Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Hayır’ demek eşittir kritik viraj

TAYYİP Erdoğan’ın vereceği cevap hazır.

ABD Başkanı Obama, Türkiye’den Afganistan’a savaşacak asker gönderilmesi için bastırdığında, öğrendiğim kadarıyla, Erdoğan şu tezleri öne sürecek:

1-   Afganistan’da beş komuta kontrol bölgesi var. Kâbil bu bölgelerden biri. O bölgeyi eskiden Fransa ve İtalya ile birlikte Türkiye de kontrol ederken, şu anda oradaki komuta sadece Türkiye’de.

Tayyip Erdoğan, “Kâbil’de komutayı biz bir yıl daha götürürüz” diyebilir.

2-   Afgan ordusunun eğitime ve donatıma ihtiyacı var. Erdoğan, “Biz buna katkı yapabiliriz” diyebilir.

3-   Afganistan polisinin eğitilmesi gerek. Erdoğan, bunu da üstlenebilir.

4-   Ekonomik ve sosyal yardımda bulunacağımızı dile getirebilir.

5-   “Ben de terörle mücadele ediyorum, benim de askere ihtiyacım var” diyebilir.

Belki altı, yedi, sekizinci gerekçeleri de olabilir. Asker gitmeyecek. Bunu Obama’ya söyleyecek.

Ben asıl ondan sonraki süreci merak ediyorum. Obama’nın tepkisini.

HAVA DÖNÜYOR

Birbirinden bağımsız iki nokta daha var.

İlki, Afganistan’a asker gönderilmesine Genelkurmay da sıcak bakmıyor. MGK bildirisi ortada.

İkincisi çok daha önemli. Son zamanlarda tartışılan eksen kayması olayı. Yani, Türkiye Batı’dan kopuyor mu, Doğuya mı yakınlaşıyor, tezi.

Türkiye Batı’nın bir parçası. Ama, Batı ile birlikte davranıyor gibi görünmek istemiyor. İslam dünyası önünde böyle bir fotoğrafta yer almak istemiyor.

Bu tespit benim değil, son zamanlarda görüştüğüm Amerikalı ve Avrupalı diplomatlara ait.

Bu tespitin devamı var. Erdoğan’ın çeşitli konuşmaları, davranışları ve kararları ile bağlantılı olarak ciddi biçimde sorgulanan bir durum var:

Türkiye’de olup bitenler demokrasiyle ne kadar bağdaşıyor?

Elin oğlu, bağdaşmadığı düşüncesinde. Bu da, Erdoğan’a duyulan güveni yıpratmış bulunuyor. Erdoğan ve takımının Doğu seferleri, Batı’da eksilen güveni Doğuda tamamlamak dürtüsünden kaynaklanıyor.

Afganistan’a asker göndermekten demokrasiyi sorgulamaya kadar uzanan geniş alan içinde, Obama’yı geri çevirmek kolay değil.

Erdoğan’ın birkaç gün sonra Obama ile görüşmesi kritik, aynı zamanda değişik sonuçlar yaratacak türde.

 

IMF ile dön baba dönelim

 

YENİ bir IMF dalgası başlıyor.

Artık günlerce, IMF ile anlaşıyoruz, hayır anlaşamıyoruz, IMF geldi, hayır gelmedi, şuna karnımız tok, buna alnımız açık haberleri birbirini izleyecek.

Aylardır olduğu gibi, IMF’nin asıldığı üç konu var.

1-   Gelir İdaresi özerk olsun.

2-   Belediyelerde ayrı bir bütçe oluştu. Belediye kaynaklarını kesin.

3-   Bütçeniz yine açık, harcamaları kısın, açığı kapatın.

Bu isteklere AKP hükümetinin olumlu yaklaşması söz konusu değil. İşte, bir süre önce bir toplantıda Tayyip Erdoğan’ın sözleri:

“IMF Gelir İdaresinin özerk hale gelmesini istiyor, buna sıcak bakmamız mümkün değil”.

Neden değil? Çünkü, kendine muhalefet eden, ona güvenmeyen yerli sermaye gruplarını korkutmanın en önemli aracı Gelir İdaresi. Emrindeki o idare üzerinden vergi incelemeleri onun en önemli silahı. Gelir İdaresi özerk hale gelirse, bu silah elinden düşecek.

Belediyelerle ilgili itirazı, yine kendi ağzından:

“Belediyelere, diyorlar, mesela şu kaynakların verilmemesi lazım. Olur mu, belediyelerin gelir kaynaklarını alırsanız, belediye yatırımı ne ile yapacak?”

Belediyeler de ayrı bir siyasal silah. IMF’ye onu da kaptırmaz.

Bütçe açığına gelince, bir buçuk yıl sonra seçim var, harcamaları kısması zor.

IMF dalgası yine geliyor, ama durum yine, dön baba dönelim, vaziyetinde.

 

X