"Ayşe Aral" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Aral" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Aral

Kendimden nefret etmeli miyim?

Etmeli miyim, siz karar verin.

Hani yazdım ya aynada kendime bakarken gıcık oluyorum diye…
Hani yazdım ya ben yaptım, kendimi bu çıkmaza ben soktum diye…
Ve de yazdım ya annem beni acil Almanya’ya uçurdu diye…
Nedeni kilo milo değildi.
Kafamı dinlemem gerekliydi.
Silkelenmem lazımdı.
Gezdiğim, gittiğim her yerde gözlerimin onu aramaması lazımdı.

Ona hiçbir şey yazmadım.
“Bana biraz müsaade” demedim.
Ama “mıçım yiyor artık, ben yokum” da diyemedim.
İçim beni merak etmesini deliler gibi istedi, diledi.
Ama yemedi.
Ne demek istediğimi anladınızsa harika, anlamayanlar için de alın size işte aynadaki Ayşe’ye bir süredir gıcık olma nedenim.

Ben bir adama âşık oldum.
Hem de sevgilisi olan bir adama.
Bir imzaları eksik olarak dört buçuk seneyi sevgilisiyle karı koca gibi yaşayan bir adama.
Zıkkımın kökü bir barda, ortak arkadaşlarımız tanıştırdı bizi.
İşte o an bende sigortalar attı.
Bana öyle bir baktı ki baktım onun durumu da benden pek farklı değil.
İltifatlar saymaya başladı.
Adam ünlü, cemiyet hayatında sıkı bir yere sahip.
“Eee, senin başın bağlı değil mi?” dedim.
“Eh” dedi, öyle gibi ama seni tanıyınca çıkmaza girdim.”
“Girme” dedim, “her gün gazetelerde el ele resimlerinizi görüyorum. Ben şimdi kalkıp gideyim.”
“Gitme” dedi, “dur.”
“Hadi benim başım az buz bağlı, peki ya senin Veli?”
“Veli bitti. Gelmemek üzere gitti.”
“O zaman benimki de gitsin” dedi.
“Hayır” dedim ona, “bunu yaparsan seni hiç affetmeyeceğim.”
Kalktım, arabama binip yol boyu ağladım kaderime, kısmetime veryansın ettim.
Sonra mesajlar başladı.
Sonra balıkçıda yemekler.
Onu göreceğim günler adeta gelin gibi hazırladım kendimi.
Bir yanım “kötüsün Ayşe” dedi, bir yanım “yürü git.”
Ama ana ve aldatılmış yanım her yemeğin son buluşma olması için yeminler etti.
Sonra yeminler bozuldu.
Aynada mok suratlı Ayşe belirmeye başladı yine.
“Annem git” dedi, “Git uzaklara, dinle kafanı. Hata yapma şansın yok artık.”
En son randevumda da onu ağlayarak ektim.

Sonra İstanbul’a geldim, baktım ben aynıyım.
Ne yogası, ne sessizlik yemini bana bir halt etti.
Her zamanki gibi Allah’a sarıldım, meleklerimden yardım istedim.
Hala istemekteyim.
Bu Ayşe fena tutuldu, fena âşık oldu, hem de sevgilisi olan birine.
Fenaaaaaaaaaaa!


Not: Sizin başınıza geldi mi, ne yapsam, yazsanıza.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI