Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Rüşvet ve Özal Ailesi!

Emin ÇÖLAŞAN

SELİM Edes benim Ankara Koleji'nden sınıf arkadaşım. Ortaokul ve liseyi yan yana okuduk. Sonra ODTÜ'de fakültelerimiz ayrıldı. Yani aramızda çok uzun yılların dostluğu var.

Selim zamanla büyük bir müteahhit oldu, Özal hanedanı döneminde bu aileye yaklaştı, büyük işler aldı. Ankara'ya geldikçe bana da uğrar, sohbet ederdik. Onu kaç kez ‘‘Bunlardan uzak dur, bunlara bulaşmak sana zarar verir’’ diye uyardım ama ok yaydan bir kez çıkmıştı. Elde edeceği bütün olanaklar artık Özal ve ailesinin elindeydi.

Bilinen olaylar ortaya çıkınca Selim hakkında çok ağır yazılar yazdım.

Dün bir gazetede, şimdi kaçak yaşayan Selim'in Ferhat Ünlü ile Amerika'da yaptığı söyleşiyi okudum. Söyleşi kısaydı ama bir ibret belgesiydi. Selim, Özal Ailesi'nin prenslerinden Emlak Bankası Genel Müdürü Engin Civan'a 3.5 milyon dolar rüşvet vermişti... Ve bu pisliğin içinde Özal Ailesi'nin de olduğunu açıkça söylüyordu. İşte söyleşiden bazı bölümler:

- O zaman Emlakbank Genel Müdürü Engin Civan'dı. Ben Özal Ailesi'ne (bankayla büyük bir arazi alışverişi nedeniyle) ‘‘Bu adam 120 milyon dolarımı vermiyor’’ dedim. Onlar da ‘‘Belki bir şey istiyordur’’ dediler.

- Bu ‘‘bir şey’’ sözünden kastın rüşvet olduğunu anladınız tabii.

- Adını ne koyarsanız koyun. Sonra biz buna (Civan'a) 3.5 milyon dolar civarında bir para verdik.

- Nakden ve dolar olarak mı verdiniz parayı?

- Evet, nakden verdim dolar ve mark olarak. Bu parayı çantayla evine ve makamına farklı zamanlarda götürdüm. Aradan epey zaman geçti ama banka yine ödeme yapmadı.

(Emin Çölaşan'ın notu: Neyse ki bu olaydan sonra birisi ortaya çıkıp ‘‘Ben Engin'in arkadaşıyım. O para aslında bana bir arsa işi için kaparo olarak gönderilmişti. Paradan Engin'in haberi yoktur’’ dememişti!)...

***

Araya girdiğim için özür dilerim. Söyleşi şöyle devam ediyor:

- Konuyu Özal Ailesi'ne açmak yerine Turgut Özal'a açmayı neden düşünmediniz?

- Ben tecrübeli bir insan olsam bu ilişkileri daha aralıklı tutardım. Bunların (Özal Ailesi'nin) Çakıcı ile irtibatlı olduklarını da bilmiyordum. Bir gün Özallar ‘‘Dündar Kılıç'ın (mafya babası) evinde bir toplantı olacak. Sen de gel’’ dediler. Onun yazlık evinde buluştuk. Dündar Kılıç ‘‘Nedir bu işin aslı?’’ diye sordu. Ben de anlattım, ‘‘Bana borcu var’’ dedim. Engin de ‘‘Makbuzun falan var mı, muhasebeciyi çağıralım’’ dedi. Ben de onun üzerine o meşhur lafı ettim: ‘‘Rüşvetin belgesi mi olur pezevenk’’ dedim. Hiçbir tepki göstermedi. Öyle adi, öyle hırsızdır ki, sövseniz de, saysanız da tepki göstermez o.''

Selim Edes anlatmayı sürdürüyor. Dündar Kılıç'la yapılan görüşmeden iki saat sonra Engin Civan bacağından vuruluyor. Devreye Alaattin Çakıcı giriyor, o vurduruyor. Söyleşi devam ediyor:

- Nüfuzlu kişileri (Özal Ailesi'ni) kullanarak verdiğiniz rüşveti geri almak istediğinizi, ancak Özal Ailesi'nin bu işi mafyatik yöntemlerle halletmeye çalışıp Çakıcı'ya haber yolladığını söylüyorsunuz. Özal ailesinin bundan ne çıkarı olabilir?

- Aramız çok iyi olduğu için iyiliğimi isteyerek yapıyorlar diye düşündüm. Belki onların da bir çıkarı vardı. Belki Ahmet'in davasından para sahibi olamadılar, buradan bir şeyler beklediler.

- Ama Çakıcı ve Kılıç'ın bu aracılığının bir maddi karşılığı olduğunu biliyor olmalısınız.

- Bir mecraya (yola) girmişsiniz. Onu bilmemek için eşek olmak lazım. Çakıcı daha sonra para istedi benden, vermedim. Esasında ben polis sorgusunda rahmetli Özal'a duyduğum saygıdan ötürü Özal Ailesi'yle ilgili bir şey söylemedim. Israr ettiler. Aslında polisler de Çakıcı'ya asıl talimat verenin onlar (Özal Ailesi) olduğunu biliyordu. Ancak ben sustum. Bu yüzden suçlu konumuna düştüm. Beni bu duruma düşürenler Özallar'dı halbuki.''

***

Sevgili okuyucularım, Selim Edes'in bu sözleri bir ibret belgesidir. Zamanında Türkiye'nin başında Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak bulunmuş şahsın ailesi, hem mafya ve hem de rüşvetle iç içedir.

Ancak Selim isim vermiyor. Acaba bu pisliğin, bu örgütlenmenin içinde hangileri vardı?

Semra, Ahmet, Zeynep, Efe, hangisi?

Turgut Özal, ailesinin bu işlerini bilmiyor muydu? Bilmez olur mu! Hanedan döneminde köşeyi hep birlikte dönmediler mi?

Cenaze töreninde topluca tekbirler getirilen, adeta bir evliya gibi gömülen ve kendisine anıtmezar yaptırılan Özal ve onun ailesi işte budur.

O ve ailesi, şimdi hem de dinci bir gazetede işte böyle anlatılmaktadır.

Neler gördü, neler yaşadı şu Türkiye!

Devleti kimler yönetti!

Vah Türkiye vah.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI