Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hayvanlar!

Oktay EKŞİ

ÇEKÜL ismini bilmeyenlerden biri olabilirsiniz. Bu bir Vakıf... ‘‘Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma’’ Vakfı... Yıllardır uğraşıp didiniyor. Her insanın bir yıl boyunca yedi adet ağaç tükettiği hesabına dayanarak, ‘‘Bu kaybı önlemek için siz de her yıl yedi ağaç dikin veya sizin adınıza biz dikelim’’ diye özetlenebilecek bir kampanya sürdürüyor.

Ne yazık ki ÇEKÜL'ün 1992 yılından beri ülkemize kazandırdığı 2 buçuk milyon ağaçtan bir kısmını da orman katilleri son günlerde kül ettiler.

Oysa Vehbi Koç 90 yaşının üstündeyken, Safiye Ayla aşağı yukarı aynı yaşlardayken o aşağılık orman katillerine insanlık ve uygarlık dersi vereceklerini ummuşlar, sözünü ettiğimiz kampanyaya katılarak kendi elleriyle yedişer ağaç dikmişlerdi.

Şimdi işte böyle bilinçli kampanyaların ülkemize kazandırdıklarıyla tabiatın bağışladıkları bu iki ayaklı hayvanlar tarafından katlediliyor. Hem de sistemli, bilinçli bir şekilde ve gerçekten bir cennet güzelliğinde olan tabiat zenginliklerimizi mahvedercesine...

Her gün İstanbul ormanlarının en ücra noktalarında aynı anda ve güçlü bir şekilde yangın çıkması, bu iki ayaklı hayvanlardan başka neyle açıklanabilir.

Mensubiyetleri hiç önemli değil. Bunlar PKK'lı olabilirler. Belki de Yunanistan'dan gelme ‘‘kundakçı’’lardır. Veya arazi ve gecekondu mafyası denen, görgüsüz, cahil, ama ceketli pantolonlu ve kravatlı hayvanlardır.

Ortada bunların kastı olmasa, sadece son hafta sonunda İstanbul Bölgesi içinde 15 ayrı yangın çıkar mıydı?

Bunlar ya genel tahmine uygun olarak ev yeri açmayı uman arazi mafyasının, yahut iki ay kadar önce Atina civarında çıkan orman yangınlarını Türkler'in marifeti sanan Yunanistan'ın Türkiye'ye soktuğu ajanların işidir. Yahut da 1 Eylül günü kendi kendine ‘‘ateşkes’’ ilan eden ama kimse tarafından ciddiye alınmayınca çılgına dönen Apo Bey'in Türkiye'ye verdiği ‘‘Bakın ben de sizin canınızı yakabilirim’’ mesajıdır.

Ha öyle ha böyle... Bize düşen iki şey var. Biri yangınların büyümeden -en az zararla- söndürülmesinin çaresini bulmak, ikincisi failleri bu cinayeti işlediğine pişman edecek yaptırımları uygulamak.

Her ikisi de halkın yoğun desteğine ihtiyaç duyulan önlemler. Çünkü o destek olmadan ne söndürme işinde başarılı olabilirsiniz ne de failleri bulup cezalandırabilirsiniz.

Ancak bu destek palavrayla sağlanamıyor. Örneğin siz bu desteği vermeye hazırsınız diyelim. Herhangi bir yerde meydana gelen orman yangınına tanık olunca ve kuşkulandığınız birini görünce kime, kaç numaralı telefona ihbar edeceğini söyleyebilir misiniz?

Belli ki ‘‘gereken her türlü tedbir alınmıştır’’lar artık işe yaramıyor. Uygulanabilir, çağa uygun önlemlere ihtiyaç var.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI