Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Neyin affı?

Emin ÇÖLAŞAN

Hükümet, durup dururken ortaya bir af lafı attı. Toplumda kimse af beklemezken, hiçbir kesimde böyle bir düşünce yokken, birdenbire bu sözcük gündeme girdi. Hem de Adalet Bakanı'nın ağzından!

Kısmi bir af olacakmış, kimseyi, özellikle şehit ailelerini incitmeyecekmiş. Ama kapsamı konusunda hiçbir açıklama, hiçbir bilgi yok.

Hükümet bunu niçin yaptı? Gündem değiştirmek için mi? Eğer öyleyse, büyük yanlıştır. Günümüzün ortamında Türkiye af çıkarmaya hazır değildir. Toplum bunu içine sindiremez. Gereksiz tartışmalar ortaya çıkar.

Nitekim HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak, hapisten çıktıktan hemen sonra ‘‘Türkiye'ye kısmi af yetmez, genel af gerekir’’ dedi.

Bunun anlamı en başta ‘‘İçeride yatan ne kadar PKK'lı varsa hepsini affedin, salıverin gitsin’’ demektir. Salıverirsiniz ve terörle mücadeleye yeniden ve sıfırdan başlatırlar sizi!

Af, ciddi bir konudur. Öyle uluorta demeçlerle gündeme getirilmez. Hele hükümetin ağzından hiç getirilmez. Ondan sonra çok uğraşırsınız, konuyu tartışmanın bile vereceği zararı hiçbir biçimde temizleyemezsiniz. Biraz sorumluluk lütfen.

FETHULLAH'TAN SES YOK!

Dünkü yazımda bir rezalete, bir üçkáğıtçılığa değinmiştim. Fethullah takımı Türkiye'nin dört bir yanında en başarılı öğrencileri cımbızla seçiyor ve lise son sınıfta onları kendi okullarına alıyordu.

Bu işi yaparken onlara bedava okul, üniversite sınavı için bedava dershane vaat ediyor, burs ve bir de araba veriyordu. Büyük olasılıkla transfer parası da veriliyordu.

Aynen futbolcu transfer eder gibi, başarılı öğrenci transferi yapılıyor.

Çocuk Fethullah okulundan mezun oluyor, üniversite sınavında dereceye giriyor ve bunlar da medyada goygoya başlıyor:

‘‘İşte bizim okullarımız. Çatlayın da patlayın. ÖSS birincisi yine bizden çıktı. Bizi çekemeyenler görsün...’’

Bizim Nazlı da, sınav sonuçları belli olduktan sonra böyle yazıyor. Kadere bakın ki, şeriatçıları savunmak Türkiye'de Nazlı'ya kaldı!

* * *

Dün Ankara'dan bir devlet lisesinin müdürü aradı:

‘‘Yazınızı okudum. Bu tarikat okullarının bir de ders notları ortalamasına bakın. Üniversite giriş sınavında not ortalaması da önemlidir. Bunlar okuttukları çocuklara, özellikle umut bağladıklarına en yüksek notları verip bir avantaj daha yaratırlar. Devlet lisesinde ve tarikatlara bağlı olmayan özel okullarda bu yapılmaz. Her şey sinsi bir plandır. Fethullah takımı her şeyi inceden inceye planlamıştır.’’

* * *

Dün bir gazeteci arkadaşım anlattı:

‘‘Benim çocuğum dershaneye gidiyordu. İlk aşamada yapılan deneme testlerinde beş arkadaş en yüksek puanları aldılar. Bu beş kişiye hemen çengel atıldı. Fethullahçılar bunları kendilerine ait olan Maltepe dershanesine çağırdılar. Dershaneye, özel hocalara hiçbir ücret ödemeyecekler, ayrıca üniversitede burs alacaklardı. Üç arkadaş kabul etmedi, ikisi etti. Kabul eden kızların ikisi de şimdi örtünüyor. İkisi de benim çocuğumun arkadaşıydı. Parayla öğrenci satın aldılar.’’

* *Ê*

Evet, bunlar öğrenci transferi yapıyor. Öğrencileri satın alıp onları kendi amaçları doğrultusunda kullanıyor. Parlak öğrenciye lise yıllarında çengel atılıyor ve bunlar Fethullah okullarına transfer ediliyor. Üniversite sınavında bu yarış atları en iyi dereceleri elde ediyor ve sonra geliyor Fethullah takımının reklam ve goygoy faslı!

‘‘İşte, en büyük bizim okullarımız.’’

Bu gerçeği dünden itibaren bütün Türkiye biliyor. Hadise, son sınavı birincilikle kazanan Gökhan Mumcu olayı ile belgelendi.

Fethullah tayfasından dün tık yoktu.

Herhalde yanıt vermeye elleri ve dilleri varmadı.

APO'NUN İSTEKLERİ

Yaşamını İmralı'da sürdürmekte olan Apo'nun avukatları, onun adına çok ilginç açıklamalar yapıyor. İmralı dönüşünde söyledikleri sözler dün basında yer aldı:

‘‘Öcalan orada yalnızlıktan sıkıldı. Diğer cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olan (PKK'lı) arkadaşlarının yanına verilmesini istedi ancak isim vermedi. Müvekkilimiz bu yolda bir başvuru yaptı. Tam 148 gündür yalnız.

Son günlerdeki aşırı sıcaklar da Öcalan'ı olumsuz yönde etkiledi. Bulunduğu yer gerçekten çok sıcak. Kilo kaybı oldu.’’

Ben şahsen bu açıklamayı çok yerinde buldum! Avrupa'nın ‘‘insan hakları kuruluşları’’ bu konuda derhal girişimde bulunmalıdır. Türkiye'de havaların böylesine sıcak gitmesi ve sayın Apo'nun bundan rahatsızlık duyması, Türkiye'de insan haklarının çiğnendiğinin bir göstergesidir. Türk devleti bu konuda hiçbir girişimde bulunmamış, havaları serinletip Apo'yu rahatlatmak için en ufak bir çaba harcamamıştır.

Avukatların belirttiği gibi, Apo'nun yalnızlıktan canının sıkılması da önemlidir. Apo'nun ‘‘insan hakları’’ yok mudur?

Aman dikkat, Avrupa Apo'nun bu isteklerini duymasın! Duyarsa bastırmaya başlar:

‘‘Yanına PKK'lı verin, bayan arkadaş verin, gerekirse Şam'dan haremini getirtin. İmralı yöresinde havaları derhal serinletin. Adada bir de orkestra kurun, onu geceleri eğlendirin.’’

Avrupa'ya saygısızlık etmeyelim! Sonra bizi Avrupa Birliği'ne almazlar valla!



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI