Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Akşener konuşuyor

Emin ÇÖLAŞAN

Gazeteci arkadaşım Hakan Akpınar'ın Meral Akşener'le yaptığı söyleşinin, bugün ikinci bölümünü okuyacaksınız. Hakan, zamanında Çiller'in sağ kolu olan Akşener'i 28 Şubat'ın üçüncü yıldönümünde iyi deşmiş, iyi konuşturmuş ve pek çok gerçeği gün ışığına çıkarmayı başarmış.

28 Şubat sürecindeki hilkat garibesi hükümette biliyorsunuz Bay Erbakan Başbakan, Bayan Çiller Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Akşener ise Çiller'in İçişleri Bakanı idi. Çiller bakanlığın yolunu bilmez, oraya uğramaz, hiç kimseyi tanımazdı.

Refahyol hükümeti Türkiye'yi perişan etmişti, felakete sürüklüyordu. İrtica Bay Erbakan ve ekibinin kanatları altında hortlamıştı. Sincan'da irtica geceleri düzenleniyor, günümüzün Hizbullah'ı Refahyol döneminde yeşeriyordu. Adalet Bakanı olan Şevket isimli şahıs, cezaevinde yatan Sincan sanıklarını bir tatil günü gizlice ziyaret ediyordu. Şimdi içeri alınan bazı Hizbullah mensuplarına o günlerde Bay Erbakan tarafından takdirname ve teşekkür belgeleri verilmiş olması boşuna mıydı?

Ne acıdır ki, günümüzde Necmettin Erbakan isimli bu şahsın yeniden siyasete dönmesi pazarlık konusu yapılıyor, buna göre Anayasa değişikliği ayarlanmaya çalışılıyor ve yüzümüz kızarıyor.

Bugün gerici kesimin ‘‘28 Şubat sürecinin üçüncü yıldönümünde’’ yaygara koparmasına bakmayın.

İrticaya karşı alınan 28 Şubat kararlarının altında Bay Erbakan'ın kapı gibi imzası var. Hem de Başbakan sıfatıyla! O yüzden, bu konuda ağzını bile açamaz.

***

Hakan Akpınar, Hürriyet'teki söyleşide Meral Akşener'i konuşturuyor. O Akşener ki, kendisini milletvekili yaptıran Özer Çiller'dir.

Emniyet Genel Müdürü Alaattin Yüksel'in makam odasını sabaha karşı basan İçişleri Bakanı Akşener, baskın emrini veren Tansu Çiller'dir.

Bazı medya mensuplarının özel telefon konuşmalarını dinleten, sonra bantları kamuoyuna açıklayan Meral Akşener'in, bu talimatı da Bayan Çiller'den aldığı bilinmektedir. Bunu zaten Hakan'a itiraf ediyor.

Dahası, Çiller'in kendisini kullandığını söylüyor.

Gerçekten merak ediyorum, bu ayrılmaz ikili ne oldu da birbirine düştü? Akşener şimdi velinimetlerini niçin suçluyor?

Bu işin perde arkasında çok ilginç gerçekler olması gerekiyor... Ama Bayan Çiller susuyor, Akşener o konulara hiç girmiyor.

Nedir hadise? Para mı, çıkar mı, başka şey mi? Bilinmiyor.

***

Meral Akşener ayrıca, Özer Çiller'le ilgili itiraflarda da bulunuyor. Partiyi Özer Çiller'in yönettiğini, adayları seçtiğini söylüyor.

Tamamen doğrudur ama çok eksiktir. Örneğin, Çiller başbakan olduğu dönemde, Özer Çiller'e MİT Müsteşarlığı tarafından Marmara Köşkü'nde zamanın MİT Müsteşarı Sönmez Köksal ve ekibi tarafından brifing veriliyordu. Bay Özer bu brifingi hangi sıfatıyla alıyordu?

Dahası, aynı kişi bürokraside atama kararnamelerini hazırlıyordu.

Yani diyeceğim şu ki, Meral Akşener konuşuyor ama eksik konuşuyor. Pek çok gerçeği açıklamıyor. Elbette açıklayamaz, çünkü o dönemde Tansu Çiller ne kadar suçluysa, o suçların bir bölümüne kendisi de ortaktır.

Yani Meral Hanım şu anda eski patronuna aba altından sopa göstermekle yetiniyor, Tansu Hanım yanıt veremiyor. Çünkü bir verse, arkasından başka şeyler gelecek. Bizim Hakan Akpınar çok öğretici bir söyleşi yapmış. Ellerine sağlık.

Zamanında bunlar Türkiye'yi yönetti! Erbakan'lar, Çiller'ler, Akşener'ler vesaireler! Ne dayanıklı, ne sabırlı ülkeymişiz biz.

ÖNCÜ REZİLLİĞİ

Sırası gelmişken burada bir konuya daha değinmek istiyorum. Bilen bilir, 18 Nisan 1999 seçimleri öncesinde Çiller ailesinin tetikçiliğini yapan Öncü isimli bir gazete vardı. Çiller ailesini eleştiren herkese ağır hakaretler yağdırırdı.

İğrenç, çirkin, yüz kızartıcı, belden aşağı hakaretler, iftiralar... Siyasetçi, gazeteci, işadamı, hiç fark etmezdi. İnsanların karılarına, çocuklarına bile sövülürdü.

Sahtecilikten hüküm giymiş, sabıkalı, hapis yatmış Memduh isimli bir tetikçi vardı. İşi Öncü'de küfretmekti.

O gazeteye isimsiz yazı yazanlardan biri de Özer Çiller'di.

Bunların bir de BTV isimli televizyonu vardı. Aynı hakaretler o pislik ekranda da sürdürülürdü. Bu kanal RTÜK'ün koruması altındaydı ve onca sövmeye bir iki gün kapatmadan fazlası asla verilmezdi!

Seçimler yapıldı, DYP ve Çiller ailesi hezimete uğradı.

Öncü Gazetesi ve BTV aleyhine yüzlerce ağır tazminat davası açılmıştı.

Şimdi o paraların bir kuruşunu bile ödemiyorlar. Battıklarını söylüyorlar. Haciz koysanız, üç masadan başka bir şey yok. Tazminat borçlarının 500 milyarı aştığı söyleniyor.

Geçenlerde Tansu Çiller, bendenizi telefonla aramıştı. Kendisine bu durumu aktardım. ‘‘Benim o gazeteyle ilgim yoktu ki, okumazdım bile’’ diye her şeyi inkár etmesin mi! Orada kocasının bile yazı yazdığını anımsattım.

BTV'yi Jet-Pa'ya, yani Jet Fadıl'a sattılar. Öncü'nün eski sahibi Bekir Altınok ile şimdiki sahibi Mehmet Göktürk, şu anda DYP Merkez Karar Kurulu üyeleri! Altınok ayrıca son seçimde DYP'nin İstanbul adayı idi.

Ortada bir Sülün Osman vaziyeti var. Sen koskoca bir parti başkanı olacaksın, sana ve ailene tetikçilik yapan gazetenin yıllar boyu sövmesine ve iftira atmasına göz yumacaksın, yargı kararıyla tazminatlar binince, o gazeteyle ilişkini inkár edeceksin.

Ayıptır Tansu Hanım, ayıptır.

Bir ibret belgesi olan bu konuyu önümüzdeki günlerde de yazacağım.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI