Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: Dostlar hatırlasın düşmanlar unutmasın

Kurthan FİŞEK

ANKARA Üniversitesi'nin ellinci kuruluş yıldönümü münasebetiyle, Çankaya Köşkü'ne dávetliydim... Eşimle beraber... ‘‘Kerhen ve arizamik’’ gittim...

Sıkıntı çekmiş, rahat yaşamış, tekrar sıkıntı çekmiş, tekrar huzura ermiş bir ‘‘aile tablosu’’ çıktı karşıma...

Nazmiye Demirel eşimin elini sıktı.

Tanımıyordu, ama, iki yanağından öptü.

Süleyman Demirel elimi sıktı, içeri salona buyur etti.

‘‘Tanımazlıktan gelen’’ bir tavrı vardı. Oysa, yedeksubaylığını ODTÜ'nün TBMM'nin tam arkasındaki gecekondularda ‘‘öğretim üyesi’’ olarak yapmıştı.

Beni çaktırmıştı.

Dün dündür, bugün bugündür. Hafıza-i beşer, herkes unutur...

Musluk açmayı zor beceren bir öğrenciye, ‘‘su kaynakları-hidrolik’’ dersi anlatırsan, olacağı budur.

* * *

Ailemin zoruyla, ya mühendis, ya doktor olacaktım...

ODTÜ kimya mühendisliğini kazandım... Dört önemli hocam oldu.

Erdal İnönü fizik, Necmettin Erbakan mekanik, Süleyman Demirel hidrolik, Turgut Özal aritmetik anlatıyordu.

Sonuncusu hariç, hepsinden sınıfta kaldım.

Rahmetli Özal yedeksubaylığını yapıyordu. Sevgili Emin Çölaşan, iki kere ikinin kaç ettiğinin sorulduğu aritmetik sınavında ‘‘6’’ yazdığı için, KKTC'nin şimdiki üst mali yönetimiyle beraber aynı hataya düşüp kopyadan yakalandığı için, sınıfta kalmıştı.

* * *

Her türlü sansürün, baskının uygulandığı, benim de üniversiteden kovulup ‘‘müstehcen dergi’’ çıkardığım bir sırada, 1986'da, Güniz Sokak’a gittik.

Baba anlattı, biz yayınladık...

Fotoğrafları Sökmen Baykara çekmişti. ‘‘Tut şunun ucundan, döşeyelim abi!’’ çağrışımı yapan, olağanüstü bir resimdi.

* * *

SBF'de öğrenciler ‘‘Morrison Süleyman’’ diye bağırıyor, izleyen yıllarda ODTÜ'de Kommer'in arabası yakılıyordu.

Yeni kuşağı sevdin, sevecen yaklaştın...

Eski kuşağı anımsadın, sıcak yaklaştın...

‘‘Dün dündür, bugün bugündür. Yarına beraberce, güzel bakalım...’’

* * *

Bizde cumhurbaşkanlığı devir-teslimlerinin ilginç bir özelliği vardır.

Sivil gider, asker gelir. Asker gider, sivil gelir.

İlk defa sivil sivile devretti. Uygarca...

* * *

Sayın Cumhurbaşkanım!

Sağlık bakanlığı müsteşarlığı yapan babamı dört kere görevden aldınız, dört kere Danıştay kararıyla geri döndü.

Sonra, mahkemelere gitmekten canı sıkıldı.

Size özenmedi, altı kere gidip yedi kere gelmekten üşendi belki...

Maltepe camiine geldiniz, cenaze namazına durdunuz...

Teşekkür borcum var size...

* * *

Sayın Cumhurbaşkanım!

12 Eylül darbesi olduğunda, Güniz Sokak'ta vızır vızır çalışan telefonlarınız birdenbire susuvermişti.

İlk gün, tek arayan, Ali Şener'di.

‘‘Başbakan yardımcısı olmak istiyorum, izniniz var mı?’’ diye, askerden aldığı talimatı size onaylattırmak içim, Hamzakoy'daki telefon yasağını delen, Turgut Özal'dı.

Zincirbozan'dan dönen Nazmiye Hanım'ı, Güniz Sokak'ta, sadece 4 kişi bekliyordu. Türkan İslamoğlu, Semra Özal, Aysel Ceyhun, Füsun Şener...

Hamzakoy'da kahve verilmezdi. Size, ilk kahvevi 34-L-7137 plakalı arabasıyla, gözünü karartıp getiren Erman Yerdelen'di.

Zincirbozan'da ne buzdolabınız vardı, ne video-televizyonunuz... 16 kişinin paylaştığı buzdolabını Vehbi Koç, televizyonla videoyu Jak Kamhi yollamıştı.

* * *

Sayın Cumhurbaşkanım!

Dostlarınızı hatırlayın, düşmanlarınızı unutmayın!

X