Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kıbrıs'ta artık Ruslar da var

Oktay EKŞİ

Kıbrıs sorunundan uzun süre uzak tutmayı başardığımız Ruslar nihayet boğazlarına kadar bu konunun içine girdiler. Nitekim Lefkoşa'daki Rus Büyükelçisi'nin ‘‘Türkler eğer S-300 füzelerini taşıyan Rus gemilerine saldırırlarsa bu bizim açımızdan casus belli (savaş nedeni) sayılır’’ dediği bildiriliyor.

‘‘Eh... Bizim gemimize saldıran olsa, biz de aynı şeyi söyleriz’’ diye düşünebilirsiniz.

Ama Büyükelçi Muradov'un söyledikleri bundan ibaret değil.

Büyükelçi, Rum yönetimi ile yaptıkları füze anlaşmasının ancak askersizleştirme konusunda anlaşma sağlanması veya Kıbrıs sorununun çözümünde ilerleme kaydedilmesi durumunda iptal edilebileceğini söylemiş.

Kıbrıs sorununun çözümünde ilerleme herkesin istediği bir husus. Ne var ki, 1963'ten, yani Makarios, Kıbrıs'taki cumhuriyetin altına dinamit koyup patlattığı tarihten beri bu soruya yanıt bulunamıyor. O nedenle ‘‘askersizleştirme’’ sorununa yanıt aramak daha doğru görünüyor.

Burada Bay Muradov'a bir anımsatma yapma zorunluğu var:

Acaba Sayın Büyükelçi, 1955'ten, yani EOKA isimli terör örgütünün Kıbrıs'ta cinayetler işlemeye başladığı tarihten beri adada neler yaşanmış biliyor mu?

Biz söyleyelim: O tarihlerde Kıbrıs adası aynen Büyükelçi'nin bugün istediği gibiydi. Yani kâğıt üstünde iki toplum da silahsız ve askersizdi. Ama bunun bedelini masum Türkler ödedi. Çünkü, 1955'ten 1960'a kadar 5 yıl süreyle, sonra da 1963'ten 1974'e kadar 11 yıl süreyle Rumlar öldürdü ve Türkler öldü. O nedenle Büyükelçi bize şimdi ‘‘Kıbrıs Türkleri'nin Rumlar tarafından öldürülmelerini’’ sonuçlandıracak bir reçeteyi uzatmasın.

Öteki husus, yani Muradov'un bu sözleri söylemesine biz hiç mi yol açmadık, derseniz söyleyelim:

Çeçenistan'daki iç savaşa Türkiye'den gizlice yardım yapanlar ve onlara destek verenler, Ruslar'ı şimdi bizim karşımıza diktiyse, bu ahmaklığın bedelini ödemek bize düşmezse kime düşer?..

-----------------

Not: Ulaştırma Bakanı Sayın Necdet Menzir, 9 Eylül tarihli yazımda, Ulaştırma Bakanlığı'nın, otobüs şirketleriyle ilgili yetkilerini kullanmaya yeni başladığı düşüncesiyle yaptığım eleştiriye bir mektupla yanıt verdi. Özetleyerek aktarıyorum:

‘‘Yürürlükteki yasa, kararname ve yönetmelik hükümlerine uygun taşıma yapmayan veya yapamayan taşımacı firmalara müeyyideler uygulanmaktadır.

Nitekim şehirlerarası yolcu taşımacılığı konusunda 1995 yılında toplam 24, 1996'da 31 ve 1997 yılının 9 aylık döneminde de toplam 43 firmanın taşıma yetki belgesi, çeşitli sürelerle iptal edilmiştir.

Görüleceği üzere, Bakanlığımca taşımacı firmalarla ilgili olarak ilk kez işlem yapılmamaktadır.

Uygulamalarımızda hiçbir firma için ayrıcalık yapılmamaktadır. Bakanlığıma intikal eden her konunun üzerine önemle gidilip araştırılmakta, yasa ve yönetmelik hükümleri uygulanmaktadır.’’

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI