Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Doğalgaz hattı adını aldığı opera gibi

VALS ve opera eşliğinde Viyana’da akşam yemeği. Masadakiler müzikten çok, mekanik işlerle meşgul.

Para, kilometre, hat, şu ülke, bu ülke, doğalgaz, demir, çelik, Rusya, AB, şirketler ve devamı.

Çalınan Lehar, Strauss, Verdi, ı-ıhh, masadakiler hesap kitapla haşır neşir. Aynı zamanda birbirlerine karşı tetikte. Gözler fıldır fıldır. Uzun gecenin sonunda yine de, anlaşma sağlanıyor.

Türkiye’den başlayarak, Bulgaristan, Romanya, Macaristan’dan geçerek Avusturya’ya uzanacak doğalgaz boru hattı için nihayet karar veriliyor.

Masadakiler müziğin farkına belki de, o anda varıyor. O anda çalan Verdi’nin Nabucco Operası.

Tamam, doğalgaz hattına isim hemen veriliyor, Nabucco Projesi.

AŞK VE ENTRİKA

Nabucco Operası Kudüs’te geçiyor.

Opera Yahudilerin Babil’den sürgün edilmelerini anlatıyor. Babil Kralı Nabukadnezar dönemi. Taht kavgaları, türlü entrikalar ve aşk.

Doğalgaz projesinde de, aşk hariç, ülkelerin ve şirketlerin her türlü manevrası mevcut. Proje, adını aldığı opera gibi.

Pek çok uzun görüşmeler sonucunda, AB’den mesaj geliyor. “Haydi, bu çarşamba Ankara’da imzalayalım”.

Yani, yarın. Ama, galiba gelecek salıya kalıyor.

Nabucco bazı AB ülkeleri için hayati bir proje. Rusya’ya bağımlılıktan kurtarıyor onları.

Türkiye temel ülke. Orta Asya’dan gelecek doğalgaz Türkiye’den AB ülkelerine gidecek. Bir kısmını da Türkiye kullanacak.

İKİ SORUN

Görüşmelerin uzamasının altında iki sorun var.

1- Enerji konularında Türk ve AB Hukukunu eşitlemek gerek. Projenin yürümesi iki hukukun denk hale gelmesine bağlı. Oysa, öyle değil.

2- Fiyat. Enerji kaynaklarına yakın ülke Türkiye. Türkiye’nin ödeyeceği fiyat, AB ülkelerine göre, bin metreküp başına en az 70-80 dolar daha ucuz olması gerek.

Projenin imza günü eli kulağında, hala mırın kırın edenler var. Ülke ve şirket olarak.

ABD DEVREDE

Projeyi Amerika da yakından izliyor.

Dünyanın her yerinde enerji projeleri hep zor projeler. Nabucco da öyle. İşi kolaylaştırmak için, Amerika zaman zaman tavsiyelerde bulunuyor. Enerji dünyasına global açıdan yaklaşıyor, anlaşmazlıkları gidermekte rol oynuyor.

Son olarak bu çarşamba ya da gelecek salı imzalanacak lafları çıkınca, durumu Amerika bir kez daha kontrol ediyor. Bir Amerikalı dün:

“Acaba fırsat mı kaçıyor, proje yine geç mi kalıyor, diye endişe ediyorum.”

Projenin imza gününü bizim Dışişleri biraz erken mi açıklıyor yoksa doğru bilgi mi,

bunu bir kaç gün içinde öğreneceğiz.

Farklı stilde topa koşarak vuruyor

“ORMANDA yol ikiye ayrılıyor, ben daha az yürünen yolu seçerim”. Bu cümle Amerikalı bir şairden alıntı.

İki gün önce, “gelmiş geçmiş en büyük tenisçi” ünvanını kazanan Roger Federer’in hayatına yön veren cümle işte bu. Daha az yürünen yolda, daha farklı hüner göstermek mümkün.

İsviçreli Federer geçen pazar, 4.5 saat süren maç sonunda Amerikalı Roddick’i Wimbledon’da yenerek, 15. şampiyonluğunu ilan ediyor. O artık “bütün zamanların en büyük tenisçisi”.

Ezber dışına çıkmak. Bu sözün spordaki tercümesi stil değiştirmek. Örneğin, yıllarca yüksek atlamada makas yapmak bir stil iken, bu değişiyor, sırtüstü atlayışla yeni rekorlara ulaşılıyor.

Teniste de, hocaları Federer’e “iki ayağının üstünde dur ve topa öyle vur” diye ders veriyor, tenisin değişmez kuralı.

Federer itiraz ediyor, topa koşarak vurmanın daha başarılı sonuç getireceğinden emin. Öyle yapıyor, tenise getirdiği yeni stil, ona spor tarihinin sayfalarını açıyor.

Bu teknik ayrıntı ötesinde, beni hayran bırakan, başarı karşısında aldığı tavır, gösterdiği tevazu.

Ne aşırı gösteri, ne çılgınca hoplama, zıplama, ne büyük laflar, ne ona buna kinaye, şampiyon ve adam gibi şampiyon.

Bizde pek çok kişinin kulağına küpe olmak üzere.

X