Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Karmaşa...

GÖZÜMÜZ aydın... Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi, yazar Orhan Pamuk hakkında aynı mahkemede başlayan ve bir duruşması da yapılan davanın düşmesine karar verdi.<br><br>Eminiz ki olayı izlemişseniz de kafanız karışmıştır, iyi izlememişseniz de...

İsterseniz önce yeni Ceza Yasası’nın, Orhan Pamuk hakkında uygulanmak istenen ve "Türklüğe, Cumhuriyete, TBMM’ye, hükümete, yargıya, silahlı kuvvetlere vb. hakareti" en az 6 ay, en çok 3 yıl hapisle cezalandıran 301’inci maddesine tekrar -çünkü daha önce çok değindik- değinelim:

Biliyorsunuz, eski Ceza Yasası’nın çok can yakan ve demokratik bir devlete yakışmadığı binlerce defa söylenen 159’uncu maddesi yeni yasaya -özü itibarıyla- aynen aktarıldı. Bunun çok sorun yaratacağı biz dahil sayısız insan tarafından dile getirildi. Hatta, "Bizi dinlemiyorsunuz ama yarın Avrupa bastırınca bunların hepsini yapacaksınız. Üstelik onurumuzla oynatacaksınız" dendi.

Şimdi onlar oluyor. Nitekim Avrupa tarafından, ulusça hepimize, devletli bir Orhan Pamuk dayağı atıldıktan sonra Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’daki Avrupa Birliği ülkeleri büyükelçilerine, "301’inci maddeyi değiştirebiliriz" dediği bildiriliyor.

Gerçi sırf 301’i değiştirmek hiç de yeterli değil, ama söyleyin lütfen, şu durum yakıştı mı?

Peki ya Orhan Pamuk oğlumuza ne diyelim?

Tamam... Hakkında dava açılması ifade özgürlüğü ve demokratik anlayış yönünden çok yanlıştı.

Ama dava düşünce Pamuk, "Türkler 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürdü" şeklindeki sözleriyle Türk ulusuna iftira etmiş olmaktan kurtuldu mu?

Pamuk’un pek asil vicdanı (!?) orada burada bu sözlerin tekrarlandığını ve Türkiye aleyhine kullanıldığını gördükçe sızlamayacak mı? Ya da bugüne kadar sızlamadı mı?

Siz Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi’ne "Yeni Ceza Yasası’na göre bakanlığın bu konuda izin verme yetkisi yok" diyerek kenara çekilmesini açıklayabildiniz mi?

Öyle ya... Yeni yasa yürürlüğe girmeden önceki olaylara ilişkin işlemlerin kendi iznine tabi olup olmadığını Yargıtay’a soran bizzat Adalet Bakanı Cemil Çiçek değil miydi?

Sayın Bakan, "Evet... Bu dava ancak siz izin verirseniz açılabilir" diyen Yargıtay’ın kararını hiçe saymış olmuyor mu?

Son bir nokta:

Aslında daha başta, yani Pamuk hakkında "Türklüğe hakaret etti" diye ihbar yapılınca savcı konuyu inceleyip "kovuşturma açılmasına gerek yok" deseydi, hiç bunlar olmazdı. Ama hadi o iddianameyi hazırladı diyelim... Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi, yeni Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’nın verdiği yetkiyi kullanıp, dava açılması istemini reddetseydi konu orada bitecekti. Tüm bunlar yapılmadı. Dava başladı. Hatta birinci duruşma yapıldı... Ve kıyamet koptuktan sonra aynı mahkeme, birinci duruşması yapılmış davayı, ortada yeni bir etken yokken düşürmeye karar verdi.

Lütfen bir vicdan sahibi çıksın da... "Adalete güvenin" desin. Biz de rahat edelim.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI