Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Evet ama...

Oktay EKŞİ

Başbakan Mesut Yılmaz, yeni hükümetin öncelikli olarak ele alacağı sorunları, kendisiyle birlikte dün Isparta'ya giden meslektaşlarımıza uçakta açıklamış:

Bildirildiğine göre Yılmaz, ‘‘istihbarattaki kargaşa, bürokrasideki tahribat ve Susurluk dosyasını’’ her şeyin önüne almış.

Tabii Türkiye'nin öncelikli sorunları bunlardan ibaret değil. Örneğin sekiz yıllık zorunlu temel eğitim sorunu, basınla ilgili ‘‘af'' amaçlı yasa, seçim yasalarında değişiklik yapılması konusu, Anayasa'ya uyum yasalarından henüz çıkmamış olanların ele alınması, nüfus tespiti ve seçmen kütüklerinin yenilenmesi sorunu... Ve hâlâ pek üstünde durulmuyor olsa da, seçmen kütüklerinin bilgisayar ortamına geçirilmesi konusu...

Kısaca sorun çok...

Hele marifetli Refahyol hükümeti döneminde halının altına süpürülen (Susurluk dahil) tüm pisliklerin üstünün açılması ve yargıya gönderilmesi meselesi var ki... Sırf onların altından kalkmak için özel bir hükümet kursanız ancak yeter.

Sorun çok... Bunlardan bize öncelikli görünenler Mesut Yılmaz'a neden öyle görünmüyor diye davacı olacak değiliz.

Ama yine de dikkatimizi çeken birkaç noktaya değinmezsek vicdanen rahat edemeyeceğiz.

Sayın Yılmaz, istihbarattaki kargaşadan ayrı olarak bürokrasideki tahribattan söz ediyor.

Gerçekten özellikle Refah Partili bakanların son bir yılda bürokraside yaptıkları tahribatı akılla, mantıkla açıklamak mümkün değildir.

Anımsayacaksınız, Necmettin Erbakan, ‘‘Biz iktidar olunca devleti garson devlet (halka hizmet veren devlet) haline çevireceğiz'' diyordu.

Amaç doğruydu ama bunun için devletin tüm kadrolarını garsonlarla doldurmak gerekmezdi. Oysa Refah Partili bakanlar mecazen söylüyoruz- bunu yaptılar.

Yılmaz'ın bürokrasideki tahribatı gidermesi elbet gerekli. Ama bunu dikkatle yapmalıdır. Çünkü bir bürokratın sırf Refahyol hükümeti döneminde göreve getirilmiş olması onu yerinden almak için yeterli sebep değildir.

Bir örnek verelim:

Anımsanacağı gibi İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu, ‘‘doğru söylediği için dokuz köyden kovulan'' bürokrat oldu. Onun yerine bu göreve Ramazan Er getirildi.

Tamam, Yazıcıoğlu'nun mağduriyeti şimdi giderilmelidir. Ama görevini doğru dürüst yapan bir kişi olduğunda ihtilaf yoksa, Ramazan Er'i görevden almak istemenin mantığı nedir?

Aynı şeyi doğrusu biz ‘‘merkeze alınacak valiler'' başlıklı bir haberde de gördük. Eğer burada verilen bilgiler doğru ise, hiçbir partiye ve partiliye özel işlem yapmayan, adil ve dürüst olmaktan ayrılmayan, halkla bütünleşen ve yönettiği ile sadece halkın desteğiyle 2-3 trilyon liralık uluslararası bir havaalanı kazandıran valiyi listeye koymak niye?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI