Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Doğru Yol Partisi ne yapabilir?

<B>GÜNLERDEN </B>12 Aralık 2004 Pazar. Haber Türk televizyonunun Basın Kulübü programının konuğu, bir önceki cumhurbaşkanımız <B>Süleyman Demirel.</B>

Demirel'in konuşmaları bana 2004 yazında bir rastlantı sonucu tanıştığım bir Doğru Yol Partisi ileri geleniyle yaptığımız konuşmayı anımsatıyor.

Süleyman Demirel'in düşüncelerine ilk kez yakınlık hissettiğimi fark ediyorum. Eski Cumhurbaşkanı, merkez partilerin iki duvar arasında ilerlemek zorunda olduklarını söylüyor: Bu duvardan birinin laiklik, ötekinin üniter devlet olduğunu işaret ediyor.

Bunları açıkladıktan sonra, DYP'nin bir toplantısında söylediği hedefi tekrarlıyor ve kırk yıllık eski yol arkadaşlarını DYP'ye davet ediyor.

AKP'yi değerlendirirken, ‘Bu arkadaşlar yüksek mahkeme tarafından kapatılan dört partinin içinden geliyorlar. Siyasal mirası reddettiklerini henüz kanıtlamadılar’ diyor.

Tahminime göre, AKP'nin laiklik ve üniter devlet duvarları arasında, bu duvarlara toslamadan yürümeyi başaramadığını söylemek istiyor. AKP'nin henüz reddedemediği miras, Milli Görüş partilerinin (Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet) üst üste birikmiş mirası!

Demirel dolaylı da olsa DYP'ye laiklik ve üniter devlet duvarları arasında yürümesi gerektiğini söylüyor ama bunu başarmasının olanaksızlığını da ima ediyor.

* * *

DYP ve DYP'nin ataları olan Süleyman Demirel'in Adalet Partisi ve Celal Bayar ile Adnan Menderes'in Demokrat Partisi'nin üniter devlet duvarına hiçbir zaman toslamadıklarını söylemek zorundayız. Buna karşın, AKP ve kapatılan dört parti geriliminde olmasa da bu iki parti (DP, AP) Cumhuriyet'in laiklik ilkesiyle zaman zaman takışmıştır.

Takışmasının iç rasyonel nedenleri vardı. Çünkü 1946'dan Milli Nizam Partisi'nin kurulduğu Ocak 1970'e kadar, laik Cumhuriyet'e muhalif bütün İslami görüşler önce Demokrat Parti'nin sonra da Adalet Partisi'nin oluşturucu öğeleri arasında bulunmaktaydı.

1970 ile 2000 arasında İslami görüşlerin bazı temsilcileri DYP ve ANAP'ta hálá barınmaktaydılar. Artık AKP ile Saadet Partisi bu sektörün bütün alanlarını kapattıkları için, Türkiye'nin siyasal partiler yelpazesi evrensel niteliğe uygun bir duruma gelmiş bulunuyor.

* * *

Doğru Yol Partisi kendini eğer bir merkez partisi olarak tanımlıyorsa, laiklik ile üniter devlet ilkelerini, arasında yürüyeceği iki duvar olarak kabul etmek zorundadır. DYP'nin Cumhuriyet'in kurucu ilkeleri ve demokrasi ile hiçbir sorunu olmamak gerekir.

Postmodern ve globalci ekonomistlerin söylediklerine bakmayın, kapitalizm ve liberalizm anti-statükonun değil, statükonun temel direkleridir. Ama yenilik bir başka yerde: Rasyonel sanayi ve tarım yatırımları ile adil vergi ve gelir dağılımı programlarında; işsizliğe çare olmakta ve gelecek umudu vermekte... DYP işte bu yenilik içinde AKP için çok ciddi bir rakip olabilir! Ama heyhat! DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, DYP'nin gözünün hálá AKP ve SP'nin ambarında olduğunu ağzından kaçırıyor: ‘İmam hatip liselerini ve Kuran kurslarını biz açtık. Yine açarız. Bunu yaparken oy hesabı yapmadık. Yıllarca türban diyenler ne yaptılar?’ (Sabah, 10.03.05)

Ama DYP, AKP'leşerek çağının çağdaşı bir parti olamaz, kendini yenileyemez, küresel kapitalizmi yorumlayamaz. Dolayısıyla geleceği olmayan parti kimliğinden kurtulamaz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI