Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hisarcıklıoğlu: Hükümetle yakın değil, diyalogdayım

<B>DÜNYADA</B> artık kavga dönemininin bittiğini söyleyen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, hükümetle çok yakın oldukları şeklindeki eleştirilere, ‘‘Uyum içinde değiliz, diyalog içindeyiz’’ yanıtını verdi.

GEÇTİĞİMİZ yaz başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günlerde ‘‘Hükümetle uyum içinde çalışmak zorundayız’’ diyen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, bugün Hükümetle çok yakın olduğu yolundaki eleştirileri ise ‘‘Uyum içinde değiliz, diyalog içindeyiz’’ diye yanıtlıyor.

1 milyon 200 bin üyesi bulunan TOBB'un Avrupa'nın en büyük sivil toplum örgütü olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, dünyada artık kavga döneminin bittiğini, diyalog döneminin başladığını söylüyor. ‘‘Üyelerimin hak, hukuk ve menfaatlerini diyalogla savunabilirim, uyum içinde değil’’ diyen Hisarcıklıoğlu, 'İlle de kavga mı etmeliyim?' diye soruyor. Hisarcıklıoğlu, iş aleminin sorunlarının masaya oturulmadan çözülemeyeceğine dikkat çekerek, ‘‘Zor olan çözüm, kolay olan muhalefettir’’ diye konuşuyor.

Başbakan Bülent Ecevit'in ABD seyahatini de değerlendiren Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin dünyada geldiği bugünkü noktayı iyi değerlendirmesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile krizi ve 2002'nin de kötü bir yıl olmaması için acilen yapılması gerekenlerden, TOBB-TÜSİAD ilişkilerine uzanan bir sohbet yaptık.

TOBB Başkanı olarak hükümetle uyum içinde görünüyorsunuz. Hatta reel sektöre yönelik alınan kararları 30 Kasım'da hükümetin iki bakanının ortasında oturarak siz açıkladınız. Bu durum, TOBB'un tabanında Odalar Birliği'nin hükümete çok yakın olduğu şeklinde eleştirilere yol açıyor. Bu eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?

- Meselerimizin çözüm yeri Hükümet. Biz Hükümet'le uyum içinde değiliz, diyalog içindeyiz. Muhalefetle de aynı diyalog içindeyiz. Dünyada artık kavga dönemi bitti, diyalog dönemi başladı. Her politikaya uyum göstermiyorum ki. Türkiye'de ilk kez özel sektörle hükümet bir mutabakat zaptı imzaladı. Diyalog kötü bir şey mi, ille kavga mı etmeliyim? Hiç bir hükümet başarısız olmak istemez, vazifemiz onlara doğru yolu göstermek. Bunu hükümet ya da muhalefet için değil, ekonominin gelişmesi için yapıyoruz. TOBB siyasi bir teşekkül değil. Bütün işaleminin toplandığı Avrupa'nın en büyük sivil toplum örgütü. Arkamdaki 1 milyon 200 bin üyemin hak, hukuk ve menfaatlerini kavga ederek mi daha iyi korurum, yoksa masaya oturup ülkenin gerçeklerini ve üyelerimin gerçeklerini ortaya koyarak mı? Burada yanlışlık yok, çözüm arıyoruz. Zor olan çözüm, kolay olan muhalefettir. Yıllardır iş dünyası olarak sorunların çözümünde masada olmak istiyorduk. Biraraya gelmeden sorunları nasıl çözebilirsiniz. Ne kadar siyaset üstü, partiler üstü, hükümet üstü olursan, ne her denilene karşı çıkarsın, ne de her denileni onaylarsın. Odalar Birliği'nin saygınlığını yukarı çekme noktamız da burada oldu. Çünkü biz ne kimsenin destekçisi, ne de köstekçisiyiz. Doğruların yanında, yanlışların karşısındayız.

30 Kasım Kararları'nın sonuçlarından memnun musunuz?

- Biz hükümetle anlaşmadık, aynı zamanda bürokratı da yanımıza aldık, çünkü icraatı yapacak olanlar onlardı. 30 Kasım'ın başarısı burada. Bürokrat, hükümet ve TOBB üç bacaklı götürdük. Biz o görüşmeleri yaparken, başlangıçta bakan bakan, bürokrat bürokrat, işadamı işadamı gibi oturdu masada. Ama belli bir süre geçtikten ve belli bir hava oluştuktan sonra herkes ceketini çıkarttı ve aynı takımın oyuncuları oldu. 'Bu takımla karşı kaleye nasıl gol atarız?' diye beraberce fikir ürettik. Çeyrek asırdır bütün işaleminin istediği enflasyon muhasebesini getirdik o paketle. Pakette reel sektöre açılan kredilerin artırılacağı vardı, bu yakında gerçekleşiyor. Bankalara bir kalemde 5 milyar dolar konacak ve bunun yüzde 60'ı kredi olarak reel sektöre verilecek. Reel sektör olarak üretimin artırılmasına dikkat çektik ve buraya odaklandık.

ABD seyahati Türk iş dünyasına ne kazandırdı?

- Türk Amerikan Ekonomik Konseyi'nin kurulması ve 26-27 Şubat'ta toplanması çok önemli. Bu konseyin Amerikan tarafının talebiyle kurulması ise bu işin olumlu gideceğinin bir göstergesi. Tercihli Ticaret Anlaşması ve nitelikli sanayi bölgesi konuları konseyin gündeminde olacak. Amerika 1.2 trilyon dolarlık bir ithalat pazarı. Bizim bu pastadan aldığımız pay sadece binde 2 civarında, 3 milyar dolar. Türkiye'nin geldiği nokta, dünya konjonktürü açısından bugün iyi bir fırsat. Bunu siyasilerimiz iyi değerlendirebilirse, Türkiye ABD'deki 1.2 trilyon dolarlık pastadan pay alabilir. Ayrıca, tekstilde doldurulmayan kotaların, dolan kotalarla değiştirilmesi de gündeme gelebilir. ABD ile bir de gümrük oranlarında sıkıntımız var. ABD'nin bize uyguladığı gümrük oranlarıyla, bizim uyguladığımız aynı değil. Bu da ihracamızı olumsuz etkiliyor. Seyahatte bir önemli noktada ABD Başkanı Bush'un 'Türkiye iyi bir tatil ülkesidir, Türkiye'ye tatile gidin' mesajını vermesiydi. Bu çok büyük bir başarı ve büyük bir reklam. Bunun iyi değerlendirilmesi lazım.

Amerikan Ticaret Odaları ile yapacağınız işbirliği Türk firmalarına neler kazandıracak?

-
ABD seyahati esnasında kurulan Türk Amerikan Ekonomik Ortaklık Komisyonu'nun ABD kanadında ekonomiden sorumlu Kıdemli Bakan Yardımcısı Alan Larson'un yer alması bizi çok umutlandırıyor. Amerikan Ticaret Odaları ile yapacağımız KOBİ işbirliği projesi, asgari 400 KOBİ'yi biraraya getirmeyi ve bu firmaların ABD'deki firmalara ulaşabilecekleri, iletişim sağlayabilecekleri bir online topluluğuna katılmasını amaçlıyor. Bu model, halen Tayland ve Singapur'da başarıyla yürütülüyor. Proje kapsamında 250 Türk firması, rekabet ve stratejik büyüme konusunda eğitilecek. Asgari 100 Türk firmasının, ABD'de eşleşme yardımı almasına olanak sağlanacak. Karşılıklı olarak biri ABD'de, diğeri de Türkiye'de olmak üzere iki tarafın firmalarını biraraya getirilecek etkinlikler düzenlenecek. Türkiye'deki iş olanakları konusunda ABD iş dünyası haberdar edilecek.

Türk firmaları Afganistan pazarında neler yapabilir?

- Türkiye, Afganistan Yardım Komitesi'nin içine girdi. Yılda 1 milyon dolardan, 5 yılda 5 milyon dolarlık yardım paketine katılacak. Bunu Bosna'da yapmadık ve oradaki ihalelerin hiçbirinde Türk müteahhitleri ve Türk malları tercih edilmedi. Bu yüzden Afganistan yardım paketinde yer alması Türkiye için bir şans. Dünya Bankası'nın Afganistan'a yardımlarında da Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan iki kişi Afganistan, bir kişi de Washington'da görev alacak. Bu da bizim için bir avantaj. Önümüzdeki günlerde Amerikan firmalarıyla Afganistan'a beraber nasıl gidebileceğimizi araştıracağız. Türk firmaları Dünya Bankası kaynaklarını kullanarak Afganistan'a nasıl gidebilir, bunların yollarını arıyoruz.

Lira değerlendikçe kriz geliyor

Doların bugün geldiği seviyeyi nasıl yorumluyorsunuz?

- Doların Ağustos seviyelerine dönmesi bence çok sağlıksız. Muhakkak serbest piyasa kuralları içinde dolar kendi değerini tesbit ediyor, ama Türk Lirası değerlendikçe arkasından kriz geliyor. Bu 89'dan beri böyle. Türk Lirası ve döviz dengesi eşdeğer olmalı.

Ekonominin rayına girmesi için 2002'de neler yapılması gerekiyor?

- Kamunun etkin ve verimli çalışacak hale getirilmesi sağlanmalı. Bunu acilen yapamazsak Türkiye'yi yeni bir kriz daha bekliyor demektir. 90'lardan bu yana kamudaki israf ve kaynakların verimsiz kullanılması bizi bu noktaya getirdi. Bütçe açık verdi, borçlandı. Borç-faiz sarmalından çıkamaz hale geldik. Türkiye bir değişim ve dönüşümü yaşamak zorunda. Yukarı giden çizgiye girebilmesi için kamunun etkin ve verimli hale getirilmesi şart. Bu acilen yapılmazsa 2002, 2001 gibi kötü bir yıl olur.

Beni gece yarısı TOBB'da bulursunuz

TOBB Başkanlığı koltuğuna kriz döneminde oturdunuz. Son altı ayınızı nasıl geçirdiniz?

- Son altı ayımı bir gün Ankara, bir gün Ankara dışında, günde ortalama 600 kilometre yol katederek geçirdim. Ankara'da olduğumda beni gece yarısı TOBB'da bulabilirsiniz, çünkü Ankara'daki günlerimde de devamlı çalışıyorum. Bu yoğun temponun olumsuz yanları da oluyor, ailemi, işimi ve dostlarımı ihmal ediyorum. İşlerimi ortaklarım yürütüyor. Kamuyla hiç bir işim yok. Ne ihale, ne kredi bağım yok.

RİFAT HİSARCIKLIOĞLU

TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı (TOBB) Rifat Hisarcıklıoğlu. 1955 Kayseri doğumlu. Ankara Ticaret Odası (ATO) Meclis Üyesi olan Hisarcıklıoğlu, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu. Nuh'un Ankara Makarnası ve Nuh Çimento'nun ortaklarından Hisarcıklıoğlu, ayrıca inşaat malzemeleri alım-satımı, müteahhitlik hizmetleri ve şeker üretiminde faaliyet gösteren şirketlerin de ortakları arasında.

Başkan olarak TÜSİAD'ı kucaklarım

ABD seyahatinde göze çarpan TOBB-TÜSİAD yakınlaşması devam edecek mi?

- Benim bakış açım şöyle... TÜSİAD bir dernek, bütün TÜSİAD üyeleri, bankalar bizim üyemiz. Sonuçta benim 1 milyon 200 bin üyem var. Ben, 1 milyon 200 bin üyeyi TOBB Başkanı olarak kucaklarım. Ben onların başkanıyım, işaleminin başkanıyım, onları kucaklarım. Üyelerimin hak ve hukuk menfaatlerini korumak ve kollamak benim kanunumda yazıyor. TÜSİAD üyelerinin bir kısmının babası TOBB Başkanlığı yapmış, bir kısmının babası bizde başkan vekilliği yapmış. Bir kısım TÜSİAD üyeleri, bizim sanayi odalarımızın üyesi. Böyle olunca ayrı bir kuruluş ya da rakip olarak görebilir misiniz? Herkes Odalar Birliği'ne aidat ödüyor, biz de hepsine hizmet etmek zorundayız, ayrım diye bir şey sözkonusu olamaz.
X