Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

DTP Meclis’i terk etmemelidir

AHMET Türk’ün cumartesi günü yaptığı açıklama yasaklanmayan 19 DTP milletvekilinin TBMM toplantılarına katılmayacağı ama milletvekillikten istifa etmeyecekleri şeklinde anlaşıldı.

Daha doğrusu, Türk, parti kapanmadan önce ilan edilen “sine-i millet”e dönme kararını uygulamayacakları izlemini yarattı.


Ancak “sine-i millet”e dönmekte kararlı oldukları bu hafta başında belli oldu. Diyarbakır’a giden milletvekilleri kararlarını vurguladılar.


Arada kimlerin konuya müdahil olduğu veya DTP’lilerin kendi aralarında nasıl bir tartışma yaşadıkları şimdilik belirsiz.


Öte yandan bu milletvekillerin temsil ettikleri bazı illerin Sanayi ve Ticaret Odaları Başkanları kendilerine TBMM’yi terk etmemeleri çağrısında bulunuyor.

Kaosun daha da büyümemesi için DTP milletvekilleri istifa etmemelidir.


Anayasa Mahkemesi
’nin kararı Güneydoğu’da büyük infial yaratmıştır, hatta bazı kendini bilmezler tepkilerini kalkışmaya çevirmeye çalışmışlardır ama eğer bir arada yaşama iradesi hâlâ ayakta ise DTP Meclis’i terk etmemelidir.

* * *


DTP’li milletvekillerin “sine-i millet”e dönmemeleri için kanımca hem TBMM’deki diğer partilere, hem de ve daha önemlisi Cumhurbaşkanı’na görev düşüyor.


Partilere düşen görev; istifalar TBMM’de oylanırken diğer milletvekillerin “hayır!” oyu kullanması değil. İstifa tek taraflı bir irade beyanıdır, iradeyi beyan eden kişi dışında oylanması saçma bir eylemdir. Hiçbir anlamı yoktur.


TBMM’de temsil edilen partiler DTP’nin TBMM’den ayrılmasının “fayda-maliyet” analizini yapmalı ve bu analiz sonucuna göre muhalefet partileri DTP’li milletvekillerine sıcak bir çağrı çıkarmalıdır.


İktidar
ise kendi kapanma davasından yırttıktan sonra üzerine yattığı Siyasal Partiler Kanunu’nda gerekli değişiklikleri yapmak üzere ivedilikle harekete geçmeli ve Ahmet Türk’ün haklılık payı taşıyan “TBMM’de kalsak ne değişecek ki!” serzenişine bir cevap oluşturmalıdır.


Eğer AKP seçim barajını %5’e düşürecek bir hamle yaparsa “demokratik açılım” ilk anlamlı adımını atar. “Açılım” yeniden bir heyecan kazanır.

* * *


DTP
’liler için yapılacak en önemli girişim Cumhurbaşkanı’nın DTP’li milletvekillerini Köşk’e davet edip, kararlarını değiştirmeleri için ricada bulunmasıdır. Cumhurbaşkanı kimsenin iradesine zorla müdahale edemez ama devlet adına DTP’lilerden kararlarını gözden geçirmelerini istemesi çok anlamlı bir jest olur.

* * *


Eğer DTP “demokratik çözüm” istiyorsa ve bu uğurda katkıda bulunmak arzusunda ise, üzüntüsünü ve tepkisini beyan etmek dışında, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla ne demek istediğini anlamaya da çalışsın.


Ben kendilerine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesini kısaltarak bir kez daha hatırlatmak isterim:


1)
Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek kurmak... haklarına sahiptir.


2)
Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması... veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir...


DTP, istediği politikaları savunabilir ama şiddetle arasına mesafe koymak zorundadır.


Bugün herkes ama herkes DTP ile PKK’yı irtibatlı görmektedir ve ülkede Kürtlerin önemli bir kısmı da dahil büyük çoğunluk bu durumu kınamaktadır.

X