Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: 19 Mayıs'ın öyküsü

Emin ÇÖLAŞAN

ANKARA'da kurulu Başkent Üniversitesi tarafından çıkarılan Bütün Dünya isimli nefis bir aylık dergi var. Abone olmanızı, okumanızı öneririm.

(Tel: 0212 222 72 06. Faks: 0212 222 27 10).

Derginin son sayısında Yaşar Öztürk tarafından yazılan ‘‘Atatürk'ün Göremediği Bir Bayram: 19 Mayıs’’ başlıklı çok güzel bir yazı okudum ve içimden size özetle aktarmak geldi.

Yıl 1937. Atatürk Ankara Halkevi'nde gençlere hitap edecek. Kendisini bekleyen coşkulu bir kalabalık Dağ Başını Duman Almış marşını söylüyor. Kürsüye gelen Atatürk şöyle diyor:

‘‘Ben 1919 yılının mayıs ayında Samsun'a çıktığımda, elimde hiçbir maddi güç yoktu. Sadece Türk ulusunun soyluluğundan kaynaklanan ve benim vicdanımı dolduran yüksek bir manevi güç vardı. İşte ben bu ulusal güce, Türk ulusuna güvenerek işe başladım.

Samsun'dan Anadolu içlerine kırık dökük bir otomobille gidiyordum. Yanımda yaverim vardı. O kırık otomobilde hep düşünür ve yaverime sizin az önce söylediğiniz şarkıyı söyletirdim.

Ben bir gün Türk ufuklarında kesinlikle bir güneş doğacağına, bunun hareket ve gücünün bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç ulaşacağına öylesine inanmıştım ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum.

O şarkıyı okuyup yineletmekteki amacım, Türk'ün bu güneşi doğunca başarıya ulaşacağını anlatmaktı.

Bu nedenledir ki, biraz önce söylenen şarkı benim 18 yıllık bir anımı tazeledi. Sizlere teşekkür ederim.’’

***

Nereden geliyordu bu ‘‘Dağ Başını Duman Almış’’ marşı? Spor tarihimizin unutulmaz isimlerinden olan beden eğitimi hocası Selim Sırrı Tarcan, İsveç'e gönderilmişti. Oradan gelirken yanında bazı notalar getirdi.

Bir İsveç şarkısının notalarını biraz değiştirip Türkçe öğretmeni Ali Ulvi (Elöve) Bey'e verdi. Sözlerini Ali Ulvi Bey yazdı ve bu marş ilk kez 1916 yılında İstanbul'da beden eğitimi gösterileri sırasında okundu.

***

Atatürk, 19 Mayıs kutlamalarına ulusal bayram olarak hiç katılamadı. Onun Samsun'a çıktığı gün, önceleri sadece Samsun'da ve yerel anlamda ‘‘Gazi günü’’ olarak kutlanırdı.

1916 yılından beri mayıs ayının üçüncü haftasında beden eğitimi, gençlik ve spor gösterileri yapılırdı. 1927 yılında devreye Milli Eğitim Bakanlığı girdi ve bu kutlamalar bütün Türkiye'ye yayıldı.

Ancak yine ulusal bayram yoktu.

19 Mayıs 1938 günü Ankara'da yapılan kutlamalara Atatürk geldi. Hastaydı. O sırada Hatay sorunu vardı. Hatay'ı Türk toprağı yapmayı amaçlıyordu. Mersin'de düzenlenen askeri geçit törenlerine katılmak üzere oraya hareket etti.

Atatürk'ün yaşadığı son 19 Mayıs bu oldu.

***

1 Haziran 1938 günü, 19 Mayıs'ın ulusal bayram olması için Meclis'e bir yasa önerisi verildi. Gerekçesi şöyleydi:

‘‘19 Mayıs günü yurdun her bucağında Türk gençleri, sporcuları ve Türk halkı, topluca ve hep birlikte, evrensel tarihin dönüm günlerinden en büyüğünü kutlamaktadır.

Bu gün, tarihin insanlık ve uygarlık yararına olarak gidişini değiştirdiği bir gündür. Onun içindir ki, en büyüğümüz Atatürk, geleceğin güçlü zemini olan Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna bugünün ayrılmasını uygun görmüşlerdir.’’

Yasa 20 Haziran 1938 tarihinde Meclis'te kabul edildi ve ulusal bayramlarımız arasına 19 Mayıs günü de alınmış oldu.

Ama Atatürk, bu günün ulusal bayram olarak kutlanmasını hiçbir zaman göremedi. Ömrü yetmedi.

***

19 Mayıs günü Samsun'a 19 kişi çıkmışlardı. Mustafa Kemal Paşa, Albay Refet (Bele), Kurmay Başkanı Albay Kazım (Dirik), Kurmay Başkan Yardımcısı Yarbay (Ayıcı) Arif, Kurmay Binbaşı Hüsrev (Gerede), Sağlık Başkanı ve yardımcısı Albay İbrahim Tali Öngören ve Dr. Refik Saydam, Binbaşı Kemal (Doğan), Emir Subayı Teğmen Hayati, Başyaver Cevat Abbas (Gürer), Yüzbaşı Mümtaz ve İsmail Hakkı, Emir Subayları Yüzbaşı Ali Şevket ve Teğmen Muzaffer, Karargáh Komutanı Yüzbaşı Mustafa, İaşe Subayı Yüzbaşı Abdullah, şifreci kátipler Faik ve Memduh ve Şifre Yardımcısı Üsteğmen Hikmet (Gerçekçi).

Atatürk'ün bu kadroyu hiç unutmadığı anlaşılıyor. Daha sonra aralarından valiler, generaller, milletvekilleri, büyükelçiler çıktı. Hatta ölümünden sonra Dr. Refik Saydam başbakan oldu.

Ancak Samsun'a çıkan bu kadrodan bir kişi idam edildi.

İstiklal Harbi'nde tümen komutanı olarak görev yapan Kurmay Başkan Yardımcısı Yarbay Ayıcı Arif Bey, İzmir'de ortaya çıkarılan Atatürk'e suikast girişimine katıldığı iddiasıyla İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı ve asıldı.

İşte size 19 Mayıs'ın ve Dağ Başını Duman Almış'ın kısacık bir serüveni.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI