Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hesabı doğru yapalım

<B>BİR </B>tek Başbakan <B>Tayyip Erdoğan </B>ile bir de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri <B>Kofi Annan</B>’ın ‘<B>Bu plan iki tarafı da kazançlı kılıyor</B>’ dediklerini biliyoruz. <br><br>Bu nasıl ‘<B>kazanç</B>’sa, başka herkes <B>‘Yandık’ </B>diye feryat ediyor.

Pardon, KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat da hariç...

Biz itiraf edelim ki Annan Planı’na Türklerin ‘Evet’ demesine eskisinden daha sıcak bakıyoruz.

Ama yine de ihtiyatlı konuşalım. Çünkü her gün planın altından yeni bir Çapanoğlu çıkıyor. Örneğin, önceki gün CHP milletvekili Onur Öymen, ‘Bu plan yürürlüğe girerse bir Türk gemisinin Kuzey’deki Türk limanlarına yanaşabilmesi bile merkezi hükümetin iznine tabi olacak’ diyordu.

Bizi böyle söylemeye, Annan Planı’nın çok iyileştiği ve Kıbrıs Türklerinin temel taleplerini karşıladığı gibi bir düşünce yönlendirmiyor.

Zaten o mümkün de değil. Çünkü Kofi Annan bu son tur görüşmeler başlamadan önce taraflara açıkça şart koştu:

Planın esasına dokundurtmam. O kayıtla ne istiyorsanız önce birlik konuşalım. Olmazsa siz bir araya gelip görüşün. Anlaşamazsanız Türkiye ve Yunanistan’la buluşup uzlaşma arayın. Bu da olmazsa, son taleplerinizi bana bildirin. Anlaşamadığınız yerleri ben kendim dolduracağım. Sorunun bu yoldan çözülmesini ve benim sunacağım metni halkoylamasına sunacağınızı kabul ediyorsanız, işe başlayalım, yoksa beni uğraştırmayın’ anlamındaydı bu şart.

Yaşananları anımsatmaya gerek yok. Ama en azından bu satırların yazarı da inanıyor ki Annan Planı, Kıbrıs Türklerinin geleceği yönünden Rauf Denktaş’ı haklı olarak endişelendiren tuzaklarla doludur.

Ancak sayalım ki Türkler bu nedenle plana ‘Hayır’ dedi. Buna karşılık Rumlar (doğrusu hayli kıvraktırlar) şimdiki ‘Hayır’cı görüntülerini bir anda değiştirip ‘Evet’e çevirdiler. Sonuç:

Rumlar hem Avrupa Birliği’ne giriyorlar, hem de tüm dünyanın gazabını Kuzey’deki Türklerin üstüne çekiyorlar.

Diyelim ki Türkler de Rumlar da ‘Hayır’ dediler. O zaman Rumların kaybedeceği hemen hiçbir şey yok. Çünkü biraz beklerlerse Avrupa Birliği’ndeki koruyucuları onları nasıl olsa affeder, fatura Türklere kalır.

Görüldüğü gibi bu iki ihtimalde de en zararlı çıkan, Türklerdir.

Diyelim ki Türkler de Rumlar da ‘Evet’ dediler. O zaman bazılarına göre her şey çok iyi olur. Çünkü Türkler de Rumlarla birlikte Avrupa Birliği’ne girerler. Ama biz Annan Planı’nın uzun vadede Türkler aleyhine sonuç vereceği görüşüne katıldığımız için doğrusu sevinmeyiz. Ama bu ihtimalin, yukarıdaki ihtimallerin sakıncasından daha az sakıncalı olduğunu savunabiliriz.

Peki, ya Türkler ‘Evet’, buna karşılık Rumlar ‘Hayır’ derse... Ki şimdi görünen doğru ise olay bu yönde gelişmektedir. O zaman plan yürürlüğe girmez, ama kimsenin Kıbrıs Türklerine diyecek lafı kalmaz. Ambargolar önce gevşer, sonra kalkar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de sonsuza kadar yaşama şansına kavuşur. Bu da bize sorarsanız harika olur.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI