Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Siz hiç olimpiyat şampiyonu oldunuz mu?

Fatih ALTAYLI

BEN olmadım. Olmayı çok isterdim ama olamadım. Çoğunuz da olmamışsınızdır.

O yüzden de Naim'i eleştirmeyelim.

3 kez olimpiyat şampiyonu olan, Time'ın kapağına geçen ikinci Türk Naim'e, Sidney'de 0 çektiği için kızmayalım.

O istedi.

En tepesinde olmaya alıştığı kürsünün, en üst basamağına bir kez daha çıkmak istedi.

Çıksaydı tarihe geçecekti.

Çıkamadı ama yine tarihte.

Gelmiş geçmiş en büyük sporculardan biri olarak.

O biraz daha büyümek istedi o kadar.

Biraz daha büyüyememiş olmak, Naim'i küçültmez.

Kimileri zirvede bırasaydı daha iyiydi diyorlar.

Bence o en iyisini yaptı.

Zirvede bırakmadı. Bir kez daha zirveye çıkmak istedi.

Helal olsun sana Naim.

Başarının ne olduğu öğrettin.

Azmin ne olduğunu öğrettin.

Şimdi de sonuna kadar denemenin insanı küçültmeyeceğini öğrettin.

Üzülme.

Seni eleştirecek olanlara da aldırma.

Sen kendi ağırlığının üç katını kaldırdın.

Onlar 60 kiloluk Naim'i kaldıramıyorlar.

Taraftar inanmayınca iş zor

LİG ilerledikçe Türk spor basınının aymazlığı biraz daha ortaya çıkıyor. Sezon başında kimsenin beğenmediği, benim ise ‘‘Uzak ara gol kralı olur’’ dediğim Jardel'in golsüz maçı yok.

Türk spor basınının ‘‘Müthiş santrfor’’ dediği, benim ise ‘‘Beyler bu iş istatistiktir. Adamın son iki sezonda 7 golü var. Dellenmeyin’’ diye yazdığım Anderson ise sahada dolanıyor.

Türk spor basınının, Fener'e dönüşünü müjde olarak verdiği, kahraman ilan ettiği, benim ise ‘‘Geçen yıl Real forması göremedi. Bu yıl kampa bile almadılar. Fener'e fayda değil, zarar getirir’’ dediğim Baliç'in hali ise ortada.

Ben bütün bunlara rağmen Fenerbahçe'den ümitliydim.

Denizli gibi bir büyük hoca, ona destek olacak bir yönetim, başta bir miktar sıkıntı çekse de, sonrasında Fenerbahçe'yi düze çıkarır gibi geliyordu.

Fakat artık zor.

Denizli'ye baştan beri güvenmeyen ama ‘‘Belki de yanılırız’’ diye geçici bir suskunluk içine giren taraftar, 6 yabancı meselesinden sonra Denizli'yi affetmez.

Pazar sabahları ekmek aldığım fırındakilerle futbol konuşuruz.

Pek çok Fenerbahçe taraftarı gibi Denizli'yi istemiyorlardı.

Benim Denizli'ye beğenmeme hep takılırlardı.

Ben de onlara sabırlı olmalarını söylerdim.

Dün sabah ‘‘Fatih Bey hálá sabırlı olalım mı?’’ diye takılırken, gözlerinde büyük bir kırgınlık, derin bir umutsuzluk vardı.

Bir teknik direktör için en zoru budur işte.

Taraftarın gözlerindeki kırgınlık ve umutsuzluk yönetime, oradan da sahadaki oyuncuya yansıdı mı, toparlamak zor olur.

O umutsuzluk ve kırgınlık 4 yıl önce ilk yarıyı 9 puan geride kapayan Galatasaraylı taraftarların da gözünde vardı.

Ama yönetime ve sahaya hiç sirayet etmedi.

Fenerbahçe'de ise öyle olmayacak gibi.

Atilla Kıyat gibi bir beyefendide bile sabır taştıysa.

Geçmiş olsun!

Dünyanın en ünlü Mall'unu yok ediyoruz

İSTANBUL'da alışveriş merkezi üzerine alışveriş merkezi açılıyor. Galleria ile başlayan moda, son olarak Zeytinburnu'ndaki Olivium ile sürüyor.

Üç yeni alışveriş merkezi de projeleri bitmiş arazi bulunmuş, inşaat aşamasına gelmiş.

Amerikalıların ‘‘Mall’’ dediği bu yerleri çok sevdik.

Karda kışta kapalı, sıcak ve bütün dükkánların topu halde bulunduğu bir yerde alışveriş yapma zevki, bunları bize sevdirdi.

Ama bu arada dünyanın en eski ve en tanınmış ‘‘Mall’’unu yok olma aşamasına getirdik çok şükür.

Sözünü ettiğim yer Kapalıçarşı.

Mall konseptinin doğduğu yer.

Hatta üretim alanlarını da çevresinde toplayan, dünyanın yegáne alışveriş merkezi.

Ama giderek ölüyor.

Batı dünyasının ‘‘Covered Bazaar’’ ya da ‘‘Grand Bazaar’’ olarak tanıdığı 550 yıllık bu muhteşem çarşı, Dalan'dan başlayan ve takip eden gerek büyükşehir, gerekse Eminönü belediyelerinin ‘‘müthiş çabaları’’ sonucu yok olma aşamasına geldi.

Giderek müşteri kaybeden, giderek çevresi boşalan, giderek kalitesini yitiren Kapalıçarşı'da esnaf da kan ağlıyor.

Türkiye'nin bu en meşhur çarşısını kurtarmak için kapsamlı bir çalışma yapmak şart.

Bunların neler olabileceğini ise yarın yazacağım.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Başkalarının üzerine basarak

yükselmeye çalışanlar, en fazla altlarında kalanın boyu kadar yükselebileceğini anladığı zaman.

X