Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dünya futbolunun neresindeyiz?

ÜLKEMİZDE yetişen futbolcuları sayısal ve kalite olarak değerlendirdiğimizde, haklı olarak “yetersiz” diyebiliriz.

Ancak, oyuncu gelişim şartlarına baktığımızda durumun görüldüğünden çok farklı olduğu anlaşılacaktır. Şöyle ki...
2010-2011 verilerine göre, 27 Avrupa Birliği ülkesinde yaklaşık beş milyon Türk vatandaşımız yaşıyor. Bu beş milyon Türk vatandaşının çocuklarından 5 Büyük Lig’de (İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya, Fransa) yer alan 18 futbolcu var.
Türkiye’de 74 milyon nüfustan ürettiğimiz oyunculardan 5 Büyük Lig’de oynayan oyuncu sayısı ise yalnızca 5.
2010-2011’de U-17 Dünya Üçüncüsü olan Alman Ulusal Takımı kadrosunda 8 Türk oyuncusu yer almıştır.
Hollanda 1. Ligi’nde Avrupa’da yetişmiş 4 Türk futbolcu oynuyor.
Bu durum açıkça şunu gösteriyor. Türk gençlerinde bir yetenek yetersizliği yok. Olan uygun ortam farkıdır. Yani, hiçbir tohum uygun ortam oluşmadıkça ürüne dönüşmez.
Türkiye’de Spor Toto Süper Ligi’nde yer alan oyuncuların yüzde 15’i Avrupa kökenli. (Kaynak TFF)
Genç Milli takımlarımızın ortalama olarak yüzde 19’unu (yıllara göre değişiyor) Avrupa’da yetişmiş futbolcular oluşturuyor. Hiçbir Ulusal takımımızın elde ettiği bir başarı yok.
2002-2004 yılları arasında FIFA sıralamasında ortalama 7. olan Türk futbolu, şu anda 29. sıraya kadar gerilemiştir.

Altyapı bitti

Kulüpler Birliği ve TFF’nin bilinçsiz ve sorumsuz ittifakı sonucu serbest bırakılan yabancı oyuncu transferi, sportif başarıyı küçülttüğü gibi, beş yıl öncesine göre altyapıdan oyuncu katılımını da yüzde 65 azaltmıştır.
Yabancı ülkelerde yetişip Bank Asya 1. Lig, Spor Toto 2. Lig, Spor Toto 3. Lig ve altyapıda yer alan oyuncuların sayısını bilmiyoruz ama yüzde 20’nin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Kendi altyapısından yetişen oyunculardan yararlanma oranı en düşük olan ülke Türkiye (yüzde 8.9). Almanya ise yüzde 19, İspanya yüzde 29.2 (Kaynak TFF).
Futbolcunun yetişmesi hasat yasası gibidir. Doğru tohum, doğru zemin, doğru zaman, doğru bakım, doğru süreç ve doğru ürün.
18 aylığına Hiddink’e 25 milyon lira ödeyen Türkiye bu parayla ülke futbolunu geliştirebilecek çok önemli projeleri hayata geçirebilirdi.

Sonuç

Türk Futbolu’nun tabanı yok, planı yok, katılanı yok, yöneteni yok, adaleti yok , kültürü yok. Nesi var? Şikesi var, şiddeti var, haksızlığı var, ihaneti var ve bunları güvence altına almak için de Bakanlığı, özerkliği ve Birliği var!..

Futbolumuzun sorunları

1-Kurumsallaşma mı?
2-Denetim mi?
3-Transfer mi?
4-Üretim mi?
5-Eğitim mi?
6-Kaynak mı?
7-Özerklik mi?
8-Fiziksel altyapı mı?
9-Coğrafi farklılıklar mı?
10-Kültürel aykırılıklar mı?
11-Siyasi müdahale mi?
12-Aktif katılım mı?
13-Kitlesel baskılar mı?
14-Finans mı?
15-Plan mı?

Ne yazık ki, bunların tamamı...
Türk Futbolu’nun gelişmesine en büyük engel, yönetici yetersizliğidir. Bir yöneticinin yetki sahibi olup da yetkinliği olmaması bir kulüp için en büyük tehdittir.
Tümüyle olmasa bile, genelde kulüpleri kimlerin yönettiğine baktığımızda, konu bilgisi yetersiz, kurumsallaşmayı benimsememiş, kulüp potansiyeline uygun kararlar verememiş, bugünü dünden ayıramamış, işe uygun profesyonel yöneticilerden yararlanmayı bilememiş, paydaşların rolünü algılayamamış, rekabet şartlarına uygun pozisyon alamamış, açıklığı, denetimi, mali disiplini kabullenmemiş yöneticilerin yönettiği Türk Futbolu, bulunduğu yeri ve yaşadığı olayları fazlasıyla hak ediyor.

X