Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

F.Bahçe'nin kredisi bitmedi

Doğum gününde rahmetli Metin Oktay’ın ruhu ile Türk Telekom Arena’da Bursaspor’u 6-0’lık sonuçla devirmeyi başaran Galatasaray, lider Fenerbahçe’ye yaklaşsa da hala sarı lacivertliler zirvedeki avantajını elinde tutuyor.

GEÇEN hafta Türk Telekom Arena’da Metin Oktay ruhunu gördük. Bütün oyuncular Metin Oktay gibi 10 numara oynadılar. Futbolda rüzgar önemlidir. F.Bahçe’nin 3 puan kaybetmesiyle aradaki farkın 7’ye inmesi ve üstüne alınan farklı galibiyet, takımın motivasyonunun tam olduğunu ve son ana kadar yarışın içinde olma arzularını çok açık bir şekilde gösterdi. Hatta, bu hafta G.Saray’ın yine evinde, Eskişehir ile oynayacak olması, F.Bahçe’nin de bir zorlu deplasmana, Sivas’a gidecek olması birçok kişinin “Acaba rüzgar Florya’dan mı esmeye başladı?” sorusunu dillendirmesine neden oldu. Fark hâlâ 7 puan olsa da geçmişte de gördük ki; 3 puanlık sistemde her an her şey değişebilir.
Ara transfer dönemi başladığında, herkesin hem fikir olduğu bir konu vardı: Kadrosuna ek bir transfere ihtiyacı olmayan tek takım Fenerbahçe! Ama üst üste yaşanan, öngörülemeyen sakatlıklar bir anda Fenerbahçe’nin 2 kayıp vermesine neden oldu. Önce Emenike sonra Webo aslında kadro yapılanmasının çok iyi yapıldığı ve transfere ihtiyacı olmayan F.Bahçe’nin bile (sonuçta bir takviye yapmasalar da) bir anda transferin son 2 günü bir arayışa girmesine neden oldu. Muhakkak Ersun Hoca’nın bir B planı vardır. Mevcut kadro içerisinde Ersun Hoca’nın sahaya çıkaracağı bir 11 bulmakta zorlanacağını sanmıyorum. F.Bahçe’de üst üste yaşanan 2 sakatlığın yarattığı en büyük sıkıntı, kulübesinin zayıflaması oldu. Hocanın B planı kulübedeki isimlerden olacak ama bu defa da kenardan oyuna girip oyunun gidişatını değiştirebilecek oyuncusu kalmayacak. F.Bahçe sakatlık sürecinde bu sebeple zorlanabilir. Bu da belki Ersun Hoca’nın sezon başından beri oynadığı 3’lü forvet (ki ben ona 5’li forvet diyorum) anlayışından bir süre vazgeçip ikili sisteme dönmesine neden olabilir.

BEŞİKTAŞ’IN LİDER OYUNCUSU YOK

BENİM geçtiğimiz hafta Beşiktaş denince aklımda kalan en önemli ve tek şey ne galibiyet ne de transferlerdi. Beşiktaş için haftanın gündemi, Slaven Bilic’in 3-2’lk galibiyetten sonra yaptığı samimi ve duygusal açıklamaydı.Bir teknik adam duygularını o kadar kısa sürede ancak bu kadar doğru ve net ifade edebilirdi. Gerçi Bilic’in bu açıklamaları önümüzdeki haftalarda takıma ne kadar etki eder, ondan pek emin değilim açıkçası.
Beşiktaş’ta hala geçtiğimiz sezondan kalma alışkanlık devam ediyor. Öndeyken kaybedilen maçlar; maça iyi başlayıp, skor elde ettikten sonra maçın sonunu aynı şekilde getirememe alışkanlığı... Bu alışkanlığın, maç sonu hocanın soyunma odasında attığı ya da atacağı fırçalarla değişeceğine inanmıyorum! Birbirine benzer gidişatta maçlar oynanması da, futbolcuların kendi kendilerine bir ders çıkartamadıklarını gösteriyor. Bu da Beşiktaş’ın bu tip maçlarını önümüzdeki haftalarda yine göreceğimizin bir işareti!
Bu tip maçlarda saha içi lideri hatta liderlerinin tavrı önemlidir. Sadece Tolga’nın kaleden çırpınması yetmez! Saha içi liderlerine ihtiyacı var Beşiktaş’ın! Maç 3-1 iken bütünlüğün bozulmamasını sağlayacak, maçı skor elde edildiği, öne geçildiği, hatta farklı skorlar da bile bırakmayacak, 90 dakika yaşayacak ve arkadaşlarını da yönlendirecek oyunculara ihtiyaç var! Maalesef ki Beşiktaş’ta, lider sıfatı verilen ve takımı saha içinde çekip çevirmesi beklenen oyuncular o vasıflarda değil!

HAFTANIN GÖZE BATANLARI

KAYSERİSPOR GENEL MENAJERİ SÜLEYMAN HURMA

KAYSERİ-SPOR Genel Menajeri Süleyman Hurma’nın senelerdir gerek teknik kadro gerek oyuncuların transferlerindeki etkisini ve yetkisini biliyoruz. Menajerliği döneminde sayısız oyuncular geldi, gitti. Genel Menajer’ sıfatına sahip bir isim olarak başarılı transferleri de başarısız transferleri de olmuştur şüphesiz. Ancak benim son dönemde dikkatimi çeken bir durum var: Kayserispor’un oyuncu bazında başarılarında Hurma, haklı bir pay sahibi duruşu göstermesine rağmen, başarısızlıklarda çok daha farklı bir tutum sergiliyor. Bir öğrencinin sınavdan aldığı iyi notu dillendirirken ‘Ben 10 aldım’ deyip, zayıf bir notta ‘Hoca 3 verdi’ ifadesini kullanması gibi, Süleyman Hurma da yanlış transferler konuşulduğu zaman hemen bir açıklama yapmak ve savunmaya geçme isteği hissediyor.

YA BAŞARISIZLAR...

İDARİ kadrolarının performans değerlendirmeleri takımlarının sezon başı hedefleri ve buna karşılık sezon sonunda ligi nerede nasıl tamamladığına göre yapılır. Bu nedenle, Süleyman Hurma’nın kendisini oyuncu bazında değerlendirme isteğini doğru bulmuyorum. Takımın hemen bütün oyuncularının transferinde etkili biri olarak sadece başarılı oyuncuları sahiplenirse, karşısına yine kendisinin getirttiği ama başarısız olan ya da yetenekleri fark edilemeden ve takımda kullanılamadan gönderilen birçok ismi çıkartılır: Alacaklarına karşılık serbest bırakılan ve önce G.Saray sonra Karabük’e giden Furkan Özçal ve şu an İskoçya’da oynayan Nadir Çiftçi... Daha da çarpıcı bir isim Kayseri’den Antalya’ya gidip, iyi bir çıkışla Beşiktaş’a transfer olan Ömer Şişmanoğlu... Bilmiyorum daha da saymaya gerek var mı?

- Tolunay Kafkas: Tolunay Hoca maçtan sonra ‘Antrenörlük hayatımı Karabük’te bitirmek istiyorum’ dedi. Belli ki işler yolunda gidiyor Karabük’te! Tolunay Hoca da içinden gelerek bu cümleyi sarf etti. Ama ülkemizin futbolunda bu, bana ayakları yere basan bir temenni gibi gelmedi!
- Konyaspor: Sivasspor kalesinde yaşanan karambol hayatımda hiç görmediğim bir pozisyondu. Koltukta hop oturdum hop kalktım.
- Niasse: Bence transfer döneminin en başarılı menajeri, Niasse’yi Akhisar’a getiren memleketlisi ve takım arkadaşı İbrahima Sonko.Niasse 10 gole ulaştı bile. Tebrik ederim!
- Gekas: Bu hafta Gekas’ın asistindeki kalite gözümden kaçmadı. Sırtı dönükken pozisyonu okudu ve takım arkadaşına tam da bir santraforun isteyeceği tarz bir pas attı.
- Fırat Aydınus: Antalya–Gaziantep maçında Mustafa Durak’ın pozisyonunun canlı izlerken faul olduğunu düşündüm. Ama değilmiş. Fırat Hoca’yı tebrik ederim!

HAFTANIN (-) GÖRÜNTÜSÜ
- Yiğit İncedemir’in Elazığ-Karabük maçında hakem oyunu durdurmasına rağmen yerde yatan Pape Sow’u çekiştirerek saha kenarına çıkartmaya çalışması bana rahatsızlık verdi.

HAFTANIN (+) GÖRÜNTÜSÜ
- Onur Kıvrak! Herkes benim gibimi düşünüyor merak ediyorum ve soruyorum ‘Onur ahtapot mu acaba?’ 8 -10 kolu olduğundan şüpheleniyorum!

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI