Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İlter Türkmen: CIA: Efsane ve gerçek

İlter TÜRKMEN

Bir ülkenin, halkının sorumsuzluğu yüzünden komünizme kaymasına neden seyirci kalalım...

Henry Kissinger, 1970.

SONER Yalçın ve Doğan Yurdakul'un yazdıkları Hiram Abbas hakkındaki ‘‘Bay Pipo’’ adlı kitabı okumaya çalışıyorum, fakat zorlanıyorum. Çünkü bu eser seri halinde maddi hatalar, hiçbir kanıtı olmayan isnatlar ve tamamen vehim ve hayal ürünü olan komplo teorileriyle dolu. Ana temalarından biri, CIA'nın Türkiye'deki bütün politik oluşumlarda sözde oynadığı kilit rol. 1960'larda İsmet İnönü'yü deviren ve Demirel'i iktidara getiren bile CIA olmuş...

***

Kitap MİT'in 1950'li yıllarda tamamen CIA'nın emrinde olduğunu ileri sürüyor. O tarihteki ilişkilerinin ayrıntılarını tabii bilmiyorum, fakat iki gizli servis arasında oldukça geniş bir işbirliği olmasına şaşmamak gerekir. Ne de olsa Türkiye için en büyük tehlike Sovyet tehdidi idi. MİT'in KGB ile işbirliği yapması pek düşünülemezdi! MİT'in içeride komünist faaliyetleri üzerine dikkatini yoğunlaştırması da yadırganamaz. Radikal sol, seçimle değil fakat başka yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi düşünmüyor muydu? Marksist bölücü teröre hiç katkısı olmadı mı? Paylaşabileceğim tek gözlem, MİT'in birçok kimseye kolaylıkla ‘‘komünist’’ damgasını vurduğu idi. Dışişleri personeli söz konusu olduğu ölçüde MİT'in bu nitelikteki raporlarını bakanlıkta kolay kolay ciddiye almazdık.

***

‘‘Bay Pipo’’da Dışişleri Bakanlığı'yla ilgili tebessüm uyandıran bir iddia var: 1950'li yıllarda bakanlıkta 320 Amerikalı çalışıyormuş. O yıllarda iç ve dış teşkilatın neredeyse tamamı bu kadardı. Nasıl oluyor da hiçbir bakanlık mensubu bu Amerikalı ajan ordusunu görmedi? Belki de keşfedemediğimiz bir yeraltı tesisinde çalışıyorlardı!

***

CIA hakkında çok kere ideolojik nedenlerle yaratılan bu tip efsanelere her ülkede rastlanır. Fakat gerçekler bugün artık su yüzüne çıkmış durumda. Amerikan sisteminin şeffaflığı, bir süre geçtikten sonra, ne kadar gizli olursa olsun geçmiş olayları açıklığa kavuşturuyor. Daha geçenlerde New York Times Gazetesi'nde 1952 yılında İran'da petrolleri millileştirmeye teşebbüs eden Başbakan Musaddık'a karşı girişilen operasyonun bütün ayrıntıları yayımlandı. 1976'da Kongre'nin yaptığı bir inceleme CIA'nın İran, Tibet, Şili, Guatemala, Libya, Laos, Yunanistan ve Endonezya'ya müdahale ettiğini belgeledi. CIA'nın 1960'lı yıllarda Japonya'daki Liberal Parti'ye sürekli ödemelerde bulunduğu bile saptandı. Amerikan Senatosu'nun bir başka araştırmasında CIA'nın bazı ülkelerin liderlerini öldürmeye kalkıştığı tespit edildi ve bunun üzerine Başkan Ford yabancı liderlerin öldürülmesini yasaklayan bir kararname imzaladı. Körfez Savaşı sırasında Saddam Hüseyin'in tasfiyesi operasyonu incelenirken Ford'un kararnamesi Başkan Bush'a hatırlatılmış!

***

1991'i izleyen yıllarda KGB arşivlerinin de açılmasıyla CIA'nın geçmiş yıllardaki operasyonları üzerindeki sır perdesi kalkmış bulunuyor. Bütün bu dokümantasyonda CIA'nın Türkiye'de diğer birçok ülkede olduğu gibi eylemlere giriştiği konusunda bir bilgiye rastlanmadı. Bunun nedeni gayet basit: Anlaşılıyor ki, Amerikan hükümeti, Türkiye'de aşırı solun iktidara gelmesi olasılığını kuvvetli görmemiş. Görseydi Kissinger'ın yaklaşımı doğrultusunda müdahaleden kaçınmayacağı söylenebilir mi? Belki evet, belki hayır. Müdahale belki başarılı olurdu, belki olmazdı. Defter kapandıktan sonra geçmişe dönük spekülasyonların faydası yok.

***

CIA hakkındaki gerçekleri artık biliyoruz. Efsanelere inanmaktan veya onları üretmekten vazgeçsek iyi olur. Gerçekler káfi derecede düşündürücü ve ibret verici.

X