Kısa kısa

Saç sakal tıraşı olmuş, kravatını takmış, eskilerin "efendi görünüşlü" dediği cinsten bir adam asla resim, heykel yapamaz, fotoğraf çekemez di mi?

Kravatla otursun tuvalin başına demiyorum. Günün herhangi bir saatinde de mi olmaz diye soruyorum.

Saç sakal kartvizit gibi taşınacak illáki.

"Sarışın kadın aptal olur" gibi, "Sakalsız adam yeteneksiz olur" gibi bir inanış mı var benim bilmediğim?

Sahi nedir bu kılık kıyafetle, saç sakalla sanat arasındaki ilişkinin sırrı?

Bu "illáki" durumu?

*

"Saatler dokuzu gösteriyor" dedi mi spikerler, sunucular...

Nedense "Hepsi mi?" diye sorasım gelir her defasında.

*

İçinizde kaç kadın/erkek var?

Bende çok.

Biri plazalarda incecik topuklarını tıkırdata tıkırdata yürümek ister, öteki köyün birinde, bahçedeki odun fırınında ekmek pişirmek...

Biri içinde örgüsüyle dantelinin durduğu torbası elinde komşuya gitmek ister, öteki gen araştırması yapan ekibe dahil olmak...

Birine "tamam" desem, bir süre sonra öteki öne geçip "Ne arıyorum burada!" diyecek, biliyorum.

Kardeşime anlattım... "Onların hepsi aynı kadın" dedi. "Ha köyün delisi, ha apartmanın, ha plazanın..."

*

Biri konuşsa da ne olacağını görsek!

"Konuşursam ülkeyi terk eder" der ya biri öteki için...

Hiç konuşanı görmedik.

Aferin mi demeli...

Yahut çok konuşan gördük ama ülkeyi terk eden olmadı.

Asla hayata geçmeyen şu hadisenin gerçekleşmesini dört gözle bekliyorum doğrusu!

Kötülükten değil, meraktan!

*

Şu meseleye bir açıklık getirilse...

Film festivallerinde jüri üyeleri bir filmi değerlendirirken gişe yapıp yapmadığına mı bakarlar, bakmalılar mıdır?

Her defasında hangisi ödül alsa, öteki taraf itiraz ediyor. Salonu terk etmeler falan... Olaysız festival görmedik.

Bari iki kategoride yarışsın filmler!

Küskün olmayan yapımcı, yönetmen, oyuncu kalmadı piyasada.

Evet, herkes her türlü yarışmaya kazanma umuduyla girer... Ama "çantada keklik" değildir birincilik. Bunu da herkes bilir. Bir tek filmciler bilmiyor.

*

Uşak’ın Eşme ilçesine habire uzaylılar gelip gidiyor. Hatta bir ara köylüler taşlamışlardı hatırlarsanız...

Geçenlerde yine gelmişler.

Koca dünyada Türkiye’yi, Türkiye’de de Eşme’yi seçmelerinin bir nedeni olmalı.

Turist olarak geliyorlar desem... Eşme’de "beach" falan duymadık.

Belki de iç ve dış düşmanlarımıza bir de uzaylı düşmanlar eklendi!

Nitekim yetkililerin dediğine göre Eşme’deki altın, uranyum, civa yataklarına göz dikmiş olabilirlermiş.

Bakın aklıma ne geldi!

Bunlar kendilerine uzaylı süsü vermiş Amerikalılar olmasın!

MIŞ MUŞ

ÆErdoğan "Ben yaptım oldu, kimyayı bozuyor" demiş.Kendinden biliyor!

ÆAsker arkadaşları birbiriyle evlenmiş.Erkeklerin "Asker arkadaşlığı gibisi yok" dedikleri bu muydu?

ÆKadir İnanır "Türk filmi sevmeyen kimlik değiştirsin" demiş."Ya sev ya terk et!"in Yeşilçam versiyonu.

ÆDiyanet İşleri Başkanı "İyi erkek yetiştiremiyoruz" demiş.Evet, "aşılama" lazım bunlara!

ÆTürkiye, Ruslar’ın kaçamak merkeziymiş.Türk erkekleri için de pek farklı değil... "Ruslar’la kaçamak merkezi."

ÆErdoğan, Hülya Avşar’a da evlenip iki çocuk yapmasını tavsiye etmiş.İster misiniz bu seçimlerde kapı kapı "tüp içinde sperm" dağıtsınlar?
Yazarın Tüm Yazıları