Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ergenekon davası

ERGENEKON davası ülkede yarattığı kargaşaya uygun bir kargaşa ile başlıyor. Bu ülke garip bir ülke. Çok önemli bu davayı adına yakışır şekilde organize etmek mümkün olmadı. Dava alaturka bir organizasyon ve "biz bize benzeriz" şiarı ile başlıyor.

Öte yanda çok samimi ifade edeyim. Dava ile ilgili olarak kafam çok karışık.

1) Davanın bazı unsurları bana "Türkiye nihayet kendisi ile yüzleşecek, hukuk devleti önündeki son engeller de kalkacak" dedirtiyor.

2) Diğer bazı unsurlar ise "Birileri işi sulandırıyor, nerede ise hükümete karşı tüm kişiler işin içine sokulmaya çalışılıyor" duygusu veriyor.

3) Öte yanda, bahsi geçtiği kadarıyla ortaya konacak deliller ne kadar ciddi biçimde ele alınmış, içimde büyük şüpheler var!

* * *

1) Yargılanan bazı sanıklara bakınca Türkiye’nin tüm kirli yüzlerinin bu davada bir araya geldiğini görüyorum. Asker-sivil bu kişilerin zamanında "düzensiz ordu"lara karşı düzensiz ve illegal örgütler kurmakla görevlendirildiği, görevleri sona erdikten veya emekli olduktan sonra adeta Dr. Frankeştayn’ın kendi elleriyle yarattığı ama sonradan denetimini yitirdiği canavar kıvamında başıboş kaldıkları, askerin birtakım imkánlarını illegal kullanarak para-militer bir örgütlenmeye gittikleri görüşünü taşıyorum.

* * *

2) Öte yanda, davaya eklenen bazı isimlerin, ne fikriyat, ne de eylemlerini desteklemediğim halde, bu davada yer almalarına bir türlü akıl erdiremiyorum. Sanki, onlar bir şekilde iktidarın canını sıktıkları için durumdan vazife çıkaran savcılar tarafından davaya dahil edilmişler. Daha da beteri; bazı kel alaka kişilerin ifadelerinin alınması bile davanın ciddiyetine büyük halel getirdi.

* * *

3) Öte yanda, ortaya konacak deliller çok ciddi değilmiş gibi bir duyguya kapıldım.

i) Davaya ne idiği belirsiz Tuncay Güney’in evinde ele geçirilen "çuvallar dolusu" belge büyük yön verdi.

ii) Yurtdışına kaçarak bir askere reva görülebilecek en aşağılık sıfatı bizzat kendi eliyle boynuna asan emekli generalin illegal dinlettiği kişilerin ses kayıtları da galiba davada önemli rol oynayacak.

iii) Savcının sanıklara ait toplattığı bilgisayar kayıtları da delil olarak davanın mihenk taşları olacak.

iv) Bazı gizli tanıklar da verecekleri özel ifadelerle davayı yönlendirecekler.

* * *

İşte bu minvalde aklıma bazı sorular takılıyor:

a) Tuncay Güney’in hangi ülkenin hesabına çalıştığının sorgulandığı bir ortamda onun evinde ele geçirilen kanıtlar "yönlendirme bilgileri" olarak görülmeyecek mi?

b) İllegal yapılan dinlemeler, legal bir davanın delilleri olabilir mi? İzinli veya izinsiz yapılan dinlemeleri savcılık yandaş medyaya sızdırınca zaten bu dinlemelerin itibarı zedelenmedi mi?

c) Bilgisayar kayıtlarının kopyalarının sanık veya avukatlarına verilmediği söyleniyor. Eğer, iddia doğruysa bu "kıymetli deliller" baştan hukuken geçersiz duruma düşmeyecekler mi?

d) Gizli tanıkların kendi paçalarını kurtarmak için bu "gizli ifadeleri" verdiklerine dair karşıt iddialar da muhakkak ki tartışma konusu olacaktır.

* * *

Mahkeme çok uzun sürede de olsa bir karara varacaktır. O kararın ne kadar hukuki olduğu kadar ne kadar kamu vicdanını tatmin edeceği de önemlidir.

Dilerim, savcılar ve hákimler bu konuda çok dikkatli olurlar!
X