Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: İran

Emin ÇÖLAŞAN

İran'ı yıllarca yöneten Pehlevi sülalesi en büyük hırsızdı. Bunlar İran halkını uzun yıllar boyunca soy sülale soydular. Bunlar soyunca yakın çevre ve egemenler durur mu! Onlar da soydu.

İşte mollaların eline en büyük koz böyle geçti. Vurguna karşı çıkma bahanesiyle Şah yönetiminden rahatsız olan halkın başına geçtiler ve ülke yönetimini ele geçirdiler.

Geçmiş yıllarda gözlerimle görmüş olduğum bir manzaradır. İran Genelkurmay Başkanı, Şah'ın karşısında 90 derece eğilip onun elini öpüyordu.

Molla yönetimi yaklaşık 20 yıldan bu yana İran halkına kan kusturuyor. Bütün özgürlükler yok edildi. Her şey ‘‘din’’ adına yapıldı.

Kadınlar kara çarşafa sokuldu.

Kıyafet açısından bakıldığında, erkeği kısıtlayan hiçbir şey yoktu. Pek çok İslam ülkesinde olduğu gibi, din adına işbaşına gelenler, içlerindeki kompleksleri kadınların üzerine kustular.

Aynen bizde yapmak istedikleri gibi!

***

Molla yönetiminde kadınla erkeğin, genç kızla nişanlısının sokakta gezmesi yasaktı. Tabii ki fuhuş en büyük yasaktı! Gelin görün ki, İran'ı yöneten mollalar bunun da çaresini bulmuştu.

Mollaya parayı bastıran, istediği kadınla örneğin iki saatlik, sekiz saatlik, üç günlük muta nikáhı kıydırıyordu. Sonra ‘‘iş’’ bitince, aynı molla bu kez boşanma kararı veriyor ve bütün bunlar ‘‘Müslümanlık’’ adına yapılıyordu.

İran halkı, özellikle kadınlar ve genç kızlar, son 20 yılını şeriatçıların büyük baskısı altında geçirdi. Ezildi, horlandı, baskı altında tutuldu. İran deneyimini Türk milletinin örnek alması gerekir.

Bu halk şimdi yönetime karşı büyük protesto gösterileri düzenliyor. Bu bir ayaklanma mı? Rejimi devirir mi? Bunu şu anda bilmek elbette mümkün değil.

Ama gönlümüz, bu kara rejimin devrilmesinden yana.

***

Bundan epeyce önceydi. Ankara'da, ismini şimdi unuttuğum genç bir İran büyükelçisi vardı. Bir gün büyükelçiliğe öğle yemeğine davet etti. İkimiz baş başa yemek yedik. Adam sigara içiyordu. Sorduğumda ‘‘Sigara haram değildir ama mekruhtur’’ dedi ve ekledi:

‘‘Sigara içtiğimi lütfen gazetede yazmayın.’’

Büyükelçinin üzerindeki baskıyı düşünün.

Orada bazen özel toplantılar yapılırdı... Ve bizim entel takılan bazı bayan medya mensupları, İran büyükelçiliğine başlarını örterek girmekten utanmazlardı. Bazıları da İran'a gider, böylelerinin çarşaflı resimleri -sanki marifetmiş gibi- poz poz gazetelerde çıkar, özel kanallarda yayınlanırdı.

Oraya başını örtmeden almıyorlar mı! O halde onurlu davranıp gitmezsin ve gitmemek sana hiçbir şey kaybettirmez.

Zaten ne çekiyorsak kişiliksiz olmaktan çekiyoruz.

İran halkına başarı diliyorum. Allah onları bu din tüccarlarının, din ve iman işportacılarının elinden en kısa zamanda kurtarsın.

FETHULLAH NUMARASI!

Gazeteci arkadaşım Abbas Güçlü'nün dünkü Milliyet'te çıkan yazısı çok ilginçti. Adına Fethullah denilen topluluğun yaptığı bir eğitim üçkáğıdı belgeleniyordu. Biliyorsunuz, bunların çok sayıda özel okulu, dershanesi ve hatta Fatih Üniversitesi var.

Bunlar parlak öğrencileri tek tek ve cımbızla kendi okullarına topluyorlar. Sonra üniversite sınav sonuçları belli olduğundu ‘‘Türkiye birincisi bizim okuldan, ikinci bizden, beşinci bizden. İşte eğitimin kalitesi bizde’’ diye gazetelerinde ve televizyonlarında çığırtkanlık yapıyorlar.

Abbas Güçlü dün bu oyunu bozdu. İşte size somut örnek:

Bu yılın ÖSS birincisi Gökhan Mumcu, devlet okulu Gemlik Celal Bayar Anadolu Lisesi öğrencisi. Lise ikinci sınıfın sonuna kadar orada okuyor. Fethullah takımı bu öğrencinin çok parlak olduğunu, sınavda başarı kazanacağını görünce, onu Bursa Nilüfer Hatun Lisesi'ne transfer ediyor.

Karşılığı: Okul bedava, dershane bedava, bir araba.

Belki çocuklara ve ailelerine para da veriliyor. Onu bilemiyorum. Yani hiç utanıp sıkılmadan, futbolcu gibi öğrenci transfer edip sonra tantana yapıyorlar:

‘‘İşte, Türkiye birincisi bizim okuldan çıktı.’’

Geçen yılın birincisi de bunların okulundandı ve o da lise son sınıftan transfer edilmişti. Şu uyanıklığa, göz boyamacaya, rezalete bakın siz.

Oysa Fethullah okullarının üniversite sınavındaki ortalama başarı oranı, diğer okullardan yüksek değil. Yani onlar sıradan okullar. Bütün numara, liselerdeki en parlak öğrencileri, parasal çıkar sağlayarak son sınıfta kendi okullarına transfer etmek.

***

Bunların gazetesinde geçenlerde bir haber vardı. ‘‘Başarılı öğrencilere 200 milyarlık destek. Karneni, takdirnameni gönder, bizden ödül kazan...’’

Bu yöntemle Türkiye çapında başarılı çocuklara çengel atıyorlar, onları transfer ediyorlar, sonra da reklam için kullanıyorlar. Ne biçim Müslümanlık bu?

Öte yandan üniversite sınavı açısından bakıldığında, genel ortalamada ilk sırayı yine devlet liselerinin aldığı görülüyor. Ama devlet onların reklamını yapamıyor, sahip çıkamıyor. İşte o zaman meydan Fethullah tayfasına kalıyor.

Bunlar Türkiye'de yaklaşık 120 okul açmışlar ve onun goygoyculuğunu yapıyorlar. Oysa sadece İstanbul Borsası bugüne kadar 100 okul, Kadir Has, İzzet Baysal gibi hayırsever insanlarımız nice okullar, nice tesisler yaptırdılar. Halkımız, isimsiz kahramanlar bugüne kadar 30 bin adet okul yaptırdı. Ama onların reklamı, goygoyu, tantanası yok.

Varsa yoksa Fethullah! Ayıptır, günahtır be.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI