Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: İstifa

Emin ÇÖLAŞAN

Ahmet Necdet Sezer cuma günü cumhurbaşkanı seçilecek. Kendisi halen Anayasa Mahkemesi Başkanı. Bu görevinden er ya da geç istifa etmek zorunda kalacak.

Peki ne zaman? Seçilmeden önce mi, yoksa seçildikten sonra mı?

Bu konuda görüş ayrılıkları var.

Ancak bir kamu görevlisinin hem görevinde kalması, hem de cumhurbaşkanı adayı olarak Meclis'te oylamalara katılması biraz ters oluyor.

Şimdi işin yasal boyutuna bakarsak, ya da hadiseyi tamamen ‘‘mevzuat’’ çerçevesi içinde ele alırsak, gerek Anayasa ve gerekse yasalarda onun istifa etmesini gerektiren net bir hüküm yok.

‘‘Cumhurbaşkanlığına aday olan kimse, bulunduğu kamu görevinden istifa eder ve seçime ancak bu şekilde katılır.’’

Hayır, böyle bir hüküm yok.

* * *

Ama bir de Anayasa'nın ilgili maddelerine bakalım. İşte 101. madde:

‘‘Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nce kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından yedi yıllık bir süre için seçilir.’’

Sezer burada sıralanan tüm niteliklere sahip. Kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, Türk vatandaşı.

Ama aynı maddede bir husus daha var:

Cumhurbaşkanı'nın ‘‘Milletvekili seçilme yeterliliğine sahip’’ olması gerekiyor.

İşte durum burada biraz değişiyor. Şimdi bu açıdan Anayasa'nın 76. maddesine bakalım:

‘‘...Hákimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri ve Silahlı Kuvvetler mensupları, görevlerinden çekilmedikçe aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler.’’

Yani kim olursanız olun!.. Sivil veya asker, alt düzey veya üst düzey, hiç fark etmez.

Eğer kamu görevlisi iseniz milletvekili adayı olmak için görevinizden istifa edeceksiniz.

Bunun başka yolu yok, başka seçeneği yok.

Ayrıca bu maddenin başlığı Anayasa'da şöyle:

‘‘Milletvekili seçilme yeterliliği.’’

* * *

Cumhurbaşkanı olmak için milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olacaksınız.

Sezer bu yeterlilik hariç, diğerlerinin tümüne uyuyor.

Ama cumhurbaşkanı seçilebilmek için bu tanımların tümüne uyması gerek.

O halde Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevinden istifa etmesi gerekiyor.

Eğer milletvekili olmak isteseydi, istifa edecekti. Etmediği takdirde milletvekili olamayacaktı. Çünkü Anayasa'nın deyimiyle gerekli ‘‘yeterliliğe’’ sahip bulunmayacaktı.

Anayasa açık hüküm getiriyor.

İster Meclis içinden, ister dışından olsun, kim cumhurbaşkanı seçilecekse milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olması zorunlu.

Bunlardan biri olmazsa olmaz.

Bu durumda hukuk mantığı karşımıza kesin bir biçimde çıkıyor:

Ahmet Necdet Sezer görevinden istifa etmelidir.

* * *

Ama etmeyeceği anlaşılıyor. Etmezse ne olur?

Burası Türkiye abicim!

Hiçbir şey olmaz!

Beş partinin genel başkanları bir araya gelip kendisini cumhurbaşkanlığına aday göstermişler. Kim uğraşacak bu gibi konularla!

‘‘Biz seçtik oldu’’ denilecek.

Ama bu istifanın olmayışı, bir şeyi eksik bırakacak. Anayasa'nın hükümlerine uyulmamış olacak.

Bağımsız milletvekili Aydın Menderes bu konunun üzerine gidiyor ve yeterli imza bulabilirse konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini söylüyor.

Orada dava açabilmek için 110 milletvekilinden imza alması gerekiyor.

Kendi genel başkanları birini aday göstermiş ve o kişi birkaç gün sonra cumhurbaşkanı seçilecek.

Kaç babayiğit milletvekili, genel başkanına rağmen böyle bir dilekçeye imza koyabilir?

O nedenle, Menderes'in girişiminden sonuç almasını çok zayıf bir olasılık olarak görmek mümkündür.

* * *

Ben Sezer'in yerinde olsam, istifamı daha adaylığımın açıklandığı ilk gün, ilk oylama öncesinde verirdim. Böylece aleyhime kullanılacak bir tartışma konusunu da ilk günden ortadan kaldırırdım. Ayrıca hiçbir şey de kaybetmezdim.

İstifa etmesi ‘‘şık’’ ve ‘‘zarif’’ bir davranış olurdu.

‘‘Ama efendim, Anayasa ve yasalarda doğrudan böyle bir hüküm yok.’’

Her şey yasalarda belirtilmez. Bir boşluk oluştuğunda devreye hukukun mantığı ve vicdan girer. Bunu en iyi bilmesi gereken kişi de, hukukçu olan Sezer'dir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI