Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Geleceğin Truman'ları

Ayşe Özek KARASU

İngiltere'de bir televizyon kanalı, 1 Ocak 2000'in ilk dakikasında dünyaya gelecek bebekleri ömür boyu kameralarla izleyecek. Tercih şansları olmayan milenyum bebekleri, anne-babalarının verdiği izinle yaşamlarını seyirciye teşhir etmek zorunda kalacaklar. Yani Truman Show gerçek olacak.

FAZLA gürültü koparmadı ama, sıkı filmdi. Medyanın, bireyin özel yaşamını teşhir etmeyi hangi çılgın noktalara taşıyabileceğini anlatıyordu Truman Show. Jim Carrey'nin canlandırdığı kahraman, ana rahmine düştüğü andan itibaren bir canlı yayın figürüne dönüşüyordu.

Bütün dünya, haftada yedi gün, günde 24 saat Truman'ı izliyordu. Hem de tuvalete varıncaya kadar. Truman'ın kullandığı traş köpüğü, yediği mısır gevreği şovun reklam gelirini oluşturuyordu.

O ise gerçek sandığı bir dünyada, ancak anne-babasından, karısına, en yakın arkadaşına kadar şovun birer parçası olan insan ilişkileri içinde yaşamını sürdürüyordu. Dev bir stüdyonun ortasındaki, etrafı sularla çevrili kara parçasında, denizin ötesindeki dünyayı merak etse de, mutlu mutlu yaşıyordu. Ta ki, kamera ve ses cihazlarını farkedinceye kadar...

Filmin sonunda kaçmak için denize açılan Truman suların bitiminde stüdyonun duvarına tosluyor ve açılan bir kapıdan karanlığa dalıyordu. Truman'ın hiç tanımadığı dış dünyaya attığı ilk adımla sona eriyordu film.

Bu yılki özgün senaryo Oscarı'na da aday olan öykü etkileyiciydi ama, günün birinde gerçek olması imkansız görünüyordu. Ancak medyanın ihtirası bu senaryoyu da gerçekleşme aşamasına getirdi.

2000'in ilk bebeği için açılan yarışmalardan birinde bu Truman Show senaryosu çıktı ortaya. İngiliz Yorkshire Televizyonu, yarışmayı kazanan çiftlerin bebeklerini yaşam boyu kameralarla izleyerek belgesel dizisi yapacağını ilan etti. Gerçi bu bebekler oyuncu olduklarını bilecekler, ancak tamamen kendi özgür iradeleri dışında. Anne ve babalarının bugünlerde vereceği karar, onları ömür boyu mahkum edecek.

Tabii Truman gibi kaçmaya kalkışmadıkları takdirde.

Şu anda bütün Batı'yı saran 2000'in ilk bebeği için yarış furyası ilk bakışta çok eğlenceli gibi görünüyor. İngiltere'deki TV kanalları ve reklamcılar, ipi önde göğüsleyecek bebeğin sponsoru olmak için kuyruğa girmiş durumdalar.

Doğum uzmanları hangi gün hamile kalınması gerektiğini ciddi ciddi tartışıyorlar. ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya'da değişik tarihler veriliyor. Kimi 9 Nisan diyor, kimi 19 Nisan. (Daha erken tarihler de vardı, ancak onların zamanı geçtiği için belirtmiyorum).

ABD'de ‘‘Everything2000’’, ‘‘BabyCenter’’ gibi web sitelerinde, 2000'in ilk bebeği için doğru zaman ve zeminde çalışmalara başlansın diye her türlü danışmanlık hizmeti veriliyor.

BabyCenter'in web sitesinde 49.99 dolara ‘‘milenyum seti’’ satılıyor. Bu setin içinde yumurtlama dönemini hesaplamak için bir çizelge, cinsel ilişki için zamanlama rehberi, hamilelik testi, bir çift kırmızı mum, masaj yağı ve kışkırtıcı parfüm bulunuyor.

Ancak aklı başında bütün doğum uzmanları bu çabaları boş buluyor. Çünkü herşey kadının biyolojik ritmine bağlı. Biyolojik saatin ritmini değiştirecek tıbbi önlemlerin de fazla etkili olması beklenmiyor.

Lüzumsuz bir bebek patlamasına yol açması beklenen bu yarışın tehlikeleri de var. Örneğin bazı uzmanlar, 2000'in ilk bebeği için yarışmak bir yana, doğum için özellikle bu tarihten kaçınılması gerektiği görüşündeler. 21'inci Yüzyıla giriş partilerinin orta yerinde doğum için hastaneye yetişme telaşının tam bir çılgınlık olacağı söyleniyor. Takvimler 1 Ocak 2000'i gösterdiği anda yaşanacak dijital kıyamet sonucu hayatın felç olması ihtimali de bu riski iki katına çıkarıyor.

Çin'deki durum ise iyice vahim. Geçtiğimiz aylarda Dünya Sağlık Örgütü'nün yeni yıl bebeklerine armağanlar dağıtacağı söylentisi yayılınca yığınla anne adayı hamileliğine son vermiş. Doğru tarihte yeniden hamile kalmak amacıyla...

X