Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Keyfilikse artık yeter...

Oktay EKŞİ

Dikkatinizi çekmek istediğimiz şeyi öğrenince, ‘‘olayları çok basite indirgemiş olduğumuzu’’ söyleyebilirsiniz.

Ama ABD'de Monica Lewinsky konusu ne zaman gündeme gelse Amerikan uçaklarının Irak'taki askeri tesisleri bombalayıp sivilleri öldürmesine sırf ‘‘tesadüf’’ diyorsanız, siz de biraz saf olmalısınız.

Tabii bombalayan Amerikan, ölen başka ülkenin sivili olursa, o mesele değildir.

Tam aksi olursa, yani bombalayan başkası ama ölen Amerikalı ve üstelik bir de sivil olursa, o tek kelimeyle ‘‘cinayet’’ demektir ve katilin cezasını derhal, hatta o gün vermek vermek gerekir.

Biliyorsunuz ABD (ve arada bir İngiltere) hava kuvvetleri, Irak'a ait ama Irak uçaklarına ‘‘yasak’’ olan bölgeye girip, yerdeki askeri tesisleri yeniden bombalamaya başladılar. Dünkü olaydan nasibini güneydeki Basra kenti yakınlarındaki El Cumhuriye kasabası aldı.

Washington'da Savunma Bakanlığı sözcüsüne sorarsanız, ‘‘Iraklılar ABD uçaklarını provoke etmişler.’’

Eeee... Amerikan pilotu kızdırılırsa bu olur... Nitekim o da füze düğmesine basıp aşağıdakilerin haddini bildirmiş.

Peki Iraklılar Amerikalı pilotu nasıl provoke etmişler?

Ortada net bir bilgi olmadığına göre insanın aklına tuhaf şeyler geliyor:

Öyle ya... Şimdi uzaktan dinleme, izleme, görme artık mesele değil. O yüzden Amerikalı pilot, aşağıdaki bir Irak askerinin (veya sivilin) yukarıdan geçen uçağa ters ters bakmasından ve hatta dil çıkarmasından huylanmış olabilir.

İşte size tipik bir provokasyon!

Görüyor musunuz, hukuk dinlememek hangi sonucu doğuruyor?

Bu gidişle Mr. Clinton ile pek sadık ‘‘yardımcısı’’ Mr. Tony Blair bizi düpedüz Saddam Hüseyin denen despotu destekler hale getirecekler.

Neden?

Çünkü ortada tipik bir keyfilik var:

Gerçekten o sözü edilen ‘‘No Fly Zone’’u icat eden de, ilan eden de ABD, İngiltere ve gönülsüz olmakla birlikte Fransa...

Hani ortada bir Birleşmiş Milletler kararı olsa (artık o kararların nasıl alındığını bilmeyen yok ama yine de), dersiniz ki, ‘‘Ne yapalım? Bu bir Birleşmiş Milletler kararı... Ona herkes uyacak!’’

Yok efendim. Öyle bir karar olmadığı gibi, bugünün uluslararası hukukunda bir ülkenin başındaki adamı devirmek için öteki ülkenin bütçesinden 97 milyon dolar ayrılmasını, muhalif gruplara rüşvet ve silah verilmesini, keyfi bombalamalarla o ülkenin taciz edilmesini mazur gösterecek bir anlayış da yok...

Yok ama, ‘‘Hukuk mu üstündür, Amerika mı?’’ sorusuna eğer ‘‘Amerika’’ yanıtını verirseniz, ortada konuşacağımız hiçbir şey kalmaz.

Sahi... Başkan Clinton'ı ahlak yargılamasına tabi tutan Senato acaba bir de uluslararası hukuk ve ahlak yönünden ABD'yi yargılasa, kötü mü olur?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI