Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İktidarın kadro sorunu

FATMA K. Barbarasoğlu Yeni Şafak’taki köşesinde yazınca AKP kadroları üzerine değerlendirmeler yeniden başladı; ama tecrübeli bir işadamından da benzer diyebileceğimiz tespitlerle karşılaşmak ilginç olsa gerek.

Yenigün İnşaat, Rusya’nın Urallar’daki en önemli kenti Ekaterinburg’da müteahhitliğini üstlenip ortaklıkla bitirdiği bir iş merkezinin açılışını yaptı.  


Milliyet’ten Serpil Yılmaz’la birlikte uçakta şirketin iki sahibi Mithat ve Edip Yenigün kardeşlerle Türkiye ve iş dünyasının sorunları üzerine sohbet ettik.

Mithat Yenigün çantasından bir kâğıt çıkarıp şu kısa metni okudu:  


“Muharebede zafere ulaşmak ve galibiyet en küçüğüne kadar bütün rütbe sahiplerinin bizzat düşünce üreterek, durumun gereğine göre kendi kendilerine önlemler almaya alışmış olmasına bağlıdır.”

ONUN KAPASİTESİ DE DOLAR

Atatürk’ün 1914’te söylediği bu sözler Yenigün’ün yol haritası olmuş.


“Buna benzer sözler ediyordum; ama bir gün Atatürk’ün bu sözleri ile karşılaşınca, en güzel ifadesinin böyle olduğunu gördüm. Bastırıp bütün iş arkadaşlarıma dağıttım”
derken Fenerbahçe’de yöneticilik yaparken de aynı felsefeyi hayata geçirmeye çalıştığını anlattı.


Türkiye’nin sorunlarının kaynağının iyi yönetilmemesi ve herkesin mutlaka yapabileceği bir şey olduğu halde bundan kaçınması olarak sıraladı.


Yenigün,
geçmişte döviz darboğazının aşılmasında, turizmde, enerjide bunun başarıldığını anımsatarak günümüze geldi:


“Başbakan karizması, liderlik vasfı olan biri; ama gönül arzu eder ki alt kadrosu daha güzel desteklesin. Kadrolarda bu eksikliği hissediyorum.”

Yenigün bu sözlerine şöyle bir açıklama ile destek verdi:


“Herkes aklını kullansın, benim aklımla düşünmesin isterim. Herkes benim aklımı değil ben onların aklını kullanmalıyım, herkes katkı sağlamalı. Gördüğüm Başbakan’a çok danışılıyor. Bence bu olmamalı. Her bakan, her bürokrat kendi görevini yapmalı. Tabii ona göre de seçilmeliler. Tamam benim on, Başbakan’ın bir milyon kapasitesi var; ama o da dolar sonunda. O zaman da ülke bundan zarar görür. Kurumlaşmamız lazım yani.”

BEN KÜRT’ÜM

Kürt sorununa geldiğimizde ise Yenigün söze, “Ben de Kürt’üm; ama bunu demek için 20 yıl beklemek mi gerekiyordu. Bazen Kürt’üm dediğimde estağfurullah dendiği olurdu” diye başladı.


“Allah’a şükür bu günleri aştık”
ilavesinden sonra şunları dedi:


“Bunu ancak yaşayan bilir. Bunu ben hissediyorsam bu devlet için bir eksiklik. Bu benim kompleksim ise de bu tedavi edilmeli. Bunları söyledikten sonra keşke açılımın hazırlığı yeterli yapılsaydı iyi olurdu, diyorum. Baştan demokratik açılım denmeliydi. Başbakan büyük cesaret gösterdi. Ama kolay değil. 20 yılda büyük adımlar atıldı; ama kolay sorun değil, bence nesiller değişmeli. Kürt de kendini diğeri gibi hissetmemeli. Buna kayırma tedavisi diyelim ve bunu sürdürelim. Bölgeyi kayıralım yani. DTP de, iç işlerini bilmiyorum ama biraz yangına körükle gitti. Uzaktan bakışım bu. Hükümete en çok onların yardımcı olması gerekirdi. Keşke Meclis’te kalsalar. Buraya kolay gelinmedi. Kafaları eğilerek arabaya konup götürüldüler. Şimdi farklı bir durumdayız: O zaman biraz daha fedakârlık yapmaları çözüme daha fala katkı sağlardı.”

X