Evdeki paralar bilançonun neresinde

BAHSETTİĞİMİZ paralar çok büyük.

Haberin Devamı

Başbakan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasından anladığımız, tek bir örnekte dahi boşalt boşalt yine de 30 milyon Euro kalan bir meblağ var ortada ki...
Türkiye gibi uluslararası finans sistemine entegre olmuş bir ülkede evde tutulan bu çapta bir paranın istatistiklerde göze çarpmaması mümkün değil.
Bu konuda Türkiye’deki değerli ekonomistlerin de katkılarını bekliyorum.
Ama ondan önce müsaadenizle konuya ben bir giriş yapacağım.
Ve küresel yasadışı para akışlarını takip etmek için kurulmuş sivil toplum örgütü, Washington merkezli Global Financial Integrity (GFI) ile yaptığımız bir çalışmayı paylaşacağım.

*

HAFTA içi GFI ekonomistlerinden Brian LeBlanc ve offshore uzmanı E.J. Fagan ile Türkiye’nin verilerini önümüze serdik.
Ve politikacıların evlerde sakladıkları paraların hangi kalemde gözükebileceğini teker teker aramaya başladık.
Evet haklısınız... Siyasetçilerin sisteme entegre, ‘bilinen’ işletmeleri yok.
Ama onlara rüşvet veren işadamları öyle değil.
Bu paraları bavullarla taşıyıp politikacılara sunarlarken, hepsi de işe bir kılıf uydurmak zorunda.
Bilançolarına “rüşvet gideri” yazamayacakları için de, bir yerlerden başka bir kalemi şişirmek mecburiyetinde.

*

Haberin Devamı

İŞTE bu noktada, GFI’ın IMF veritabanından yararlanarak yürüttüğü bir çalışma işimizi çok kolaylaştırdı.
Dünyada yasadışı para hareketlerinin takip edilebileceği en önemli kalemlerden ikisi, ihracat ve ithalat rakamları.
Ülkeler aslında bunları kayıt altındaki ticaret olarak düzenli bir biçimde yayınlıyor.
Ama GFI işi bir adım daha ileri taşıyor ve ülkelerin açıkladıkları bu rakamları IMF’in konsolide veritabanı üzerinden kontrol ediyor.
Örneğin Türkiye’nin kayıtlarında gözüken Almanya ile dış ticaret rakamlarını, Almanya’nın istatistiklerine giren Türkiye ile yapılmış dış ticaret rakamları ile karşılaştırıyor.
Ve böylece, IMF’deki veritabanına göre hangi ülkenin ithalat ve ihracatını ne kadar şişirdiğini kümülatif biçimde ortaya çıkarıyor.
Çıkan sonuç da, o ülkedeki yasadışı para hareketlerini sizin önünüze kabak gibi koyuyor.

*

Haberin Devamı

TAHMİN edebileceğiniz gibi, kurucusu olduğu halde FATF’de (Finansal Eylem Görev Gücü) bile karapara ve terör finansmanı açısından riskli ülkeler arasında sayılan Türkiye’deki durum, ithalat ve ihracat şişirmelerinde de yine utanç verici.
GIF ile oluşturduğumuz Türkiye’nin ithalat/ihracat şişirme tablosunu aşağıda dikkatinize sunuyorum.
Özellikle ihracatta 2005’ten itibaren şişirmelerde nasıl bir zıplama olduğunu göreceksiniz. İthalat şişirmesinde ise rekor ‘ustalık’ döneminin başladığı 2011’de kırılıyor.
Evdeki paralar bilançonun neresindePeki bu rakamlar ne ifade ediyor, rüşvet nerede gözüküyor derseniz...

*

İHRACAT şişirmeleri, büyük oranda şirketlerin hükümetlerden ihracat teşviği kapmak için başvurdukları bir yöntem.
İthalat şişirmesi ise işte şirketlerin rüşvet verdikten sonra başvurdukları en yaygın metot.
LeBlanc’a göre ithalat şişirmelerinde temelde üç sebep var:
Birinci neden, vergi kaçırmak. Örneğin yurtdışından bir makine satın alıyorsunuz, daha az vergi ödemek için de fiyatını yüksek gösteriyorsunuz.
Ya da yurtdışına o ithalatın karşılığıymış gibi, olması gerektiğinden fazla para gönderip, fazla olan kısmı vergiden muaf offshore hesabınıza geçiriyorsunuz.
İkinci sebep, para aklamak.
Yasadışı yöntemle kazandığınız bir parayı bu şekilde sisteme sokuyorsunuz.
Ya da işte en can alıcı kısım... Örneğin bir politikacıya verdiğiniz bir parayı bu şekilde bilançonuza gömüyorsunuz.
Üçüncüsü ve son dönem en yaygın görülen örnekte ise yasadışı petrol ticareti yapıyorsunuz.
Örneğin bir ülkeyle yaptığınız petrol ticareti, karşıdaki ülkenin kayıtlarında gözükmüyor.
Çünkü karşıdaki ülke (İran) mesela yaptırımdan kaçıyor ya da karşıdaki ülkenin (Irak) merkezi hükümeti bu ticareti tanımıyor.
Ama siz bu ticareti kendi ülkenizdeki yasalar gereği ithalat olarak defterlerinize işlediğinizde, karşıdaki ülkenin verileri uyarınca sizin ülkenizin ithalatı şişirilmiş oluyor.

*

Haberin Devamı

TÜRKİYE’deki bu olaylar daha ne kadar devam edecek, bu yolsuzluklar dışarıda daha kaç habere konu olacak, hafta içi Amerikalıların insan hakları raporunda yaptıkları gibi daha kaç resmi belgeye ‘skandal’ olarak kaydedilecek bilmiyorum.
Ama bilin ki, paralar orada durmaya devam ediyor.
Artık istatistiklerde fark edilecek seviyede.

Yazarın Tüm Yazıları