Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İstatistiğe geçmeyenler

BEKO Basketbol Ligi’nin kalitesi tartışılabilir. Ama bu yıl milli ligin geçen senelere göre daha çekişmeli geçeceği muhakkak. Çekişmeli ligin temelinde, bu yıl tüm takımlarımızın savunmaya öncelik tanıyıp mücadele kararlılıklarını artırmaları yatıyor.

Savunmada dozundaki artış ise milli takımımızın Japonya’da sergilediği savaş ve Fenerbahçe Ülker’in geçen yıl sonundaki savunma konsantrasyonundan kaynaklanıyor. Bu iki başarının altında Bogdan Tanjeviç ve Aydın Örs var. Bence Aydın Örs’ün geçen yıl son dönemde birbirine hiç benzemeyen kişilikli ama güç karakterli, hepsi Türkiye için büyük sayılabilecek Fenerbahçe Ülker kadrosunu bütünleştirip yumruk yapabilmesi, bir mucizeydi. Bu mucizenin arkasında ise oyuncuların Aydın Örs’e duydukları saygı vardı.

Bu kadro hiç kayıp vermeden bu yıl Tanjeviç’in elinde. Basketbolda savunmanın başarısı, adele kadar beyin ve yüreğe, özveride kararlılık ve kesintisiz zihinsel konsantrasyona bağlıdır. Her an tetikte olmak, başarılı savunmanın sırrıdır. Tanjeviç’in maçlarda oyuncularını her an savunmaya hazır tutmak için kullandığı method, "kesintisiz uyarı" methodudur. Siz isterseniz buna, kenardan bağırıp çağırma diyebilirsiniz. Uyarı methodu henüz geçerli. Tanjeviç’in kontrolündeki Fenerbahçe Ülker’in bu yıl iki Efes Pilsen maçında da savunması mükemmeldi. Bandırma Banvit maçı eksik kadro ile oynandı. Bu yüzden elinden gelen fazlasını yapmak şeklinde özetlenebilecek Fenerbahçe savunması sona yaklaştı, demek için henüz erken.

Ömer Onan’ın farkı

Oyunculara gelince... Bir gün İbrahim Kutluay için, "Savunmadaki özverisi ile takımına hücumundan daha fazla faydalı olacak" dense inanmazdım. Ama geçen yıl başlayan liderlik anlayışı İbrahim’de bu yıl da sürüyor. Mirsad Türkcan’ın savunma ve ribaundlardaki performansını tekrarlamaya gerek yok. Banvit maçında bu iki oyuncu da sahada yoktu.

Gelelim Ömer Onan’a... Ömer yalnız Fenerbahçe Ülker’in değil, Türkiye’nin en konsantre ve gayretli dış adam savunucusu. Ömer’in tuttuğu adamın nefes alması bile zor. Bir dış adam savunucusunun başarı ölçüsü, ona perdeleme "screen" yapıldığı zaman belli olur. Türkiye’de Türk oyuncular içinde kendisine perdeleme yapıldığı zaman tuttuğu adamla arasına kimseyi sokmamak için sakatlanmayı bile göze alıp ölümüne savaşan tek oyuncu Ömer. Türkiye rakip point guardı tutarken, kafasını hep arkalara çevirip "Buradan geçerse adamımı sen alırsın, oradan geçerse de sen alırsın" diye daha birebir savaş başlamadan arkadaşlarından yardım bekleyen oyuncularla dolu. İsimlerini saysak yazı o kadar uzar ki, gazetede yer alamayız.

Mirsad Türkcan şov

Son olarak Mirsad Türkcan Türkiye’nin hatta Avrupa’nın tartışmasız en iyi ribaundcularının başında geliyor. Basketbolda havada sahipsiz uçan toplarla maç kazandırmakla ribaundun önemi kastediliyor. Malesef Türkiye’de boş topların (ribaundun) kıymeti henüz yeterince anlaşılmış değil. Bence Mirsad ribaundla tarihe geçecek olmakla yetinmelidir. Hakemlere itiraz, onun Türk basketbolunda açtığı yeni bir çığır olmamalıdır.

Mirsad’ın hakemlerin her aleyhte düdüğüne elleriyle kollarıyla başlattığı şov, ne yazık ki süratle yayılmakta. Sayılamacak kadar çok oyuncu Mirsad şovda yer almak için sıradalar. Liglerin şu ana kadarki en başarılı takımı Pınar Karşıyaka pivotu Asım Pars, Mirsad şovu tekrarlayanlardan biri. Hakemlere itiraz Türk basketbolu için uçsuz bucaksız tehlike. Şovun da sonu yok. Solomon’un Banvit maçından sonra formasını hakemlere hediye etmesi, onun da şovda başrolü oynamaya hazır olduğunun bir göstergesi. Bakalım daha neler göreceğiz. Hakemlerin her düdüğüne itiraz kampanyasına son vermeliyiz.

Hesap bize düşüyor

Ömer’in kıymeti bir gün oyuncuların attıkları sayı yanında attırmadıkları sayının da yazıldığı bir istatistik keşfedilirse tam olarak anlaşılacak. Fenerbahçe Ülker’in Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazandığı maçta Ömer, 8 sayı attı. Ama onun tuttuğu Efes Pilsen’in skoreri Nicolas’ın attığı sayı ise 7’de kaldı. Bunlar istatistiğe geçenler. Peki Ömer’in sayı ortalaması 20’nin üzerindeki Nicolas’a attırmadığı sayı kaç dersiniz, lütfen hesaplayın.

Banvit maçına gelince... Tanjeviç’in genç oyuncu kazandırmak gibi olumlu bir tutkusu var. Banvit maçında sahaya çıkardığı 5, maç kazanmaktan çok oyuncu kazanmak için seçilmiş bir 5’ti. Fenerbahçe Ülker’in genç oyuncuları da yetenekli. Ama günlerce kenarda oturmuş bir oyuncudan sahaya sürüldüğü ilk gün çok olumlu sonuçlar beklemek haksızlık olur. Genç oyunculardan kurulu 5, zaten güçlü bir takım olan Banvit’e moral kazandırdı. Banvitlilerin her geçen dakika kazanabileceklerine olan inançları arttı. Peki Solomon oyuna girince ne oldu, diye sorabilirsiniz. Ben Ömer gibi tuttuğu adamın yakasına yapışan başka bir oyuncu yok derken, Banvit guardı Mokongo’yu tanımıyordum. Banvit’te Mokongo, Ömer’in bir eşiydi. Maçı Mokongo 15, Solomon ise 5 sayıyla bitirdiler. Mokongo’nun Solomon’a attırmadığı sayıları yazan bir istatistik yok. Bu yüzden hesap yine bize kalıyor.

Not: Görüşlerinizi bekliyorum. Teşekkürler. "granit@turk.net"

X