"Banu Şen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Banu Şen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Banu Şen

Deniz bana mücadele etmeyi öğretiyor

Kesintisiz 21 senedir o koltukta... Çok tartışıldı, eleştirenler de oldu, rakipleri de çıktı. Ancak o; Mayıs’ta yapılan seçimlerde yine üyelerinden en fazla oyu alıp, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi. 1992’den bu yana İTO’nun kaptanlığını kimseye bırakmayan Ekrem Demirtaş, hem seçim sürecini, hem de başlayan dokuzuncu dönemini Hürriyet Ege’ye değerlendirdi. Ama yine bir ilkle!

Deniz bana mücadele etmeyi öğretiyor

Onu hiç böyle görmediniz, denize tutkusu bilinse de teknede ne fotoğraf, ne röportaj verdi. Ekrem Demirtaş’la Çeşme’den teknesiyle sabahın ilk ışıklarıyla demir aldık. Altı saatlik deniz yolculuğuna çıkıp, Midilli’ye yelken açtık. Yol boyunca dümeni elinden bırakmadı, gözünü denizden, ufuktan ayırmadı. Ama kimi zaman da bilgisayarla bir yandan işlere göz atmayı, telefon görüşmelerini sürdürdü. Tahminimden daha kısa sürede, keyifli bir deniz yolculuğuyla bizi Midilli’ye ulaştırdı. Sohbet hep hayat ve deniz arasında gitti geldi. Midilli’de ise limana adım attığımız andan itibaren, etrafını “Ekrem Başkan” diye tanıyanlar sardı.

Seçim süreci artık geride kaldı. Rakiplerinizi, seçimi yeniden başkan seçilmenizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Denizden korkmayan denize açılmamalı. Prensip bu zaten. Gireceğin işi başından gözüne kestireceksin ‘Yapabilir miyim’ diye öyle gireceksin. ‘Gireyim de olursa olur, olmazsa olmaz. Yıldız parlatırım’ falan diye bir işe girilmez. Yola çıktıysan kendine güveneceksin, güvenmezsen çıkmayacaksın. Güvendiğin zaman da zaten mutlaka gideceğin limana varacağını bilirsin. Hayat hep mücadele. Sakin bir havada giderken, bir anda fırtınayla karşılaşabilirsiniz. Önemli olan fırtınaya karşı nasıl hareket edeceğini bilebilmek. Seçimlerde yolda fırtına yoktu.

Bundan sonrası için Oda’da her şey geride kaldı diyebilir miyiz?
- Seçim tabii ki demokratik sistemin gereği, tabii ki yapılacak ve bitecek. Önemli olan seçimden sonra seçim ortamını sürdürmek. Yanlış olan odur. Seçimden sonra seçimi tamamen unutup, artık hizmete doğru yönelmek gerekiyor. Önüne gelen konuya sarılıp da, onu yapacak biri çıktığı zaman, hiçbir şey yapamazsın. Onun için mutlaka bir planlama gerekiyor. Denizde de aynı. Denize çıkmadan önce harita üzerinde plan yaparsın ve zamanlamasını da yaparsın. Önemli olan belirlediğin saatte limana varmaktır. Onun için bu dört yıllık süreçte biz de bazı hedefleri ortaya koyduk ve hedeflere doğru yürüdük.

Deniz bana mücadele etmeyi öğretiyor

Zaten kazanacağımı biliyordum

Önümüzdeki dönemde öncelikli hedefleriniz?
- 2017’ye kadar görevdeyiz. Alabilirsek 2020 EXPO’ya üç yıl kala demektir. EXPO hazırlık sürecinin yaşandığı çok önemli yıllar olacak. Bir de 2023’te Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına altı sene kalmış olacak. Onun için 2023 hedefleri ve İzmir’i geliştirmek üzere stratejik plan yapılmalı. Ona göre hangi sektörde ne yapılmalı, sektör sektör planlanacak... Böyle bir stratejik plan yapıyoruz. Zaten kazanacağımı bildiğim için seçimden önce çalışmalara başladık, şimdi de devam ediyoruz. 1992’de seçildiğim zaman, sadece şu anda başkanlığın bulunduğu bina alanı bize yetiyordu. Sonrasında yetmemeye başladı, bunun üzerine karşısındaki binayı aldık. Artık o da yetmiyor. Gelenlerin arabalarını koyabileceği otoparkı, toplantı salonları gibi çağdaş ve modern yeni bir hizmet kompleksine ihtiyacımız var. Ona çalışıyoruz. Anketler yapıyoruz üyelerimize. Sonuçlara göre binamızın yerini belirleyip, hemen projeye başlayacağız.

Midilli’ye doğru gidiyoruz... Geçen dönemlerde de Yunanistan, özellikle de adalarla ilgili çalışmalar yaptınız...
- Yunanistan’la olan ilişkilerde roller değişti. Biz önceden gidiyorduk ‘Gelin ticaret yapalım, ilişkilerimizi genişletelim, düşmanlığı bitirelim güzel ortam olsun, siz de bize gelin’ diyorduk. Gittiğimiz zaman üç beş Yunanlı ile konuşuyorduk, ilgi göstermiyorlardı. Şimdi artık onlar gelip ‘Fuarımıza gelin, birlikte şunu yapalım, bunu yapalım’ diyorlar.

Gelişmeler, yeni anlaşmalar, yeni projeler var mı?
- Ben yıllarca söylemiştim... İzmir - Selanik feribotu. Şu anda işlemleri tamamlanmak üzere, hiçbir şekilde bizden katkı, destek istemeden kendileri başlatıyor. TIR taşıyacak, yük taşıyacak bir feribot hizmete girecek. Ayrıca yolcu taşıyan feribot da koyacaklar. Eskiden kendi fuarlarında bize yer vermiyorlardı. Şimdi Midilli Fuarı’na davet ettiler. 100 kişiyi aşan bir grupla Ticaret Odası Midilli’de. Geçenlerde Yunanistan Elçi Müsteşarı İzmir’e geldi ve iş adamlarına ‘Bir günde Yunanistan’da şirket kurabilirsiniz’ diye tanıtım yaptı. Daha önce aylarca bir çalışma, çaba ile bir şirket kurulamıyordu.

Deniz bana mücadele etmeyi öğretiyor

Gezi’nin EXPO’ya olumsuz etkisi yok

EXPO 2020 adaylığımıza dönecek olursak... Gezi olaylarının etkisinin nasıl olacağını düşünüyorsunuz?
- Paris’te çok sayıda görüşme fırsatı buldum. Hemen hemen hepsi Türkiye’de olanların farkında. Belki nezaketlerinden, belki çok fazla önemsemediklerinden, çok fazla üstünde durmadılar. Ama mutlaka onlar da CNN’deki görüntüleri, TOMA’ları, biber gazlarını, eli sopalı insanları seyrediyorlar. Ben de izledim. Bunlar bize, Türkiye’ye yakışan görüntüler değil. Her insanın demokratik özgürlükleri vardır. O özgürlük nereye kadardır? Yasalara kadardır. Demokratik görüşünü ortaya koyanların, yasalar çerçevesi içinde koymaları, o çerçevenin içerisinde kalmaları gerekmektedir. İş yerlerinin camlarının kırılması, kaldırım taşlarının sökülmesi, polislere saldırılması sonucunda, etki tepki ortaya çıkıyor. Etkiye karşılık tepki ortaya koyuluyor, ikisi de doğru değil. Doğru yolu bulmamız gerekiyor. Daha alacağımız mesafe var. EXPO’ya şu anda olumsuz etkisi var diyemeyiz.

Peki bu kadar seçim deneyimi olan bir başkan olarak, EXPO yarışını şu ana kadar nasıl değerlendiriyorsunuz?
- İzmir’in artık fazla zamanı kalmadı. Geriye sayım başladı. 27 Kasım’a çok az bir süre var. Şu ana kadar yapılanlar yapıldı, geriye kalan vakitte ne yapacağımızı bilmemiz gerekiyor. Defalarca söyledim biz EXPO’yu alacaksak, bunun; Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, İçişleri Bakanımızın, Türk okullarının ve bizim çabamızla olacağını ifade ettim. Başta Cumhurbaşkanı’nın diğer ülkelerin cumhurbaşkanları ile temas kurarak bizim için oy istemesi gerekiyor. Çünkü bazı ülkelerde cumhurbaşkanı karar veriyor bu işe. Bazı ülkelerde başbakanlar karar veriyor, bu ülkelere de Başbakanımızın gitmesi lazım. İçişleri Bakanının da bütün ülkelerle temaslar kurması, çalışması gerekiyor. Türk okulları da bir çok ülkede etkin, onların da çok katkısı olacak. Ama biz de elimizden geleni yapmalıyız. EXPO’nun başında Sayın Valimiz olduğu için ona çok büyük görev düşüyor. Genel kurulu da izledi. Artık bu takımı iyi yönetmesi gerekiyor.

Deniz bana mücadele etmeyi öğretiyor


Kültür balıkçılığı organize bölgesi

Denizle ilgili projeleriniz vardı?
- Karaburun Körfezi dahil olmak üzere balık çiftliği doldu. Bu çiftlikler döviz getiriyor. Kıyıdan ulaşımı sağlasa da kıyıda depolama yapamazlar. Kıyıda baraka yapmış, oradan destek almaya çalışıyor. Çeşme yarımadasında bir güney bir de kuzeyde böyle bir lojistik bölge yapılmalı. Kültür balıkçılığı organize bölgesi yapılmalı. Bazı balık çiftlikleri kıyıya çok yakın yerlerde. Oysa bu organize bölgeler yerleşim bölgelerini rahatsız etmeyecek. Çevrecileri de sevindirecektir.

Hayat da deniz gibi

Midilli’de görüşmeleri tamamlayıp yolculuğa devam edeceksiniz... Seçim yorgunluğunu denizde mi atacaksınız?
- Seçim yorucu değildi aslında, ama uzadı. Çok uzadığı için sıkıntı vardı. Ben de seçimden sonra on gün çıkacağım diye düşündüm. Önce Midilli, oradan Kuzey Ege’yi dolaşacağım. Aslında herkes güneye gider, ama güneyde mavi yol var, kuzeyde ise çok güzel yeşil yol var. Midilli, Bozcaada, Gökçeada, oradan Selanik, adalar... Sonra dönüp geleceğim.

Teknede dümeni hiç bırakmıyorsunuz...
- Her şeyi kontrol etmek zorundasınız. Rüzgar nereden geliyor yelkeni ayarlamak zorundasınız, bir yandan rotanızı kontrol etmek zorundasınız. Çok yönlü bir şey deniz. Hayatta da aynı şey... ‘Nereden tehlike gelecek, nasıl para kazanmalıyım, nasıl bir iş yapmalıyım’ gibi. Deniz bana mücadele etmeyi de öğretiyor. Doğayı yenme, rüzgarı yenme güzel bir duygu.

Hep hayat ve deniz arasında bağ kuruyorsunuz. Hayat yeni atılanlara, yola yeni çıkanlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
- Hedefi tespit etmek gerekiyor. Nereye varmak istiyor, ne olmak istiyor, ne yapmak istiyor onu belirlemesi lazım. Belirledikten sonra o yola nasıl gidecek, nasıl ulaşacak, çaba göstermesi gerekiyor. Şunu da bilmek şart; ‘Hayat dalgalı bir deniz gibidir’ onun için bütün bu dalgalarla savaşacak, mücadele edecek heyecanı hiç kaybetmemek, morali bozmamak gerekiyor. Rotayı, hedefi belirleyip, ona giden yolda ısrarla çaba göstermek gerekiyor.

10 yılda bir kere orkinos yakaladım

Başka neler yapıyorsunuz? Balıkta şanslı mısınız?
- Oltalar atılı. Balık tutmak bir şans meselesi, ‘Gel buraya oltaya takıl’ diyemiyorum. Vazgeçmemek gerekiyor. Hedefiniz balık tutmaksa, tutacaksınız ve ısrar edeceksiniz. Oltayı attınız, bir saat geçti yakalayamadınız, oltayı geriye çektiniz... O zaman balık tutamazsınız. Ben yıllardır bu denizdeyim, geçen sene ilk defa büyük orkinos yakaladım mesela. Şans 10 yılda bir güldü.

X