Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İmamla papaz kol kola

İSTANBUL ’da Pera Müzesi’nin birinci katında sergilenen Kütahya Çini Koleksiyonu içinde yer alan bir parça, Türk-Ermeni dostluğuna hizmet edebilir. 18’inci yüzyıl yapımı sürahinin üzerinde birbirlerinin omzuna ellerini atmış bir imam ve başlığından Ermeni olduğu şüphe götürmeyen bir papaz resmedilmiş.

Bu kadar değerli simgesellik yüklü bir parçanın Türkiye-Ermenistan arasında dostluk köprüsü kurulmak istenirken iletişimde kullanılmaması büyük kayıp. Örneğin Türkiye ve Ermenistan, İsviçre’de dünyanın gözü önünde anlaşma imzalarlarken Dışişleri Bakanı Davutoğlu bu sürahinin kopyasını Ermeni meslektaşı Nalbantyan’a hediye edebilirdi.

Ya da sürahinin eşi imza törenindeki masada su servisi için durabilirdi.


Darısı bundan sonraki anlaşmalara...


Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat Genel Müdürü Özalp Birol dikkatimi çekmeseydi 51 numaralı sürahiyi ben de fark etmeyebilirdim. Halbuki müze, birinci katın asansörünü de bu sürahideki imam-papaz detayıyla kaplamış.


İç iletişim de, dış iletişim de inceliklerle örülmeli...


* * *


İstanbul 2010’un tanıtım filmleri önceki akşam İstanbul’daki reklamcılara ve iletişimcilere gösterildi. İstanbul için yurtiçinde ve dışında farklı mesaj kullanılmış. İçerde özetle “Enerjini İstanbul’dan al” denecek. Yurtdışında ise “Dünyanın en ilham veren şehri-The most inspiring city in the world” kullanılacak.

Paul Mc Millen ve ekibi düzgün iş çıkarmışlar. Tanıtım filminin özellikle genç kitle üzerinde başarılı olacağını sanıyorum. Filmin bir ve iki dakikalık versiyonlarını seyrettik. İki dakikalık olanı 50 yaş üstü için biraz fazla enerjik gelebilir. Herkesi aynı anda memnun etmek kolay değil. Oğlum bayılırdı, ama karanlık ve modern mekân çekimlerinin yer aldığı kısa bir bölüm kuvvetli müziğiyle birlikte bana göre hayli ürkütücü bir algı yaratabilir. Gel derken git olmasın! Bu açıdan yeni bir montaj çalışması bile önerebilirim.


* * *


Büyük sanayi kuruluşlarının ve sermaye sahibi kişilerin sanata yaptıkları yatırımı önemsemeliyiz. İstanbul’da büyük sanayi kuruluşlarının ve sermayedarların desteğinde açılan özel müzelerin Anadolu sermayesine rol modeli olması için umarım çok fazla beklemeyiz. Kültür ekonomistleri sanata yapılan her 1 liralık yatırımın o şehre 16 lira olarak döndüğünü hesaplamışlar. Örneğin Kayseri ve Konya, Bilbao’dan esinlenerek Guggenheim müzesi benzerini yaptırabilecek sermaye birikimine artık sahip. İzmir, geç kalıyor.


İstanbul’a gelen turist sayısı çok azdı. Son beş yılda hızla artış eğilimine girdi. 2004’te 3.5 milyon turist gelirken 2009’un 9 milyonla kapanması bekleniyor.

Bu artış neden? “İstanbul’u dünyanın gözünde ne ‘upgrade’ etti, yani bir anlamda sınıfını yükseltti?” derseniz, ilk sıraya patlama gösteren sanatsal etkinlikleri koyarım. Özel müzelerin, uluslararası festivallerin rolü büyük. Bugün Pera Müzesi’nde Chagall gibi bir büyük dünya ressamının sergisi varsa şehrin
algısı çok şey kazanıyor.


İstanbul’a dönersek, 28 kez emperyal olmuş bir şehir. Tevfik Fikret’in ünlü benzetmesindeki gibi, hâlâ herkese enerji ve ilham verecek muhteşem bir kadın gibi...


Tabii, onu sevmesini bilirsek...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI