Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İzler

Oya BERBEROĞLU

Menzir'den Yılmaz'a THY mektubu

Ulaştırma Bakanı DTP'li Necdet Menzir, Türk Hava Yolları'nın (THY) kendisine bağlanmasını istiyor. Bir süredir de bu yönde demeçler veriyor.

Menzir, Başbakan Mesut Yılmaz'a mektup yazdı. THY'nin niçin Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanmasını istediğine ilişkin gerekçelerini sıraladı.

THY, özelleştirme kapsamına alındığı için yıllardır (sanırım 7 yıl oldu) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na (ÖİB) bağlı. Menzir, dolayısıyla DTP, uçak biletlerine yapılan zamlardan, rötarlara, havaalanı hizmetlerindeki eksikliklere kadar kendisine bağlı olmayan bir kuruluştan ‘‘sorumlu’’ gösterilmekten rahatsız. Bu işin görünen yüzü...

Bir de tabii siyasi güç olayı var. Telekom'un önümüzdeki yıl özelleştirilmesi plan dahilinde. Bu Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı bir kuruluş. Telekom özelleştirildikten sonra elde sadece demiryolları kalacak. Ayrıca THY Yönetim Kurulu'na yapılan ‘‘atamalar’’, hükümetin DTP kanadınındaki sıkıntıyı had safhaya çıkardı...

DTP, THY özelleştirmesine karşı olmadığını, THY'nin Bakanlığa bağlı bir kuruluş haline getirilmesini, istenirse özelleştirmenin yine ÖİB tarafından yapılmasını öneriyor. Davul bizdeyse tokmak da bizde olmalı görüşünü savunuyor.

Menzir, Yılmaz'dan henüz mektubuna yanıt alamadı... Bu yanıt belki de önümüzdeki hafta toplanacak olan Özelleştirme Yüksek Kurulu'nda belirginleşir... Çünkü toplantıda THY'nin durumu da sorgulanacak.

ÖİB, THY'nin Ulaştırma Bakanlığı'na devrine Özelleştirme Yasası'nın cevaz verdiğini, bir kaç saniyede bu işin realize edilebileceğini, ancak bu istemin özelleştirme açısından doğru olmadığı görüşünde.

THY, özelleştirilmesi zor alan dev kuruluşlardan biri. Talep piyasası sıkıntılı çünkü... Belki parçalı özelleştirme gündeme gelebilir.

ANAP-DTP siyasi güç savaşının sonuçları bakalım neleri getirecek?

8 yıla davetiye desteği

İlköğretim 8 yıla çıkarılması ve kaliteli eğitim için gerekli kaynak, biliyorsunuz fon, veri, zam ve bağışlarla yaratılmaya çalışılıyor.

Yarının Türkiye'sini yönetecek, uluslararası arenada en önemli kaynak olan yetişmiş insangücüyle, beyniyle çarpışacak Türk çocuklarını yetiştirmek için seferberlik var...

Sadece fon ve vergilerle, üç yıl içinde, 8 yıllık eğitimde kullanılmak üzere 1 katrilyon 8 trilyon lira toplanacağı hesaplanıyor. Bağışlar bu tutarın dışında.8 yıllık eğitim artık davetiyelere de girdi...

Nergis Şirketler Grubu'nun konut projesinin temel atma törenine ilişkin davetiyede, eğitime katkı çağrısı yapıldı. Çiçek gönderilmemesi, isteyenlerin, Ziraat ve Halk Bankaları'nda, ‘‘8 yıllık Eğitim Projesi'ne Katkı’’ hesaplarına bağışta bulunmaları istendi.

Duyduğuma göre, Vakıflar Bankası Genel Müdürü de ‘Huzur Hakkı’nı 8 yıllık kesintisiz eğitim için bağışlayacakmış. Hadi hayırlısı...

Umarım eğitim için toplanan bu bağışlar, fonlar, vergiler doğru adreslere ulaşır...

Çiller'in THY'deki arkadaşı

Sevgi Gümüştekin, THY Genel Müdür Yardımcısı. Cem Kozlu'nun iş başına getirilmesinden sonra bu koltuğunu korudu ama kendisine bağlı olan, dış alımlara ilişkin Destek Daire Başkanlığı elinden alındı. Dış alımlar can alıcı bir birim. Uçak alımları söz konusu.

Gümüştekin Ailesi, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e de DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e de yakın bir aile. DTP Başkanı Hüsamettin Cindoruk'la da dostlukları var... Ama son tahlilde Sevgi Hanım'ın eşi Uğur Bey, DYP'de GİK'te de bulundu ve hızlı bir Çillerci olarak tanımlanıyor. Sevgi Hanım'ın da Tansu Çiller'in ‘‘çok yakın’’ arkadaşı olduğu söyleniyor. Uğur Bey, 12 Eylül'den önce Süleyman Demirel'in konuşmalarını kitap haline de getirmiş bir kişi... Kızları Tuluğ ise 26 yaşında, Tansu Çiller'in Dışişleri Bakanlığı döneminde, bu bakanlıkta AB nezdinde danışmanlığına getirilmiş, Brüksel'e yerleştirilmiş şanslı gençlerden.

Şimdi Çiller'in THY'deki bu kadim dostu Sevgi Hanım, bir anlamda kızağa çekildi.

Kulislerde, DTP kanadının da Atilla Çelebi'nin görevden alınmasına, Sevgi Gümüştekin'e yapılan söz konusu muameleye ateş püskürdüğü konuşuluyor. Hatta, ‘‘Ya hükümet ya Cem Kozlu’’ denildiği iddiaları var...

THY önemli bir ihalenin arefesinde biliyorsunuz. Filonun yenilenmesi, genişletilmesinin kaçınılmaz bir gerçek olduğu ortada. Refahyol'un bu yöndeki kararı yanlış bulunarak, ihaleden pis kokular geldiği iddiasıyla uçak alım işinden vazgeçilmişti hatırlayacaksınız. Ama kısa süre sonra çoğunluğu orta menzilli olmak üzere 26 uçak için ihaleye çıkıldı. Artı 23 uçak alımı da gündemde sıcak tutuluyor. Yani toplam 49 uçak...İlk parti ihale bu ay sonunda karara bağlanacak. İhalede doğal olarak iki dev yarışıyor. Boing ve Airbus. Boing ABD'yi, Airbus Avrupa'yı temsil ediyor. Böyle büyük ihalelerde siyasi karar ön plana çıkıyor...

AB ile sıcak dönem

Avrupa Birliği'nin (AB), tam üye olacak ülkeleri belirleyeceği Ocak 1998'e yaklaşıyoruz. AB'nin genişleme planının onaylanacağı bu dönemde, hem hükümet hem özel sektör kanadında temaslar yoğunlaştı.

Lobi faaliyetleri açısından her ay bir bakanın Brüksel'e gitmesi kararı var. Önümüzdeki ay Devlet Bakanı Işın Çelebi Brüksel'de olacak. Başbakan Mesut Yılmaz da 30 Eylül'de Almanya'da Başbakan Helmut Kohl ile görüşecek. Ekim ayında da Washington'da AB üyeliği için destek arayacak. Dışişleri Bakanı İsmail Cem de zaten gereğini yapıyor...

Özel sektör ve diğer sivil toplum örgütleri de üzerine düşeni yapmaya devam ediyor. TÜSİAD, DİSK, TESK, Türk-İş, 15-16 Eylül'de Avrupa Parlementosu Genel Kurul toplantısına katılacak. Strasburg'da, Avrupalı parlamenterlere, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik kararlılığı anlatılacak. TÜSİAD Başkanı Muharrem Kayhan, adı geçen Genel Kurul toplantısında konuşma yapacak.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi de, 20 Eylül'de Antalya'da toplanacak. Bu toplantının iki önemli konuğu var. AB'nin güçlü ülkelerinden Hollanda ve İngiltere'nin Ankara Büyükelçileri, davetli konuşmacılar. Toplantının ana konusu, Türkiye'nin AB genişleme halkası içinde yer alması.

Özel sektör bazında AB ile ilişkileri İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) yönlendiriyor. İKV de harekât planı hazırladı. İnsan hakları ve hukuk devleti kavramları tartışmaya açılacak. Ekonomik performansın, AB'ye tam üyelik için yeterli bir kriter olmadığı gerçeğinden hareketle. Türkiye'de artık hukuk devleti standarlarının yerleşmesi gerekiyor. İşte İKV, takvimde bir aksilik olmazsa bugün yani 12 Eylül'de, hazırladığı insan hakları ve demokratikleşme raporunu açıklayacak. Rapor, Türkiye'nin durumunu yansıtıyor. Türkiye'yi AB üyesi ülkelerle karşılaştırıyor. Tam üyeliğe aday Doğu Avrupa ülkelerinin insan hakları, hukuk devleti ve demokrasi standartları ile Türkiye karşılaştırması da raporda yer alıyor.

İKV Başkanı Meral Gezgin Eriş, ‘‘Bizi almazsanız Gümrük Birliği'ni askıya alırız türünden yaklaşımlar çok yanlış. Türkiye, önce hukuk devleti ve insan hakları standardını yükseltecek. İç bünyemizi düzelteceğiz. AB'nin bize kazık attığı falan yok. Bize kazığı siyasiler atıyor’’ diyor özetle.

Şu anda Türkiye, AB nezdinde tam üyelik bakımından bekleme odasında bile değil. Bize muğlak bir perspektif çizseler, ağzımıza bir parmak bal çalsalar, durumunuz 2003'ten sonra gözden geçirilecek deseler ne olacak? Yakın görünürde tam üyelik yok... Bu gerçeği bilelim.

Sultanahmet Köftecisi yurt dışına açılıyor

Geçen hafta sonu Bursa'da katıldığım bir davette, catering hizmetini Sultanahmet Meşhur Halk Köftecisi'nin sunduğunu öğrenince şaşırdım. Oysa 12 yıldır catering yapıyorlarmış da haberim yokmuş...

Vakko, Efes Pilsen, Interbank, Toprakbank, Zimens, Alarko, Koçbank, Beko, Pasha, Sakıp Sabancı, daha pek çok kişi ve kuruluşa ve okula yiyecek hizmeti veriyorlarmış.

Sultanahmet Meşhur Halk Köftecisi Kebapçısı-Selim Usta, bir aile şirketi. 76 yıldır bu işi yapıyorlar. İstanbullu olan bu aile 4 kuşaktır o enfes köfteleri, kebapları, Türk tatlılarını sunuyor. İsimleri başkalarınca kullanıldığı için de yıllardır mahkemelerde boğuşuyor. Oysa İstanbul Sultanahmet, Kadıköy ve Beşiktaş'ta lokantaları var. Sultanahmet Catering'in sahibi Mehmet S. Tezçakın, yoğun talep olduğunu öncelikle Ankara olmak üzere İzmir diğer bazı büyük şehirlerde şube açacaklarını söyledi.

Günde ortalama 1 ton eti mamül hale getiriyorlar. Tabii köftelerinin sırrını sormayı ihmal etmedim. Sadece dana eti, soğan, az ekmek ve tuz kullanıyorlarmış. Bu köfteden yiyen 6 saat acıkmazmış, doyuruculukta da iddialılar...

Bu arada dışa açılıyorlar. Geçen hafta Hollanda'dan teklif gelmiş. Hollanda'nın esnaf ve sanatkar odası yetkilileri ülkelerinde zincir kurmayı önermişler. Görüşmeler sürüyor.

X