Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kabadayı ordusu

GALATASARAY’daki başıbozukluğu anlamak mümkün değil. Bugüne kadar hakemlerle uğraşan bir-iki isim vardı.

Şimdi tüm takım adeta kabadayı olmuş. Skibbe, yapı olarak kibar bir insan. Takımın saha içindeki tek patronu olmalı. Ama, futbolcuya laf geçirecek ağırlığı yok.

Eğer ipin ucunu kaçırırsa, kendisi kaybeder. Ortaya da futbolcuya dayalı bir takım çıkar. Ondan sonra da işin içinden nasıl çıkacağını düşünür, durur.

Bugüne kadar devamlı saha içi kabadayılığı yapan Sabri’ye Eskişehir’de kimse "dur" diyemedi. Genç olmasına rağmen kendini bir anda kral ilan etti. Ve yavaş yavaş bütün takıma bu kabadayılık virüsünü bulaştırdı. İkinci kabadayılığı da başka bir genç aldı, yürüyor. İsmi Arda Turan. Hakemlerden kendini üstün görüyor. Düşüş gösterdiği zamanlarda suçu kendisinde değil hakemlerde arayıp, sıyırmaya çalışıyor. Çünkü çabuk yükselişin sarhoşluğunu yaşıyor.

Kibarlık bir yere kadar

Skibbe
tipik bir Alman. İşi gereği futbolcusunun form durumuna bakar, ona göre karar verir, takımını oluşturur. Bunu anladık. Peki, futbolcularının saha içindeki olumsuz davranışlarından dolayı oluşan rahatsızlığı kim çözecek? Başkan Adnan Polat’ın soyunma odasına inip, "Ne yapıyorsunuz, kendinize gelin" diyerek oyunculara uyarıda mı bulunması lazım? O zaman da "başkan Skibbe’nin işine karışıyor" demezler mi? Lafı fazla uzatmanın bir manası yok, bu işi çözmek takımın attığı her adımdan sorumlu olan Skibbe’ye düşer.

Başarısız sonuçlar alındığında herkes efendi Alman’ın üzerine gidiyor. Neymiş efendim? Yok aynı takımı üç maç üst üste sahaya sürmüş, takımda rotasyon yapmamış. Kardeşim, bu adam rotasyonu kiminle yapsın? Zaten takımın yarısı sakat, yedek kulübesi yetersiz. Kendisi mi çıkıp oynasın? Skibbe’ye yüklenmek yanlış. Fakat o efendi, kibar Skibbe de artık masaya yumruğunu vurup futbolcusuna tokat gibi cevaplar vermezse, yakında o koltuğu mumla arar.
X