Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kurthan Fişek: ‘‘Devlet’’ dediğiniz ne ola, kim ola ki?

Kurthan FİŞEK

Türkiye'yi birkaç gün daha Ankara'ya endeksledik. Yakışır, gerekir, çünkü, öteki illerde yaşayanlar ne derlerse desinler, Ankara Türkiye'dir.

Olağanüstü bir ‘‘Ankara Gazetesi’’ vermeye başladı Hürriyet...

Okuyucularımızın ve editörlerimin sabırları yettiğince semt-semt anılarımı aktaracağım...

Neyse, geçelim bu reklam-tanıtım faslını...

* * *

Türkiye Ankara'ya endekslendi.

Ankara ilginçtir, çünkü, devlettir.

‘‘Devlet’’ nedir?

Ona bakalım şimdi...

Bizdeki ‘‘bonapartist devlet’’ anlayışı Code Napeleon'dan (1804) esinlidir. Yani, ondan mülhemdir.

1856 tarihli Viláyat Nizamnamesi'nin devamıdır.

Özünde, kökünde beş kurum yatar.

Bürokrasi, daimi ordu, siyasi polis, ruhban sultası, küçük-orta mülkiyet...

* * *

‘‘Devlet’’ nedir?

Kırmızı plakalı arabalardır.

Seneler önce İstanbul'daydım. Hürriyet o sırada Cağaloğlu'ndaydı. Berbat bir yağmur yağıyordu, eve götürecek araba arıyordum.

Nihayet bir tanesini buldum, bindim.

Az aşağıdaki Vali Konağı'nın önünde devletin polisi yolumuzu kesti.

Diyalog gelişti.

‘‘Bekleyeceksiniz!’’

‘‘Niye?’’

‘‘Vali bey yarım saat sonra çıkacak!’’

Ağzım bozuktur, girizgahtan sonra söylendim...

‘‘Vali kimmiş lan? Ben Ankara'dan baktığımda 67 tane var onlardan...’’

Sonradan üzüldüm. Mülkiyeli ağabeyimiz Hayri Kozakçıoğlu'ymuş meğerse...

* * *

Ayıptır söylemesi ve hatırlatması, vatandaşın her türlü hak ve özgürlüğüne müdahele etme yetkisi, bir tek DEVLET'te vardır.

‘‘Devlet’’ nedir?

Siyah plakalı arabalardır.

İstanbul'da fazla yoktur, siyah plakayı gören polisler esas duruşa geçer, sürücü vatandaşlar korkup yol verir.

Eşimi işine bıraktıktan sonra taksiyle gazeteye dönüyordum.

Hacettepe hastanesinin önünden Sıhhiye pazarına inen yolda gidiyorduk.

Yan sokaktan siyah plakalı bir araba fırladı.

Şoför son anda direksiyon kırdı, kaldırıma vurduk.

İstanbul'dan yeni gelen, tek siyah plakayı kendisinde zanneden bir bürokrat vardı arabada... Onları kolay tanırsınız...

Arabanın arka sağında otururlar, sağ kollarıyla askıya yapışırlar.

İndi arabadan, bağırdı.

‘‘Siyah plakayı görmedin mi lan hıyar?’’

Müdahale etmek için iniyordum arabadan, şoför engelledi.

‘‘Ben hállederim abi, sen dur!’’ dedi.

İndi.

‘‘Hıyar sensin lan!’’ dedi, ‘‘Senin o siyah plakan, belediyenin çöp kamyonunda da var...’’

* * *

‘‘Devlet’’ nedir, ne değildir?

Hürriyet-İtilaf Fırkası devlete değil, ama, devletçiliğe karşıydı.

Onun devamı olan Demokrat Parti, aynı çizgiyi sürdürdü.

Onun da devamı olan Adalet Partisi ilginçti. ‘‘Gözümüzün içine bakın, ne dediğimizi anlarsınız!’’ diyorlardı.

Devlettiler!

Tek kişileri ‘‘devletlû’’ yaptılar.

ANAP, DYP, MHP... Hepsi devlet... Hepsi devletlû...

Breh breh breeehhhh! 80-90 yıllık istikrarlı bir siyasi çizginin tek kişiye endeksli olmasını aklım almıyor.

Özellikle de alternatif üreterek nice badirelerden geçtikten sonra...

X