Karikatürler sadece radikal İslamcıları kızdırmıyor

Bugünlerde mizah, mayın tarlasında yürümek gibi bir şey. Mizaha hedef olan kişilerin ne zaman nereden patlayacağı belli olmuyor.

Özellikle karikatürler çok yakıcı. Hayır, İslam dünyasının kızdığı peygamber çizimlerini kastetmiyorum. New Yorker’ın, radikal İslam atmosferindeki Obama karikatürünü, ya da Arap medyasında yayınlanan "İsrail’in maşası kılıklı" Obama ve McCain karikatürlerini kastediyorum. İlkine Obama, ikincisine Yahudiler tepki gösteriyor. ABD’deki Yahudi kuruluşu ADL, Amerikan başkan adaylarını İsrail’in oyuncağı gibi gösteren çizimler yüzünden Arap medyasına şiddetle çatıyor. Fikir özgürlüğü tamam da, çizimler hayli arkaik. Kindar bakışlı, kara sakallı ve şapkalı Yahudi stereotipi ile Davut yıldızı arasında gidip geliyorlar. Obama ve McCain de Yahudilerin ya cebinde ya /images/100/0x0/55ea9950f018fbb8f88a7be2parmağında. Aslında ABD’deki seçim kampanyasının en hedef adamı McCain. 72 yaşında diye, gece komedi şovlarında tarih öncesinden kalma prostatlı yaratığa çevirdiler ama, onun hiç sesi çıkmıyor.

Herhalde dünyanın en gaddar siyasi esprileri Amerikan televizyonlarındaki gece şovlarında yapılıyor.

Son duyduğum bir-iki tanesini aktarayım. Bunlar özellikle Cumhuriyetçi aday John McCain ile ilgili.

Adamın yaşına (72) taktılar ya, komedyenler genellikle oradan vuruyorlar.

- McCain’in kızı çocuk kitabı yazıyormuş. Kitabın adı "James ve Dev Prostat" olacakmış. (Conan O’Brien)

- McCain’in yardımcı adayları Arizona’daki evini ziyaret ediyormuş. Evin adı Casa Viagra, ya da Rancho Prostato gibi bir şey. (David Letterman)

- Yerliler Obama’yı destekliyormuş. Tabii, çünkü McCain’in topraklarını ellerinden aldığı günü çok iyi hatırlıyorlar. (Conan O’Brien)

- Dışişleri Bakanlığı’nın iki memuru, McCain’in iç savaş sicilini inceledikleri için görevden alınmışlar. (David Letterman)

- Obama, Almanya, Fransa ve İngiltere’de çok popülermiş. McCain de Mezopotamya, Galya ve Kutsal Roma İmparatorluğu’nda. (Jay Leno)

- McCain, dün gece Larry King Show’a çıktı. Program 5 dakika sürdü, toplam 55 dakika çiş molası verildi. (Conan O’Brien)

- McCain ile Larry King, kimin prostatının daha büyük olduğu konusunda derin bir tartışmaya girdiler. (Jay Leno)

Evet, McCain’in yumuşak karnı, yaşı. McCain kampanyasının Demokrat aday Barack Obama ile dalga geçtiği son reklam filmi de, dönüp dolaşıp komedyenlere yine McCain’le ilgili espri malzemesi verdi. Yine prostatlı ve belden aşağı cinsten. Bu reklamda Obama, Paris Hilton ve Britney Spears gibi ünlülerle kıyaslanıyor. Slogan kabataslak şu: "Onlar da şöhretli. Onlarda da laf çok ama, iş yaptıkları yok."

Jay Leno durur mu, veriyor espriyi: "Acaba McCain, Paris’in seks videosunu görmüş mü? Ben gördüm, hiç laf yok, hep iş var."

Yine Jay Leno: "Obama’nın kampanyası, McCain’i Zsa Zsa Gabor’a benzeten bir reklam hazırlıyormuş."

Malûm Gabor 91 yaşında ve Conrad Hilton da eski kocalarından.

McCain kampının Obama reklamına, Hilton ailesi çok kızdı. Hatta Paris Hilton çıkıp, "Ben de başkan adayıyım" diye video bile çekti. Reklama ırkçı diyenler de oldu. Obama ise "Hayır, ırkçı değil alaycı" diye geçiştirdi.

Ancak bu espri ve reklam şamatası arasında hiçbir malzeme, New Yorker’ın Obama karikatürü kadar sansasyon yaratmadı. Çünkü iki yönden mayın tarlasına girilmişti. Bir, sözün yerini karikatür almıştı. İki, radikal İslam ve terör meselesine girilmişti.

KARİKATÜR ANAYASAL ÖZGÜRLÜK

Karikatürü herkes biliyor. Obama ve karısı Michelle, radikal İslamcı kılığında, duvarda Bin Ladin resmi. Resmin hemen altındaki şöminede Amerikan bayrağı yanıyor. Karikatürün amacı, "Barack Hussein Obama"nın aslında Müslüman olduğu ve yeterince vatansever olmadığı hikayesini yayan muhafazakarlara sataşmak. Ancak mesaj ters tepiyor, karikatür aşırı kışkırtıcı, habis, münasebetsiz ve İslam düşmanı bulunuyor. Bu yorumlar sadece medyada yapılsa iyi, Obama cephesi de çok sert tepki gösteriyor. Karikatürün, onur kırıcı, edebe aykırı olduğunu açıklıyor.

Liberal cephe ise New Yorker’ı savunuyor. Çünkü memlekette fikir özgürlüğü var ve özgür bir toplumda her yayın organının böyle bir karikatürü yayınlama hakkı bulunuyor. Hedef seçilen kişi mesajı beğense de, beğenmese de.

Ve en çarpıcı yorum yine bir siyasi hicivciden geliyor; Jon Stewart’tan. Şöyle diyor: "Obama kampanyasının tepkisi ne olmalıydı, biliyor musunuz? Şöyle: Senatör Obama, kendisini radikal İslamcı gibi gösteren karikatüre kesinlikle kızmamıştır. Çünkü ancak radikal İslamcılar bir karikatüre kızabilir ki, Obama radikal İslamcı değildir."

"It’s just a f*cking cartoon!" diye de tamamlıyor sözünü.

Danimarka kökenli malum karikatürlere gönderme yapıyor Stewart. Ortadoğu’dan Pakistan’a, İslam coğrafyasında ölümlere, ortalığın yakılıp yıkılmasına neden olan karikatürlere gönderme.

Nitekim Obama da çıkıp, "Bu bir karikatür... Anayasadaki fikir ve basın özgürlüğü de bunun için var" diyor sonunda.

ARABIN TAKINTISI

Danimarka kökenli karikatürleri yerden yere vuran coğrafyanın medyası da yeri geldikçe karikatür yayınlıyor ve o karikatürler de birilerini kızdırıyor. Mesela Amerika’daki en büyük Yahudi kuruluşu ADL’yi (Anti Defamation League - İftira ve İnkarla Mücadele Birliği).

O çizimler genelde, ABD’deki başkan adaylarının İsrail’in maşası olduğu fikrini işliyor. ADL Başkanı Abraham Foxman, bir açıklama yayınlayarak Arap medyasını kınıyor. "Gazze’den Ramallah’a, Bahreyn’den Şam’a, Kahire’den Riyad’a bütün medya, İsrail ve Yahudiler’in Amerikan başkan adaylarını kontrol ettiği şeklindeki sapık ve fanatik komplo teorisine kapılmış durumda" diyor. Özellikle, o çok klasik kötücül Yahudi stereotipinden ötürü karikatürleri "ırkçı" diye niteliyor. Gerçekten de çizimler çok arkaik. Sakallı ve kara şapkalı, kindar bakışlı Yahudi tipi var çoğunda. Ya da Davut yıldızı takmış bir cepte Obama-McCain ikilisi otuyor. Veya Obama, üzerinde Davut yıldızı bulunan bir yumurtadan çıkıyor.

Karikatürler de Arabın yalellesi gibi. Aynı espri etrafında uzadıkça uzuyor.

Sarkozy’nin oğlu Yahudi kızı buldu işini biliyor diye yazdı, işinden oldu

Fransa’nın haftalık siyasi hiciv gazetesi Charlie Hebdo’nun yazar ve çizeri Maurice Sinet’nin kaleme aldığı bir yazı yüzünden ülkede kılıçlar çekildi, sonuna kadar fikir özgürlüğünü savunanlarla, anti-semitizm sınırının aşıldığını iddia /images/100/0x0/55ea9950f018fbb8f88a7be4edenler çarpışıyor şimdi. Gazetelerde aydın dilekçeleri yayınlanıyor, internette açılan kampanyalara binlerce kişi imza koyuyor.

Olay, Charlie Hebdo’nun geçen 2 Temmuz sayısında yayınlanan yazıyla başlıyor.

Hayatı provokasyonla geçen Sinet, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin oğlu Jean Sarkozy’yle ilgili bir yazı döşeniyor. Siyasette yeni yeni yükselen 21 yaşındaki Jean’ın, Yahudi nişanlısı ile evlenmeden önce Yahudiliğe geçeceğini yazıyor ve "Oğlan, para pul işini iyi biliyor" demeye getiriyor. Çünkü Yahudi nişanlı Jessica Sibaoun-Darty, Fransız perakende devi Darty’nin várisi. Babaanne tarafından Yahudi kökenden gelen Jean’ın çıkar uğruna din değiştireceği iması büyük tepki görüyor. Yahudilerle akçeli işler arasında kurnazlık ilişkisi kuran o çok beylik fikre saplandığı için eleştiriliyor Sinet./images/100/0x0/55ea9950f018fbb8f88a7be6

Sinet (79), zaten anarşist bir kişilik olarak biliniyor. Hem anti-kapitalist, hem de kilise ve radikal İslam düşmanı. Bir de bu anti-semitik yazı çıkıyor. Sinet’nin özür dilemesi isteniyor. O ise dilememekte ısrar ediyor ve sonunda gazeteden kovuluyor.

Yirmi aydın Le Monde gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, "Sinet taşlama sınırını aşarak kin ve nefret alanına girmiştir" diyor. Paris Belediye Başkanı Delanoe ve Nobel Barış Ödüllü Elie Wiesel gibi isimler var bu aydınlar arasında. Sonra Kültür Bakanı Christine Albanel de katılıyor o koroya.

FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNE NE OLDU CHARLIE HEBDO

Diğer yanda, internette Sinet’yi savunan bir imza kampanyası açılıyor. Bütün mizahçı takımı ve sol aydınlar dahil sekiz bin kişi imzalıyor dilekçeyi. Diyorlar ki, "Sinet ırkçı değil, ajan provokatördür. Charlie Hebdo fikir özgürlüğüne büyük bir darbe indirmiştir."

İşin ilginç yanı, aynı Charlie Hebdo’nun, Hz. Muhammed karikatürleri krizi yaşandığında takındığı tutum. İki yıl önce aynı gazete, fikir özgürlüğü adına o çizimleri basmış, medya ve siyaseti arkasına alarak, bir Müslüman grubun açtığı davayı da kazanmıştı.

Şimdi gazete editörü Philippe Val şu savunmayı getiriyor: "Kendini demokratik yasalara alternatif olarak gören bir dine saldıran her şeyi basarız, ama bireylere saldıran şeyleri asla."
Yazarın Tüm Yazıları