Gülçin yazıyor

Gülçin TELCİ
Haberin Devamı

İlk raund Talay'ın

Kendime mahsus meraklarımdan biri de arada bir Resmi Gazete'yi baştan sona okumaktır. Bu aslında öyle sık yaptığım bir iş değildir. Ama haftada veya on günde bir habersiz kaldığım zamanlar Resmi Gazete'yi elime alır, dikkatle okurum.

Birkaç gün önce de öyle de yapıp okumaya başladım, üçüncü sayfaya gelince durdum. Zira o sayfada bir türlü anlamadığım, garip bir takım ifadeler yazılıydı. 'Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu' denilen kurulun yönetmeliklerinde değişiklik yapılmıştı, ama 'Yönetmeliğin filanca maddesi iptal edilmiştir' deniyordu, o kadar.

Son zamanlarda kültür konularına eğildiğimi, kendimi olabildiğince kültüre verdiğimi birkaç defa yazmıştım. İşte bu sayede kültür politikalarına da merak salıp Kültür Bakanı İstemihan Talay'la sık görüşür oldum ve ondan bir hayli kültür de edindim. Resmi Gazete'yi okuyunca İstemihan Bey'i aradım, 'Bu değişiklikle ne yapılmış oluyor' diye sordum ve SİT alanları konusunda bakanlıktan Deniz Baykal'a ve Korkmaz Yiğit'e kadar uzanan önemli bir gelişmenin yaşandığını öğrendim.

SİT alanlarını daha önce Koruma Kurulları belirler, onaylama işi Yüksek Kurul tarafından yapılırdı. Ama Yüksek Kurul genellikle onaylamada gecikir veya reddedip geri gönderir, bunun üzerine 'SİT alanları yağma ediliyor' diye tartışmalar başlardı. Küçükçekmece'deki SİT alanında da aynısı yaşanmış ve iş giderek siyasi bir tartışmaya dönmüştü. Fikri Sağlar'ın bakanlığı zamanında Küçükçekmece konusunda alınan SİT kararı Kültür Bakanlığı'nda bir yıl bekletildikten sonra kurula iade edilmiş, DTP'li Devlet Bakanı Refaiddin Şahin de 'SİT alanı çok geniş tutulmuş' diyerek Kültür Bakanlığı'na itiraz etmişti. Derken Korkmaz Yiğit'in bölgede 28 bin adet villa projesi olduğu ve 40 milyar dolarlık rant elde edileceği ileri sürüldü. İş CHP ile DSP arasında bir tartışmaya döndü, İstemihan Talay da Deniz Baykal'la genel sekreteri Adnan Keskin'i mahkemeye verdi.

İşte Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik değişikliği bu tartışmalara noktayı koyuyor. Bundan böyle koruma kurullarının SİT alanlarıyla ilgili kararları Yüksek Kurul'un tasdikine gitmeden otomatik olarak kesinleşecek. Küçükçekmece için de böyle olacak, dolayısıyla günün birinde o taraflarda Platin'den yahut bir başka madenden konut yapılamayacak. Daha da önemlisi Koruma Kurulları bundan böyle SİT alanlarının sınırlarını ayaklarını yere basarak çizecek ve 'entellektüel görünme' uğruna etrafı birbirine sokamayacaklar.

Forza Türkiye

Geçen sabah Mehmet Yılmaz'ın köşe yazısını okurken ‘‘Benim de Apo'yu protesto çorbasında tuzum bulunmalı’’ diye düşündüm...

Mehmet Yılmaz, ‘‘Zeki bir protesto başlığı ’’ ile Tempo dergisinin bu haftaki girişimini anlatmış. Bu, Tempo'nun ikinci zekice atağıydı. Birincisi Alaattin Çakıcı'nın bantlarından önemli olanları bir müzik kasetine kaydederek okurlarına dağıtmasıydı. ‘‘Best of Çakıcı’’ tabii ki yok sattı. Bu kez ise çok daha yürekli bir işe imza atmışlar...

Tempo, yayına hazırlandığı zaman Mehmet Yılmaz beni aramış ve iş teklif etmişti. Kurthan Hoca, Tuğrul Eryılmaz'la birlikte heyecan dolu günler geçirmiştik. Tempo yayınlanmaya başlayınca piyasada hemen tutulmuş ve uzun zaman birlikte çalışmıştık. Sonra Yılmaz ayrılmış, ben de kısa bir süre sonra bir gün yazacağım nedenlerle Tempo'ya veda etmiştim.

16 SAYFALIK BROŞÜR

Mehmet Yılmaz'ın yazısında Tempo'nun bu haftaki ilavesinde hepimizin rahatlıkla yapabileceği bir protesto yöntemi yer alıyor. Dergi her okuyucusuna üzerinde adres yazılı bir zarf ile 16 sayfalık bir broşür dağıtıyor. Devletin yapamadığını Tempo yapıyor. Broşürde renkli olarak Apo cinayetleri fotoğraflarla gözler önüne konuyor, üstelik broşür İtalyanca olarak hazırlanmış. Hemen Tempo'nun Yazıişleri Müdürü Levent Evkuran'ı aradım. Önce tebrik ettim, sonra broşürü istedim. Tempo'nun 6'ncı ve 7'nci sayfalarında İtalya Parlamentosu'nda görev yapan milletvekillerinin tam listesi var. Uygun gördüğünüz bir milletvekiline postalayın. Ben D'Alema'ya yollamayı tercih ettim...

Bir dost ülke ile gerilim yaşıyoruz diye bayraklarını yakmayalım, küfür ve hakaret içeren mektuplarla onlara ulaşmayalım. En önemlisi haklıyken haksız durumlara düşüp, ‘‘Türkler barbardır’’ saldırılarına uğramamaya özen göstererek, Apo'nun İtalya Hükümeti'ne nasıl bir bela olacağını uygarca anlatmanın yollarını arayalım.

Forza (bastır) Türkiye!..

Kıvrıkoğlu fotoğrafları

Askerlerin işlerini yaparken gösterdikleri ciddiyet ve disipline herzaman hayran olmuşumdur. Yazıişleri müdürlerinin, sabah ve öğlen yaptıkları gündem toplantılarına hiç katılmam. Sadece, duyduğum ve acil olan çok önemli birşeyler varsa bunu haber vermek için toplantılara uğrarım.

Cuma günü de öyle oldu. Tam ben yazıişleri toplantısındayken üzerinde ‘‘Genel Kurmay Başkanlığı-Ankara’’ yazılı bir zarf geldi. Hep beraber açtık. İçinden Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun son derece profesyonelce çekilmiş fotoğrafları çıktı. Toplantı odasındaki herkes bu fotoğrafları çok beğendi. Ben de.

Askerlerin işlerini ne kadar ciddiye aldıkları ve hiçbir şeyi tesadüfe bırakmadıkları, gönderilen bu resimlerden de belli oluyordu. Genel Kurmay Başkanlığı üniforması Kıvrıkoğlu'na çok yakışmıştı. Kıvrıkoğlu makamını hakediyor.



Yazarın Tüm Yazıları