaça gezdiğini yazanlardan değilim ama galiba oladabilirim çünkü bu ara yeni yerler keşfetme hevesindeyim, bunlardan biri de Doğa Restaurant Beylerbeyi, eski Doğanay gazinosunun yerinde, denize sıfır, romantik, harika bir yer. Hele çalan müzikler... Hepsinde kesin anılarınız var.
Gidin, benden de selam söyleyin, “Ayşe’ye doldurduğunuz CD’den de isteriz” deyin, o da size benden hediye.

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding