Dış ticarete yeni ‘trend’ler

Salih NEFTÇİ
Haberin Devamı

Temmuz ayı geçici dış ticaret rakamları dün açıklandı.

Dış ticaretteki gelişmeler, önümüzdeki dönemde dikkatleri daha çok çekecektir.

Tartışma zamanı geldi.

DEĞİŞEN ÖNEM

Dış ticaret birçok yıldır gündemde değildi.

Dolar-mark paritesindeki oynamalar, Merkez Bankası'nın izlemekte olduğu sabit ‘‘reel kur’’ politikasıyla birleşince, TL'nin 1996 yılındaki aşırı değeri büyük çapta ortadan kalkmıştı.

En kaba şekliyle durum şöyleydi:

Türkiye'nin dış piyasalardaki başlıca rakipleri, Asya ve Latin Amerika paralarını büyük çapta dolara bağlamışlardı. Bu paralar da dolarla birlikte hareket ediyordu.

Oysa Türkiye, Avrupa ile olan önemli ilişkilerinden dolayı parasını ancak yarı yarıya dolara bağlamıştı. Dolardaki artışlar, TL'ye sadece yarı yarıya yansımaktaydı.

Dolar yükselince, TL, Asya ve Latin Amerika paralarına karşı değer yitiriyor, Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki rekabet gücü artıyordu.

Asya krizi başlamadan önce durum böyleydi.

ASYA KRİZİ

Kriz bir yanda Asya'da büyük devalüasyonlara neden olurken, diğer yanda Asya paralarının dolarla olan yakın ilişkisini kopardı. (Latin Amerika ülkelerinin parası ise dolara bağlı kalmaya devam etti.)

Ayrıca Asya'da ve Rusya'da bilinen çalkantılar yaşandı.

Temmuz ayı dış ticaret rakamlarına baktığımızda bu gelişmelerin ilk etkilerini görüyoruz. Rusya krizi ise temmuz ayı rakamlarında yok. Bunu ayrıca tartışacağız.

Şimdi verilere bakalım.

VERİLER

Temmuz ayında ihracat yüzde 4.2 azalırken, ithalat yüzde 0.2 düştü.

Ama önemli olan bu rakamların ayrıntıları ve yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayan trendler.

Konuyu ‘‘dikkatli bir şekilde’’ ele alma durumundayız. Gördüklerimiz şunlar:

İthalat rakamlarında düşen petrol ve hammadde fiyatlarının önemli etkileri görülüyor. Eğer hammadde fiyatları düşmemiş olsaydı, temmuz ayı ithalatı kabaca yüzde 5 kadar artmış olacaktı. Demek ki burada Asya krizinin olumlu bir etkisi var.

İhracat verilerindeki gerileme ise sanırız artık bir trende dönüşmüş durumda. Grafiklere baktığımızda geçen kasım-aralık ayından başlamak üzere ihracat rakamlarının genel bir düşüş trendine girdiğini görüyoruz. (Mevsimlik hareketleri bir kenara koyduktan sonra.) Son dört ayın üçünde ihracat rakamları gerilemiş bulunuyor.

İhracattaki düşüşün önemli nedeni, elbette değişmiş olan uluslararası rekabet koşulları. Ancak düşüşün bir kısmı da inen hammadde fiyatlarının ihraç mallarına yansımasından kaynaklanıyor. Ucuzlayan ihraç malları da ihracatı azalmış gibi gösteriyor. Bu da unutulmamalı.

Bütün bunların yanında, dış ticaret rakamlarındaki gelişmelerin ayrıntıları da önemli.

Bu hassas konuyu burada ele almak istemiyoruz. Ancak piyasa profesyonelleri bu kritik göstergenin kalemlerini dikkatle incelemek durumunda. Sanırız yararlı bilgiler bulacaklar.

SONUÇ

Kur ve fiyat hareketlerinin dış ticarete yansıması aylar alan bir süreç. Uluslararası piyasalarda değişmiş olan rekabet avantajı rakamlara daha yeni yansımaya başladı.

Rakamlar nisan ayından itibaren Türkiye dış ticaretinin değişik bir çizgi üzerine oturduğunu gösteriyor.

İhale

HAZİNE'nin dünkü ihalesi başarılı geçti. Hazine 396 trilyon TL'lik satış yaptı. İyi bir hacim. Bu kâğıdın likit kalıp, aktif biçimde trade etmesi şaşırtıcı olmayacak.

Faiz ise yüksek çıktı, yüzde 137.33. Döviz cinsinden bakıldığında yıllık yüzde 35 gibi bir seviyeye geliyor. Ancak Brezilya'da geceliklerden döviz cinsi yüzde 40-45 getiri elde edildiği de unutulmamalı. Dünyanın içinde bulunduğu koşullarda Hazine'nin başka çaresi yok gibi görünüyor.



Yazarın Tüm Yazıları