Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İktidarperver liberaller kongresi

HER daim başkanlığını "ebedi şef" Atilla Yayla’nın yaptığı Liberal Düşünce Topluluğu (LDT) 1-2 Kasım 2008 tarihleri arasında İstanbul’da 2008 Liberal Düşünce Kongresi’ni yapıyor.

Okurlardan sürüsüyle "Sen neden katılmıyorsun?" diye sorgulayan mektup aldım. Sorunun basit cevabı davetli olmamamdır! Neden davet etmedikleri konusunda çeşitli rivayetler var ama bence en bariz neden benim AKP’ye uzak durmam, Atilla Yayla’nın ise LDT’yi ısrarla iktidara yamama çabasıdır.

Atilla Yayla bir yandan ekonomi başta olmak üzere devletin sosyal/siyasi hayata karışmasına çok kızar ama öte yanda devlet erkini yönetmeye soyunan iktidarlarla hep iyi geçinmeye çalışır. Yayla, 1994’ten beri iktidar olan Erbakan, Çiller, Yılmaz ile arayı yakın tutmaya hep özel gayret göstermiştir. Şimdilerde AKP’nin Türkiye’nin en has liberal partisi olduğu inancını yaymaya çalışmaktadır.

Hak yemeyelim, bir dönem Besim Tibuk’un Liberal Demokrat Partisi’ne (LDP) de yakın durdular. Bu ilişki, LDT Tibuk’tan maddi yardım aldığı sürece iyi gitti, ancak akçeler aksamaya başlayınca LDT LDP’yi defterden sildi. Bugün LDP’nin yüzüne bile bakmıyorlar.

LDT’nin medyaya bakışı bile ne demek istediğimi anlatıyor. Benim tespit edebildiğim kadarı ile Kongre’de basın irtibatlı 12 konuşmacı var. Bunların gazetelere göre dağılımı şöyle: 4 Zaman, 2 Sabah, 2 Star, 2 Taraf, 1 Yeni Şafak, 1 Bugün!

Bir sponsor adayı Kongre’de "Laiklik de tartışılsın" deyince o sponsordan anında soğudular.

Bakalım Kongre; Deniz Feneri’ni, Dişli’yi, Fırat’ı, belediye ihalelerini, Alevi haklarını, davalara getirilen yayın yasaklarını, 1 Mayıs rezaletini, Kürt meselesini, cinsel sapık Üzmez’i koruma kepazeliğini, aksayan AB adaylığını vb. ne seviyede tartışacak, yaşayıp göreceğiz.

* * *

Benim Atilla Yayla adı geçince aklıma şu anektod geliyor. Atilla Yayla 2006 yılında AKP İzmir İl Yönetimi’nin davetlisi olarak katıldığı bir konuşmada Atatürk ile ilgili sarf ettiği sözler nedeniyle linç edilmişti. Ona sahip çıkan 23.11 2006 ve 31.12.2006 tarihli iki yazı yazmış ve Atatürkçüler tarafından yerden yere vurulmuştum. Aynı günlerde onu konuşmaya davet eden AKP, sıkıyı görünce Atilla Yayla’yı açık beyanlarla anında satmıştı.

Bugün Atilla Yayla benden uzak ama AKP’nin dizinin dibinden ayrılmıyor!

İktidar ve cukka! Siz nelere kadirsiniz!

* * *

Siyaseti "ya CHP, ya AKP!" olarak takdim eden Yayla türü liberallerden nerelerde ayrıldığımı ise iki ayrı yazardan alıntı yaparak açıklamaya çalışacağım:

"...şu anda görüyorum ki AKP Türkiye’yi daha da modern bir ülkeye dönüştürmeye kabil değil... bu AKP’yle zor. Çünkü onlarda buna yetecek ne ideoloji var, ne zihniyet ne de kadro. Modernleşme için liberalizm gerekir. Liberalizm serbest pazardan ibaret değil... AKP ülkeyi modernleştirecek donanımdan yoksun. Çok ama çok büyük bir boşluk var şu anda siyasi sistemde. Sırtını orduya ya da dine yaslamayan liberal, şehirli, seküler<ı> bir siyasi akıma acilen ihtiyaç var." (Erik Jan Zürcher söyleşisi-Ezgi Başaran-Hürriyet. 26.10.08)

* * *

Bir diğer alıntım da 22. dönem AKP milletvekili Resul Tosun’dan (Yeni Şafak-29.100.08)

"AK Parti’yi AK Parti yapan Milli Görüş camiasının yetiştirdiği politikacılardır. Ayrıca AK Parti’nin oy tabanının omurgasını da Milli Görüş oyları oluşturmaktadır. Milli Görüş partilerinde parti içi demokrasinin işlemeyişi, genel merkezlerin buyurgan politikaları AK Parti’yi doğurmuş ve Milli Görüş teşkilat mensuplarıyla ve seçmenleriyle yeni bir kimlik ile bir bütün olarak AK Parti’ye kaymıştı."

Pazar günü Ezgi Başaran’ın çok önemli bulduğum Erik Jan Zürcher söyleşisi üzerine yazmaya devam edeceğim.
X