Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hangi ülke daha riskli yarışması

Son dönemde çeşitli kuruluşlar raporlarında hangi ülkenin diğerlerinden daha riskli olduğunu yazıp duruyorlar. Riskin yüksekliği cari işlemler açığının geldiği boyut ve açığın nasıl finanse edildiği ile yakından ilgili gibi görünüyor.

Emtia zengini olmayan ülkeler için geçen yıla kadar cari işlemler açığı vermek ekonominin dinamizmi olarak görülürdü.

Artık, cari işlemler açığı vermek ekonominin yumuşak karnı oldu.

Son altı yıldır cari işlemler açığı yoluyla ekonomik büyümeyi sağlamış ve enflasyonu kontrol edebilmiş ülkeler açısından kısa dönemde durumu düzeltebilecek fazla bir şey yok.

Ama, uluslararası sermaye hareketlerinin hacmi düştükçe, bakış açıları da değişiyor.

KORKUTMAYALIM
Romanya, Ukrayna ve Kazakistan en riskli ülkelerden sayılıyor.

Bu ülkelerin ortak yanları yabancı mali kaynakları daha çok bankaların ve özel sektörün dış borçlanmaları yoluyla sağlayabilmeleri.

Yurtdışındaki bankalar, bu ülkelerdeki iştiraklerine, ya da doğrudan şirketlere borç vererek yabancı mali kaynak girişlerinin en önemli kaynağı durumundalar.

Yerli mali tasarruflar ya yerli bankalara gitmiyor ya da çok az.

Belki, benzer özellikleriyle Bulgaristan’ı da bu gruba eklemek gerekiyor.

Türkiye de cari işlemler açığının geldiği boyut itibariyle riskli ülkeler arasında sıralanıyor.

Bazı kuruluşlara göre, Türkiye ilk sıralarda yer alıyor.

Diğer bazı kuruluşlara göre, finans sistemi o denli gelişmemiş ülkelerden sonra Türkiye geliyor.

Türkiye’nin finans sistemi diğerlerine göre daha gelişmiş durumda.

Türkiye’deki mali tasarruflar göreli olarak gelişmiş ülkeler düzeyinde değil, ama çok riskli olarak sıralanan ülkelere göre mali tasarruflar Türkiye’de çok daha yüksek.

Çok küçük faiz oynamalarına bile Türkiye’deki mali tasarruflar çok çabuk tepki verebiliyor.

Aynı derinliği diğer riskli ülkelerde görebilmek mümkün değil.

Türkiye ekonomisinin bu açıdan göreli konumu çok daha iyi.

Ama, bu konum cari işlemler açığının geldiği boyut ve açığın finansmanının önemini küçülten bir unsur olmaktan uzak.

Resmi ağızlardan cari işlemler açığının bu yıl sonu gelmesi beklenen büyüklüğü konusunda korkutucu rakamların uçuşması Türkiye ekonomisini yakından takip etmeyen yabancı kuruluşlar için korkutucu oluyor.

Özellikle, herkesin en riskli ülkeleri tespit etmeye yönelik yarışma içinde olduğu bir ortamda resmi ağızlar çok daha dikkatli olmak zorunda.

YARIŞI KAZANMAYALIM
Kazanmak istemeyeceğimiz bir yarışma söz konusu.

Kendimizi listenin başındaki adaylardan elden geldiğince uzak tutmamız gerekiyor.

Dolayısıyla, kısa dönemde cari işlemler açığının düşmesi yönünde fazla bir şey yapamazken, finansmanın hangi kalemlerden gelebileceği yönünde bir tercih bizim dışımızdayken, yapabileceklerimizi ve yapamayacaklarımızı iyi tespit edebilmeliyiz.

Örneğin,
1. Yetkililer ne söylediklerinin nasıl yorumlanabileceğini iyi tartmalıdır,

2. Olumlu ekonomik dengeleri risk altına atabilecek, istikrarsızlığın kaynağı olabilecek uygulamalardan ve planlardan kısa dönemli çıkarlara bakılmaksızın uzak durulmalıdır,

3. Ekonomik istikrarı öne çıkaran söylevler ve uygulamalar öne çıkmalıdır,

4. IMF’nin gözetim işlevinden rahatsız olmamalıyız. Aksine, "program sonrası izleme" gibi bir modelden daha bağlayıcı bir ilişki için girişimlerde bulunulmalıdır.

Bunlar yapılamadığı taktirde, dünya ekonomilerinin içinde bulunduğu konjonktür kazanmak istemediğimiz bir yarışta bizi adaylar içinde ön sıralara itebilecektir.

X