Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gülçin yazıyor

Gülçin TELCİ

Çörekçi Paşa'ya bravo

Orgeneral Ahmet Çörekçi, Milli Güvenlik Kurulu'nun tarihi 28 Şubat kararlarını aldığı toplantısında Türk ordusunun üst komuta kademesi içinde Hava Kuvvetleri Komutanı sıfatıyla yer alıyordu.

Çörekçi Paşa, Hava Kuvvetleri Komutanı olmasından önce iki yıl süreyle (1993-95) Genelkurmay İkinci Başkanlığı, ondan önceki iki yılda da Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği (1991-93) görevlerinde bulunmuştu.

Orgeneral Çörekçi, 30 Ağustos 1997 tarihinde Hava Kuvvetleri'ndeki görevinden emekli oldu ve İstanbul'a yerleşti. Geçen bir yılı da emeklilik hayatına intibakla geçirdi. Kendisini başlıca hobisi olan resim çalışmalarına verdi, golf oynadı.

CİNER'DEN TEKLİF

Çörekçi, geçen yaz Park Holding'in sahibi Turgay Ciner'den bir teklif aldı. Çörekçi'ye holding bünyesindeki Havaş'ın yönetim kurulu başkanlığı önerildi. Çörekçi ayrıca, Ciner'in İsviçrelilerle ortaklaşa kurduğu Park-Ekspress hava ulaşım şirketinin yönetim kurulu üyeliğinde de görev yapacaktı.

Havacılık sektöründen gelen bu teklif eski Hava Kuvvetleri Komutanı için başlangıçta cazip göründü. Bu teklifi uzun bir süre değerlendirdikten sonra ilke olarak mutabakatını bildirdi. Ardından Park Holding'in merkezinde kendisine ayrılan ofiste çalışmaya başladı.

Çörekçi Paşa, yeni görevinde Turgay Ciner'le birlikte önce Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü'nü ziyarete gitti. Ardından Ciner'e, THY Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı ile yaptığı görüşmede eşlik etti. Tam bu sırada THY'nin Ciner'le iç hatlar için bir havayolu şirketi kurması basında tartışma konusu olmuştu.

ÜÇ GÜN SÜRDÜ

Gelgelelim, Çörekçi Paşa'nın Park Holding'teki mesaisi tam 3 gün sürdü. Çörekçi, kendisine sağlanan imkanlara, gösterilen yakınlığa teşekkür ederek Park Holding'e veda etti.

Çörekçi, neden ayrıldı?

Çörekçi Paşa, yakın çevresine ‘‘Benin için bir incelemeydi. Bu inceleme sonucunda orada yapabileceğim bir iş olmadığını gördüm. Zaten İsviçreliler çok iyi işleyen bir sistem kurmuşlardı. Benim bir katkım olmayacaktı. Kendilerine teşekkür ettim. Dostane bir şekilde ayrıldık. Devletim ve milletimin bana sağladığı imkanlarla hayatımı idame ettireceğim’’ diyor.

Bu gerekçeyi getirmesine karşılık, Çörekçi Paşa'nın aslında devlette çok önemli görevler üstlendikten sonra ticari bir şirket için çalışmayı pek içine sindiremediği anlaşılıyor.

Emekli olduktan sonra holdinglerin yönetim kurulu üyeliklerine geçen diğer emekli paşalarımızın kulakları çınlasın. İnşallah bu yazıyı okuduktan sonra bir kez daha düşünürler ve bizleri üzmezler.

Sedat Aloğlu TÜSİAD’da soruyor

Milletvekili işadamı Sedat Aloğlu, üyesi olduğu Türk Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) ‘‘liderleri sorgulama’’ toplantılarını hiç kaçırmadı.

TÜSİAD, bu toplantılara DTP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk'la başladı. Arkasından FP Genel Başkanı Recai Kutan ve geçen cuma günü de CHP Lideri Deniz Baykal, TÜSİAD'da işadamlarının sorularını yanıtladı.

Sedat Aloğlu, bu toplantılarda hep en önde oldu. Aloğlu, Cindoruk'a sorduğu, ‘‘Erken seçimin ertelenmesi konusu Meclis'e gelirse bunun için parmak kaldırayım mı?’’ sorusu dikkati çekti.

Aloğlu, TÜSİAD'da Recai Kutan'a en fazla soru soran üyelerden biriydi.

Kısaca, Aloğlu parti liderlerine sorularını TÜSİAD cephesinde sordu.

Oysa Aloğlu'nun liderleri Meclis'te de soru yağmuruna tutma olanağı vardı. Şimdi hep birlikte Aloğlu'nun TÜSİAD'daki performansından daha fazlasını Meclis'te göstermesini bekliyoruz.

Demokrasi Tayyip Erdoğan’a da lazım

Sabahları uyanır uyanmaz önce kahve suyumu ısıtmak için mutfağa giderim. Su ısınırken kapımı açıp gazetelerimi ve naylon poşetli ekmeğimi alıp içeri girerim. Son zamanlarda her sabah poşetli ekmeğe elimi uzatırken artık 'Mustafa Taşar'a günaydın!' demeyi de adet haline getirdim. Yani sabah sabah onun hal ve hatırını sormadan güne başlamıyorum.

Geçen sabah televizyon haberlerinde ‘‘Ben maraton koşucusuyum’’ diyen Tayyip Erdoğan'ın cezasının kesinleştiğini izlerken aklıma ‘‘Neden öğrenciler mahkemelerde yargılanırken, kendisi ve partisi ses çıkarmadı?

Neden HADEP milletvekilleri tutuklanıp, hapse konulup milletvekillikleri düşürülürken, aynı sesizlik hakimdi?’’ soruları takıldı.

Tabii ki ona verilen cezayı tasvip etmem çok zor; çünkü demokrasi herkese lazım. Sonra Erdoğan'ın demokrasi anlayışını anlattığı Nilgün Cerrahoğlu'nun söyleşisi aklıma geldi. Şimdi demokrasi istiyor. Hemen arşivimde sakladığım söyleyişi çıkartıp yeniden okudum. Yorumu size bırakıp söyleşinin en ünlü cümlesini yazıyorum:

DEMOKRASİ BİZİM İÇİN ARAÇTIR...

İşte bu zihniyet beni çok rahatsız ediyor.

Yalçın Bayer iz üstünde

Oda komşum Yalçın Bayer, Gülay Atığ Asıltürk'le ilgili yolsuzlukları ilk defa yazan kişi oldu. Sonuna kadar da attığı adımdan dönmedi. Bugünlerde de sık sık Eminönü Belediyesi'ndeki yolsuzlukları dile getiriyor. Eminönü Belediye Başkanı Ahmet Çetinsaya'nın canını çok yakmış olmalı ki, Başkan her yerde ileri geri Bayer aleyhine konuşmaya başlamış.

SEK'in ‘Özsek’ savaşı

SEK Süt Endüstrisi Kurumu Sanayi ve Ticaret A.Ş., ‘‘Özsek’’ firmasını ‘‘SEK’’ markasını taklit ederek haksız kazanç elde etmek ve markanın tüketici gözünde saygınlığını kaybetmesine neden olmaktan manevi tazminata mahkum ettirdi.

SEK A.Ş., Özsek firmasını, ‘‘SEK’’ markasının önüne ‘‘Öz’’ kelimesini ekleyip ‘‘Özsek’’ olarak benzetme yoluyla tüm ürünlerini kullanıp piyasaya sunmak, teşhir etmek ve satmak sonucu haksız kazanç elde ettiği ve SEK markasının tüketici gözünde saygınlığını kaybetmesine yol açtığı gerekçesiyle dava etti. Mahkeme de ‘‘Özsek’’ firmasını, markaların korunması hakkındaki kanun hükmündeki kararnameye aykırı davrandığı ve tescilli markaya tecavüz suçlarından 50 milyon lira manevi tazminata mahkum ederek firmanın bu isimle satış yapmasını yasakladı.













X