Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fener bizde söndü ama Mısır’da yanıyor

Bir zamanlar aydınlatma vasıtası olduğu kadar şehrin süsü de sayılan fenerler bizde artık unutuldu ama fener yakma ádeti Mısır'da hálá yaşıyor.

Bir zamanlar İstanbul Ramazan gecelerinde ve özellikle de bayramlarda nasıl fenerlerle donatılıyorsa, bu iş şimdi Kahire'de yapılıyor ve rengárenk káğıtlardan ve başka gözalıcı maddelerden imal edilmiş olan fenerler şehrin dört bir yanını süslüyor.

Fener hem aydınlanma, hem de şenlik ve eğlence vasıtasıdır. Karanlıkta yol bulmayı sağlarken, eski devirlerin bayramlarında ve mutlu günlerinde yapılan kutlamaların süsü olmuştur.

O zamanlarda geceleri şehir içinde bir yerden bir yere gidenlerin yanlarına mutlaka almaları gereken eşyanın başında fener gelirdi. Sokağa fenersiz olarak çıkmak, yeniçeriliğin 1826'daki kaldırılmasına kadar büyük suçlardan biri kabul edildi. Öyle ki, gece sokakta kolluk kuvvetleri tarafından yakalanan bir kişi elinde fener yoksa, üstelik bir de kesici alet taşıyorsa daha güneş doğmadan darağacına gönderilirdi.

Bu uygulama yüzünden dehşete düşen halk fener malzemesi olarak cam, muşamba veya kağıt gibisinden ne bulduysa kullanmaya başladı. Fenerlerin dört tarafı bu şeffaf malzemeyle kapatılır, üzerleri kapaklı olur, içlerine bir mum oturtulur ve sokağa bu fenerlerle çıkılırdı. Üstlerine yerleştirilen boru sayesinde hava alır ama mumun borudan içeri giren hafif rüzgárla sönmemesi için ayrıca borunun tepesine bir de kapak konurdu. Yayaların kullandıkları fenerlerin yanısıra seyir halindeki kupa, fayton, landon ve benzeri atlı arabaların da iki yanlarındaki fenerleri yakmaları zorunluydu. Sonraki asırlarda sokaklara fener yerleştirirdi. Önceleri mum veya gazla yakılan bu sokak fenerleri, Fransızların havagazı tesislerini kurmalarından sonra zaman içerisinde havagazıyla çalışır hale getirildi.

Özellikle İstanbul'a büyük tehlike yaşatan yangınlar da, ilk önce fenerlerle ilán edilirdi. Beyazıt ve Beyoğlu yakasında çıkan yangınlar Galata kulelerinden sallandırılan fenerler vasıtasıyla yangın halka ve semtlerin tulumba takımlarına duyurulur, daha sonra kulelerden şehre dağılan münadiler de yangını koşa koşa bağırarak duyururlardı.

Fenerlerin, sembolik özellikleri de vardı. Belirli binaların kapılarına da fener asmak adetti. Genelevlerin kapılarına kırmızı camlı fener asılırdı ve genelevlerin halk arasındaki bir diğer adı bu yüzden 'kırmızıfener'di. Devlet büyüklerinin konakları gibi şeyhülislamların konaklarına da fener asılması ádetti ve şeyhülislam efendi makamından azledildiği zaman, bu azil halka konağının kapısında her gece düzenli olarak yakılan fener söndürülerek duyurulurdu.

Bir zamanlar şehrin süsü olan fener ádeti bizde şimdi ortadan kayboldu ama bir başka memlekette, Mısır'da bütün canlılığıyla yaşıyor. Ramazan gecelerinde ve özellikle de bayramlarda meydanlar fenerlerle donatılıyor, rengárenk káğıtlardan ve başka gözalıcı maddelerden yapılmış olan fenerler evlerin kapısına asılıyor, çocuklar ellerinde bunlarla dolaşıyor, şehrin dört bir yanında sadece fener satan dükkánlar bulunuyor.

Kocakarı İLAÇLARI


Mayasıla sümüklüböcek

Bir kilo kadar kabuklu sümüklüböcek suda haşlanır, böcek kabuğunu bırakarak suya çıkar, bunlar zeytinyağıyla kavrularak hastaya yedirilir.

Yabani kavun suyu leblebi unu ile karıştırılarak hap yapılır, sabah akşam aç karnına üç tane alınır.

Sığırdili denilen ot kaynatılarak suyundan sabah akşam birer fincan içilir ve bu su ile yıkanılır.

Defne tohumu, deve dikeni, ısırgan ve ardıç havanda döğülerek şekerle karıştırılır, hastaya aç karnına günde bir kaşık yedirilir.

Reşad Ekrem'le HOŞ SOHBETLER


İki milyon altın taşıyan eller


Lále Devri'nin büyük veziri Nevşehirli Damad İbrahim Paşa, mücevher meraklısıydı. İki elini gayet kıymetli elmas, zümrüt ve yakut yüzüklerle donatırdı. Bu iki mücevherli elin taşıdığı yüzüklere 2 milyon altın kıymet biçilmişti. İbrahim Paşa, 1730'da patlayan ve Lále Devri'ni sona erdiren Patrona Halil isyanı sırasında boğdurularak idam edildi, cesedi daha sonra isyancılar tarafından parçalandı.

Ramazan MÖNÜSÜ


Çerkes Çorbası

Yağlı tavuğu suda pişirin. Sonra tüm etini didikleyin. Haşlanmış mısır buğdayı ile karıştırarak tekrar daha önce kaynadığı suyun içine koyun. İstenilen miktarda ya yeşil veya kırmızı biberi doğrayıp mısırlar pişinceye kadar kaynatın. Ateşten almaya yakın tuzunu ilave edin.
X