Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enflasyondan arındırma

Ege CANSEN

Bu yıl vergi veren vatandaşlar, yeni bir kavramla ‘‘yakinen’’ tanıştılar. (Burada imla hatası yoktur. Yakinen kelimesi, gerçekten bilmek, yaşayarak öğrenme derecesinde bilmek demektir. Yakından kelimesi ise, uzaktan sözcüğünün zıddıdır.) Bu kavram ‘‘faiz gelirlerinin enflasyondan arındırılması’’dır. Bu kavram etrafında bir hayli tartışma oldu. Ayrıca, deyimin kendisi de hatalı olduğu için kafa karıştırdı. İzninizle bu konuya açıklık getirmek istiyorum.

1. Önce, arındırma işleminin doğru tanımını yapalım. Yapılan işlem, faizi kazanan ana paranın, enflasyonla aşınan kısmının faiz gelirinden düşülmesidir. Bu yüzden, geliri yaratan kaynak, eğer enflasyon tarafından aşındırılmıyorsa, o kaynağın kazandığı gelirden enflasyon indirimi yapılmaz.

2. Mesela ‘‘gayrimenkul’’ mallar ‘‘kira’’ getirir. Kira gelirini yaratan kaynak (veya servet) enflasyon karşısında değerini korur. Dolayısıyla kira gelirinden herhangi bir enflasyon indirimi yapılmaz. Hakeza, ücreti yaratan ‘‘insan kaynağı’’ enflasyon karşısında değerinden kaybetmez. Dolayısıyla, ücret gelirlerinden enflasyon indirimi yapmaya gerek yoktur.

3. Hakeza, döviz cinsinden parasal servetler de, enflasyon karşısında değerinden kaybetmez addedilir. Bu yüzden, tasarruflarını dolar, mark gibi sağlam paralara bağlayıp, bundan döviz faizi elde edenler, faiz gelirlerinden enflasyon indirimi yapamazlar.

4. Dövizli mevduat hesaplarının, enflasyon karşısında değerini koruması genel olarak doğrudur. Ama birçok halde, dövizin TL. cinsinden fiyat artışının enflasyonun gerisinde kaldığı da bir vakıadır. Pek tabii bu durumda, döviz faizi elde edenlerin ‘‘reel olarak’’ (anaparası enflasyondan korunmuş) faiz elde etmedikleri iddia edilebilir. Ancak bu hal, tasarruf sahibi kişinin, kendi hür iradesiyle aldığı bir ‘‘pozisyondur’’. Uğradığı kayıp, enflasyon kaybı değil, pozisyon kaybıdır. Pozisyon kayıp ve kazançları vergi kapsamı dışındadır.

5. Bu yıl, tartışma yaratan konulardan biri de, enflasyonun yüzde 100 olduğu bir yılda, niçin yüzde 67.6'lık bir arındırma oranının kullanıldığıdır? Öncelikle şunu ifade edeyim ki, şimdiki Maliye Bakanı Temizel'in bu uygulama ile ilgisi ‘‘yapma’’ değil, ‘‘değiştirmeme’’ eylemiyle sınırlıdır. Sırası gelmişken, faizlerin vergilendirilmesinin tüm günahı veya sevabının (hangisi varsa) Temizel'e ait olmadığını da belirtelim. Arındırma yüzdesi, eğer enflasyon yüzde 100 ve bir yıllık kamu kâğıtlarının ortalama faizi yüzde 116 olarak alınsaydı yüzde 86 olacaktı. Kısaca, 1997'de enflasyon giderek arttığı için, düşük bir arındırma yüzdesi kullanılmıştır. Bunun anlamı, anaparaların, yani servetin vergilendirildiğidir.

6. Servetin vergilendirilmesi, bizce yanlıştır. Sosyal güvenliğin yetersiz olduğu bir ülkede, (hatta her ülkede) kişilerin, yaşlılık, hastalık ve gelecek güvencesi, az çok edindikleri taşınır veya taşınmaz servetleridir. Tasarruf edip, bunu nemalandırarak geçimini sağlamaya çalışanları ‘‘rantiye’’ diyerek aşağılamak, her bakımdan yanlıştır. Hem ülkenin iktisadi kalkınması, hem de kişilerin nispeten huzur duyması ve devlete tebelleş olmaması için ‘‘tasarrufu’’ teşvik etmek şarttır.

SON SÖZ: Tasarruf, vergiden kutsaldır.













X